by Alasse » Tue Jun 19, 2007 2:28 am
İyshuan ormana nasıl gireceğini, girmeyi başarsa bile uğruna ölümü göze aldığı yolda nasıl devam edeceğini bilemiyordu. Her zaman yüreğinin derinliklerindeki sesi dinlemiş ve o sese güvenmişti. Ve şu an o büyülü ses ona, sadece oğlunu bulmaya odaklanmasını ve zihniyle ruhu arasındaki kırılgan birlikteliği asla bozmamasını söylüyordu..
İyshuan derin bir nefes aldı. Zihniyle ruhunu tek noktada topladı ve saldırıya hazır, vahşi bir kedi gibi görünen karanlık ormana girdi. Kalbinin düzensiz atışı dışında bir ses duymuyordu. Korkutucu ağaçların sıklaştığı bölgeye geldiğinde oğluna daha da yaklaştığını hissetti. Ağır adımlarla ilerlemeye başladı. Sonunda oldukça yaşlı, gövdesi oyulmuş bir ağacın bağrında uyuyan oğlunu gördü. Ona doğru koşmaya çalıştığında, esrarengiz bir akım tarafından engellendi. Bu akım varlığa aitti ve bebeği erişilmez kılıyordu.
İyshuan bulunduğu yere çöktü. Nefes alıp verişi hızlanmıştı. Biraz dinlendikten sonra tüm gücünü topladı ve emekleyerek oğluna yöneldi. Bir yandan da nerde olduğunu kestiremediği akıma fısıldıyordu: 'Bana yardım et sadece ona son kez sarılmak istiyorum lütfen..' İyshuan oğlunu kucakladı ve kokusunu içine çekti. Onu burdan çıkarmanın yolunu düşünürken tekrar akımı hissetti bu kez daha güçlüydü. İyshuan'ın zihnine birbirinden anlamsız düşünceler ve eski günler dolmaya başladı. Ne ruhuna ulaşabiliyor ne de düşüncelerini kontrol edebiliyordu. 'Lütfen kendime gelmeme izin ver . Eğer bağlantı koparsa ona ulaşamam burdan çıkamam lütfen bana..' İyshuan bir anda umudunu kaybetti ve sonsuz boşluğun onu yutmasına izin verdi. Zaman onun için durmadan kısa bir an önce Mergredian ' ın keskin gözleri kuşattı benliğini. İçi huzurla doldu ve şöyle dedi: ' Yüreğimi yakan o lanet acına inat, sonsuza dek dayanabilirim karşımdaki o eşsiz gözlerine..'
İyshuan ormana nasıl gireceğini, girmeyi başarsa bile uğruna ölümü göze aldığı yolda nasıl devam edeceğini bilemiyordu. Her zaman yüreğinin derinliklerindeki sesi dinlemiş ve o sese güvenmişti. Ve şu an o büyülü ses ona, sadece oğlunu bulmaya odaklanmasını ve zihniyle ruhu arasındaki kırılgan birlikteliği asla bozmamasını söylüyordu..
İyshuan derin bir nefes aldı. Zihniyle ruhunu tek noktada topladı ve saldırıya hazır, vahşi bir kedi gibi görünen karanlık ormana girdi. Kalbinin düzensiz atışı dışında bir ses duymuyordu. Korkutucu ağaçların sıklaştığı bölgeye geldiğinde oğluna daha da yaklaştığını hissetti. Ağır adımlarla ilerlemeye başladı. Sonunda oldukça yaşlı, gövdesi oyulmuş bir ağacın bağrında uyuyan oğlunu gördü. Ona doğru koşmaya çalıştığında, esrarengiz bir akım tarafından engellendi. Bu akım varlığa aitti ve bebeği erişilmez kılıyordu.
İyshuan bulunduğu yere çöktü. Nefes alıp verişi hızlanmıştı. Biraz dinlendikten sonra tüm gücünü topladı ve emekleyerek oğluna yöneldi. Bir yandan da nerde olduğunu kestiremediği akıma fısıldıyordu: 'Bana yardım et sadece ona son kez sarılmak istiyorum lütfen..' İyshuan oğlunu kucakladı ve kokusunu içine çekti. Onu burdan çıkarmanın yolunu düşünürken tekrar akımı hissetti bu kez daha güçlüydü. İyshuan'ın zihnine birbirinden anlamsız düşünceler ve eski günler dolmaya başladı. Ne ruhuna ulaşabiliyor ne de düşüncelerini kontrol edebiliyordu. 'Lütfen kendime gelmeme izin ver . Eğer bağlantı koparsa ona ulaşamam burdan çıkamam lütfen bana..' İyshuan bir anda umudunu kaybetti ve sonsuz boşluğun onu yutmasına izin verdi. Zaman onun için durmadan kısa bir an önce Mergredian ' ın keskin gözleri kuşattı benliğini. İçi huzurla doldu ve şöyle dedi: ' Yüreğimi yakan o lanet acına inat, sonsuza dek dayanabilirim karşımdaki o eşsiz gözlerine..'