by Bogus » Sat Jul 28, 2007 4:37 pm
Harika sorular... Hepsini cevaplayayım.
Ã?ncelikle arabanın altından başlamak istiyorum.
Dediğiniz gibi Gülşah insanlığını her geçen gün kaybediyor. Daha doğrusu bizim insan dediğimiz şeyden giderek uzaklaşıyor. Ama bunun sonucunda daha doğal bir yaratığa dönüşüyor.
İlk insanları, en doğal insanları düşünün. Biz bugün yavru tavşan çok sevimli diye onu yemeyiz, sempati duyarız. Halbuki eskiden boynunu kırıp çiğ çiğ yiyorduk. Zaten doğadaki bütün canlılar diğerinin düştüğü durum için üzülmez. Gülşah'da artık bu yolda. Elindeki yeşil sakız kutusu onun insanlığını aklında tutatn tek şey ama o bile git gide kızın hayatındaki işlevini ve önemini kaybediyor. İçine para atıldığında duraklaması, neydi bunlar diye düşünmesinin nedeni bu. Para da bildiğiniz gibi tamamen insanların anlayabileceği bir şey. Gülşah kan ile karşılaştırdığında artık paraya bir anlam veremiyor. Sadece hatıra.
Gülşah tıpkı bir hayvan gibi avını alıp yuvasına götürüyor. Avını kimsenin görmesini istemediği, ve rahatsız edilmek istemediği köşe bu. Belgeselde izlerken kaplanların üşenmeden koskoca antilopları ağaçların tepesine çıkardıklarını gördüğümde fark ettim bu davranışı. Arabanın altına sokmasının nedeni avını herkesten uzak tutmak.
Zaten dikkat ederseniz avın saklanması hissini evsiz adam ve viyaklayan köpeklerle de vermeye çalıştım. Hikayede onların işlevi Taksim'de insanların gözünün gezmediği her zifiri karanlık noktada tıpkı bir ormanda olduğu gibi güçlü güçsüzü bastırıyor ve onu öldürüp besleniyor. Sokakların kanunu.
Gelelim Ruh olayına.
Vampirler de ruhlu.
Sistemi şöyle açıklayayım. Doğduğumuz günden beri zihnimiz beynimizi, düşünce tarzımızı ve hayatımızı ele geçiriyor. Bize kurallar söylüyor ve bizi kurallara uymaya zorluyor. Ancak bunun karşılığında bize güç veriyor, insan olarak hızlı bir şekilde öğrenmemizi sağlıyor. Ã?ünkü gördüklerimizi kurallara açıklayabiliyoruz. Bir hayvan baktığında ise ne olup bittiğini anlamıyor.
Daha önceki hikayelerde de biraz ima etmiştim. İnsanlar bir şekilde ruhlarından kopmuş. Artık zihinleri tarafından yönetiliyorlar. Bu kopuş yüzünden de Ruhlar dünyasında binlerce başıboş insan ruhu var. Bu ruhların hiç bir bedeni yok.
İnsan ruhlarının en büyük istekleri tekrar bir bedene sahip olmak. Ancak zihin artık o kadar güçlü bir hal almışki, insan ruhunun tekrardan zihni yenip bu bedenlere girmesi neredeyse imkansız.
Zihin ruhlar dünyasından bakıldığında kafatasının içinde yaşayan, sürekli ağlar ören bir örümceğe benziyor. Bu ağlar insan ruhunun bedene hükmetmesini engelliyor. Ã?ünkü örülen her bir ağ aslında bir açıklama.
Mesela biz çocuklarımızı "Hayalet diye bir şey yoktur. İnanma öyle şeylere.." diye şartladığımızda zihindeki örümcek bir ağ örüyor ve artık çocuk hayaletlere daha fazla inanmıyor. Zihnin en büyük hedefi Ruhlar dünyası ve Materyal dünyayı sonuna kadar ayırmak ve insanları materyal dünyada izole etmek. Ã?ünkü zihin orada daha güçlü.
Ancak işte bu yüzden de zihnin ruhlar dünyasında hiç bir gücü yok. Tamamen materyal dünyaya bağlı.
Bir insan bedeni öldüğünde zihin, örümcek de ölüyor ve beden bir insan ruhu için savunmasız kalıyor.
İşte tam bu anda bir insan ruhu varsa bedene yerleşiyor ve oluyor size vampir. Beden aslında ölü, ama ruh bedene hükmederek, enerjisini onunla paylaşarak onu ayakta tutuyor.
Peki neden o zaman her ölenin vücuduna bir insan ruhu girmiyor? Neden her yer vampir değil?
Sebebi şu:
1. Bir kere tam ölüm anında ruhun orada olması gerekiyor. Ruh tam öldüğü anda girmek zorunda. Bu çok sık olmuyor.
2. İnsan ruhu tıpkı bir kurt, sincap, tavlan ruhu gibi doğaya ait. Doğanın bir parçası ve doğada olması gerektiği sayıda. Yani 7 milyar tane insan ruhu yok. 7 milyar sayısını zihin başarmış. Materyal dünyayı fethetmiş. Ve tek amacı da bunu daha da çok arttırmak. Yaklaşık 40.000 tane insan ruhu olduğu var sayılıyor. Onlar da her tarafa yayılmış vaziyette. Bazıları beden bulmuş, bazıları başıboş. İşte o anda ölen birine denk gelirlerse...
şu anda Gülşah'ın ikilemi de bu. Bir zamanlar insanken olduğu şeyleri hatırlıyor çünkü örümceğin ördüğü ağların bir kısmı hala orada.
Ruhların bir kişiliği yok. Bir isimleri yok, bir benlikleri yok. Onlar saf iç güdü. Doğada olması gerektiği gibi olmaya çalışıyorlar.
Ben!, özel isim, benlik, karakter, bilinç gibi şeyleri hep zihin icat etmiş...
Bu arada bu dünya ile ilgili bir şeyi daha hatırlatayım. Asıl gerçek olan Ruhlar alemi. Materyal dünya ruhlar aleminin bir yansıması sadece. Bu yüzden ruhlar aleminde olmadan materyal dünyada hiç bir şey olamaz.Buna kavramlar da dahil.
İnsan zihni parayı bulduğunda materyal dünyada bir kavram bulmuş oluyor. Bu yüzden Para'nın Ruhlar aleminde doğaya dengeye aykırı çarpık bir ruhu oluşuyor.
Aynı şekilde insan bedenini içgüdülerinden kopardığı için zihin bunların yerine bir şeyler bulmak zorunda. Bunun için içgdüsel hareketleri taklit edip onları bir kurala bağlıyor. Ã?fke, nefret, merhamet, aşk, sevgi gibi şeyler buluyor. Bu kavramlar 7 mlyar insan tarafından öğrenilince yine ruhlar dünyasında bu kavramların çarpık ruhları oluşuyor.
Zihnin ruhlar dünysında hiç bir gücü olmadığını söylemiştim. Ama çok hırslı. Sürekli tanrılar yaratarak Ruhlar dünyasını da ele geçirmeye, doğal olan her şeye savaş açmaya çalışıyor...
Ruhlular ise bu olayı gören ve buna karşı bir cephe alan insanlar.
Daha sonrasını hikayelerden daha güzel öğreneceksiniz, şimdilik bu kadar açıklama yeter...
Ama soru sormak serbest.
Harika sorular... Hepsini cevaplayayım.
Ã?ncelikle arabanın altından başlamak istiyorum.
Dediğiniz gibi Gülşah insanlığını her geçen gün kaybediyor. Daha doğrusu bizim insan dediğimiz şeyden giderek uzaklaşıyor. Ama bunun sonucunda daha doğal bir yaratığa dönüşüyor.
İlk insanları, en doğal insanları düşünün. Biz bugün yavru tavşan çok sevimli diye onu yemeyiz, sempati duyarız. Halbuki eskiden boynunu kırıp çiğ çiğ yiyorduk. Zaten doğadaki bütün canlılar diğerinin düştüğü durum için üzülmez. Gülşah'da artık bu yolda. Elindeki yeşil sakız kutusu onun insanlığını aklında tutatn tek şey ama o bile git gide kızın hayatındaki işlevini ve önemini kaybediyor. İçine para atıldığında duraklaması, neydi bunlar diye düşünmesinin nedeni bu. Para da bildiğiniz gibi tamamen insanların anlayabileceği bir şey. Gülşah kan ile karşılaştırdığında artık paraya bir anlam veremiyor. Sadece hatıra.
Gülşah tıpkı bir hayvan gibi avını alıp yuvasına götürüyor. Avını kimsenin görmesini istemediği, ve rahatsız edilmek istemediği köşe bu. Belgeselde izlerken kaplanların üşenmeden koskoca antilopları ağaçların tepesine çıkardıklarını gördüğümde fark ettim bu davranışı. Arabanın altına sokmasının nedeni avını herkesten uzak tutmak.
Zaten dikkat ederseniz avın saklanması hissini evsiz adam ve viyaklayan köpeklerle de vermeye çalıştım. Hikayede onların işlevi Taksim'de insanların gözünün gezmediği her zifiri karanlık noktada tıpkı bir ormanda olduğu gibi güçlü güçsüzü bastırıyor ve onu öldürüp besleniyor. Sokakların kanunu.
Gelelim Ruh olayına.
Vampirler de ruhlu.
Sistemi şöyle açıklayayım. Doğduğumuz günden beri zihnimiz beynimizi, düşünce tarzımızı ve hayatımızı ele geçiriyor. Bize kurallar söylüyor ve bizi kurallara uymaya zorluyor. Ancak bunun karşılığında bize güç veriyor, insan olarak hızlı bir şekilde öğrenmemizi sağlıyor. Ã?ünkü gördüklerimizi kurallara açıklayabiliyoruz. Bir hayvan baktığında ise ne olup bittiğini anlamıyor.
Daha önceki hikayelerde de biraz ima etmiştim. İnsanlar bir şekilde ruhlarından kopmuş. Artık zihinleri tarafından yönetiliyorlar. Bu kopuş yüzünden de Ruhlar dünyasında binlerce başıboş insan ruhu var. Bu ruhların hiç bir bedeni yok.
İnsan ruhlarının en büyük istekleri tekrar bir bedene sahip olmak. Ancak zihin artık o kadar güçlü bir hal almışki, insan ruhunun tekrardan zihni yenip bu bedenlere girmesi neredeyse imkansız.
Zihin ruhlar dünyasından bakıldığında kafatasının içinde yaşayan, sürekli ağlar ören bir örümceğe benziyor. Bu ağlar insan ruhunun bedene hükmetmesini engelliyor. Ã?ünkü örülen her bir ağ aslında bir açıklama.
Mesela biz çocuklarımızı "Hayalet diye bir şey yoktur. İnanma öyle şeylere.." diye şartladığımızda zihindeki örümcek bir ağ örüyor ve artık çocuk hayaletlere daha fazla inanmıyor. Zihnin en büyük hedefi Ruhlar dünyası ve Materyal dünyayı sonuna kadar ayırmak ve insanları materyal dünyada izole etmek. Ã?ünkü zihin orada daha güçlü.
Ancak işte bu yüzden de zihnin ruhlar dünyasında hiç bir gücü yok. Tamamen materyal dünyaya bağlı.
Bir insan bedeni öldüğünde zihin, örümcek de ölüyor ve beden bir insan ruhu için savunmasız kalıyor.
İşte tam bu anda bir insan ruhu varsa bedene yerleşiyor ve oluyor size vampir. Beden aslında ölü, ama ruh bedene hükmederek, enerjisini onunla paylaşarak onu ayakta tutuyor.
Peki neden o zaman her ölenin vücuduna bir insan ruhu girmiyor? Neden her yer vampir değil?
Sebebi şu:
1. Bir kere tam ölüm anında ruhun orada olması gerekiyor. Ruh tam öldüğü anda girmek zorunda. Bu çok sık olmuyor.
2. İnsan ruhu tıpkı bir kurt, sincap, tavlan ruhu gibi doğaya ait. Doğanın bir parçası ve doğada olması gerektiği sayıda. Yani 7 milyar tane insan ruhu yok. 7 milyar sayısını zihin başarmış. Materyal dünyayı fethetmiş. Ve tek amacı da bunu daha da çok arttırmak. Yaklaşık 40.000 tane insan ruhu olduğu var sayılıyor. Onlar da her tarafa yayılmış vaziyette. Bazıları beden bulmuş, bazıları başıboş. İşte o anda ölen birine denk gelirlerse...
şu anda Gülşah'ın ikilemi de bu. Bir zamanlar insanken olduğu şeyleri hatırlıyor çünkü örümceğin ördüğü ağların bir kısmı hala orada.
Ruhların bir kişiliği yok. Bir isimleri yok, bir benlikleri yok. Onlar saf iç güdü. Doğada olması gerektiği gibi olmaya çalışıyorlar.
Ben!, özel isim, benlik, karakter, bilinç gibi şeyleri hep zihin icat etmiş...
Bu arada bu dünya ile ilgili bir şeyi daha hatırlatayım. Asıl gerçek olan Ruhlar alemi. Materyal dünya ruhlar aleminin bir yansıması sadece. Bu yüzden ruhlar aleminde olmadan materyal dünyada hiç bir şey olamaz.Buna kavramlar da dahil.
İnsan zihni parayı bulduğunda materyal dünyada bir kavram bulmuş oluyor. Bu yüzden Para'nın Ruhlar aleminde doğaya dengeye aykırı çarpık bir ruhu oluşuyor.
Aynı şekilde insan bedenini içgüdülerinden kopardığı için zihin bunların yerine bir şeyler bulmak zorunda. Bunun için içgdüsel hareketleri taklit edip onları bir kurala bağlıyor. Ã?fke, nefret, merhamet, aşk, sevgi gibi şeyler buluyor. Bu kavramlar 7 mlyar insan tarafından öğrenilince yine ruhlar dünyasında bu kavramların çarpık ruhları oluşuyor.
Zihnin ruhlar dünysında hiç bir gücü olmadığını söylemiştim. Ama çok hırslı. Sürekli tanrılar yaratarak Ruhlar dünyasını da ele geçirmeye, doğal olan her şeye savaş açmaya çalışıyor...
Ruhlular ise bu olayı gören ve buna karşı bir cephe alan insanlar.
Daha sonrasını hikayelerden daha güzel öğreneceksiniz, şimdilik bu kadar açıklama yeter...
Ama soru sormak serbest.