Gölge zayıflıktır...

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Gölge zayıflıktır...

by Firble » Thu Oct 29, 2009 2:52 pm

Elbette daha bırakırız kardeş... Bakış açın da oldukça ilgimi çekti. Ama sonuç olarak karanlık da aydınlık da bize ait kavramlar. Ã?rneğin insan bir ışık olmadan görebilseydi bizim için hiç karanlık olmayacaktı. Bu açıdan görme yeteneği olmayan yarasalar için hiçbir zaman karanlık değil. Aynı zamanda ışık bir insanın görmesine yardımcı olmuyorsa o insan için her zaman karanlıktır.

Bu açıdan aslında karanlık biraz da etrafını görememe, anlayamama olarak da adlandırılabilir. Ki böyle bakılırsa aslında ışık karanlığı yok etmiş de sayılabilir bir bakıma... Elbette bir bakıma da aslında hala mükemmel şekilde önümüzdekini görmeyi başaramadığımız bu açıdan da karanlığın devam ettiği savunulabilir.

Aslında belki de bu açıdan ben gölgeyi ilginç bulurum. ( Eh zamanında da Gölgelerin Tanrısını oynamıştım ) Gölge ışığın ortasındaki bir karanlıktır. Ama bazen ışığın yardımcı olamadığı zamanlarda insanların bir şeyleri görmesini anlamasını sağlar. Bazen de tam tersine insanları saklar, onların görülmesini engeller. Kısaca hem karanlığın hem de aydınlığın rolünü oynayabilir.

by Dura » Wed Oct 28, 2009 4:59 pm

ışık dediğin ve varlığını kabul ettiğin madde ya da enerji olan "şey" nerede varlığını sürdürüyor ? bir mekana ihtiyacı var değil mi..?

örneğin uzay ya da herhangi bilinmez bir boşluk.. önemli olan o ışığı dahi kapsayan gerçekliktir.. yani mekandır.. mekan ise mutlak karanlıktan başka bir şey değil ki.. zaten sen de farkındasın ve demişsin ki
...ve ışığın olmadığı yer karanlıktır.

evet aynen de öyledir.. ama bir detay eksik burada.. esasında ışığın olduğu yer de karanlıktır.. ama ışığın varlığından dolayı biz o karanlığı göremeyiz.. ne zaman ki ışık perdesi kalkar gözümüzden, o zaman gerçeğin farkına varırız..

ışığın yokluğunu düşünebiliriz.. ama karanlığın yokluğundan bahsetmemiz mümkün değildir.. çünkü o heryerde, her an hazır bulunan yegane gerçektir.. biz onu saklarız ışıkla.. gündüz güneşle, gece lambalarımızla.. ne zaman ki bu perde araçları çıkar aradan o zaman mutlak gerçekle yüzleşiriz.. yıldızları düşünelim.. güneş batmasa eğer, güneşin ışığının şiddetinden onları görmemiz mümkün değildir.. aslında gündüz de oradadırlar.. ama güneş onları görmemizi engeller.. hem ışığının şiddetiyle, hem de atmosferdeki gazların ışıkla kırılıp mavi perdeyi gözümüze çekmesiyle.. ama perde kalktığında uzayın sonsuz karanlığını iliklerinizde hissedersiniz..

karanlıkta kötülük gizlenir.. biliyorum ve buna engel olmam da mümkün değil.. ama gerçeği kabul etmemek için bahane de değil bu.. belki "kötülük" kadar sevebilmeyi öğrenmeliyiz karanlığı.. şartları eşitlemek için orada yaşamayı öğrenmeliyiz kanımca.. bir sıçan gibi karanlık bir delikte değil.. bir kurt gibi, panter gibi sevmeliyiz puslu geceleri..

şahsen korkarım karanlıktan.. çoluğu çocuğu olan bir insan için belki de utanılacak birşey bu.. ama bunun üzerine, korkuya rağmen gitmek çok hoşuma gider ve utancı benim için ortadan kaldırır..

ki zaten korkmana rağmen devam edebilmen değil midir cesaret..? cesaret için bulabildiğim en iyi tanım bu..

belki de bu korkunun asıl sebebi, uzun yıllar önce, 1 metre ötesinin olmadığı, aysız, yıldızsız bir gecede bir orman yolunda saatler süren bir "mutlak karanlık" deneyimin etkisi vardır.. kesif karanlıkta gözler bir işe yaramaz.. onlar devreden çıkınca paniğe kapılmanın nedemek olduğunu anlamıştım.. o zamanlar 19 yaşndaydım.. sağdan soldan gelen çalılarda sürünen yaratıkların sesleri, baykuşların çağrıları ve rüzgarın çam kozalakarı ile dalların arasından geçerken ıslıkla söylediği melodiyi unutmam mümkün değil.. yanımda en ufak bir ışık kaynağı olmadan sadece ayağımın altındaki yolun sertliğinin rehberliğinde ilerlediğim iliginç bir tecrübeydi.. insan bilmediği şeyden korkuyor.. karanlık da (görme üzerine kurulu ve aydınlık bağımlısı algımız dolayısı ile) herşeyi gizleyebiliyor bizden.. diğer duyularımızı da eşit olarak kullanabilmeliyiz.. koku alma ve ses algılama duyularımız tehlike anında mecbur kalındığında hiç olmadığı kadar aktif olur adrenalin etkisi ile.. ama tecrübemiz çok çok eksik karanlıkta yaşamak için..

daha bıraksanız yazarım ama sıkmak istemiyorum sizi.. bitiriyorum..

sadece kötülüğün saklandığı, onun rahat rahat cirit attığı bir yer olmaktan çıkarmalıyız karanlık olgusunu.. biz orada yaşamayı bilmiyoruz.. ama öğrenebildiğimizi biliyorum.. çünkü askerde öğrendim.. bilmediğim halde öğrettiler.. çünkü yıllar yılı teröristler kullandı karanlığı.. gizlenip saldırıp kaçtılar o'nu kullanıp.. çünkü biz kullanmayı bilmiyorduk karanlığı.. ama öğrendik.. terörle mücadelede karanlık bir endişe kaynağı değil, pozitif durumdur artık.. neredeyse tüm operasyonlara gece çıkılır.. puslu hava artık korkulacak şey değildir.. çünkü kurtlar puslu havayı sever.. ama şehirde yaşayıp ampul ve güneşle uyuşturursanız zihninizi eğer, karanlıktan çıkan birileri gelip sizi bulur..

kısacası; karanlık taraf tutmaz, kim onu iyi tanıyorsa hayatta kalır.. cesaret ve korkaklık terimlerini dikkatli kullanmak gerekir.. anlamını dahi bilmediği konularda ahkam kesmek kimseye yakışmaz.. sözlerim kimseyi kırmak, fikirlerini hırpalamak için değildir.. sadece zihnimi boşalttım sayın..

by SacoKhan » Wed Oct 28, 2009 8:34 am

Belki korkaklar saklanır evet, ama amacı olanlar da orada bulunur. Amacını gerçekleştirmek kimsenin hoşuna gitmiyorsa eğer gölgelere saygı duyup onun seni buyurmasını sağlamalısın.

by Calengil » Wed Oct 28, 2009 8:26 am

Söylenilen bunca felsefik cümleye, karşı söyleyecek çok bir şeyim yok ama bildiğim tek bir şey varsa (ki burasının hırsızlar loncası olduğunu düşünürsek) gerçek bir hırsızın gölgelere ihtiyaç duymayacağıdır.

Yalnızca gölgelerde ya da karanlıkta saklanıyorsam, bu işi yapmamalıyım derim. Gölge güç ya da zayıflık mı? Sanmıyorum. Gölge güç mü? Onu da pek sanmam. Bir araç mı? Evet olmadan varlığımı sürdürmeliyim.

by Edmond » Wed Oct 28, 2009 2:59 am

Gölge bence de zayıflıktır. Bundan 2 yıl önce de belirtmişim galiba, gölge zayıflıktır çünkü orada ışık yoktur, gerçekler saklanır ve gerçekleri yalnızca zayıflar ve korkaklar saklar. Gölge zayıflıktır çünkü gizlenenlerin yeridir, ve yalnızca korkanlar gizlenir. Yakalanmaktan, belki de ölmekten korkanlar.

Ve hayır, tam tersine tek gerçek karanlık değil, ışıktır.Teorik olarak ışık bir maddedir (enerji demek işi uzatmak, gerek yok) ve ışığın olmadığı yer karanlıktır. Dolayısıyla gerçeği bir yokluğa bağdaşlaştıramayız, tek gerçek, ışıktır o zaman.

by Dura » Wed Oct 28, 2009 12:52 am

gölge, karanlığa tecavüz eden ışıktan kurtulabilen yegane mekandır.. çölde vaha neyse, ışıkta da gölge odur..

uzatabilirim hadiseyi ama gerek yok.. zaten gayet ilginç ve eğlenceli tespitler yapılmış..

basitçe şunu belirtmem gerekebilir kısa yoldan;

ışık, aydınlık dediğimiz şey sunîdir, yapaydır.. evrendeki tek mutlak gerçek ise karanlıktır.. eğer iyiliği ışıkla, kötülüğü karanlıkla tasvir etme cehaletine düşersek bir adım sonra tüm varlığı kaplayan kesif karanlıkla yüzleşmemiz gerekir ki varlığı "evil" gibi görme yanılgısına götürür bu bizi.. karanlık taraf tutmaz.. mutlak gerçek, hiçlik, yokluk, "kötü" ya da "iyi" diye tanımlanmaktan azadedir..

gölge asla zayıflık değildir.. gücün ne olduğunu tanımlamak ve ancak ondan sonra zaafiyetten bahsetmek kanımca daha doğru olacaktır..

by Mark » Tue Jun 24, 2008 5:17 am

Gölge, karanlığın ışığı izlemesi için gönderdiği casusudur.
Karanlığın her zaman ışığa ihtiyacı vardır. Tek başına karanlık takip edilemez.
Kim ki, onun boşluğunda huzur bularak süzülürse,
Bilinç bir an hiçlikle bir olduğu vakit,
Aydınlanır insan, ben'in uzantısı büyür.
Işık ulaşılması zor bir yüksekliktedir.
Ona ulaşmaya çalışmak, ulaşmayı engeller.
Geçmişten yararlanmak, şimdiyi mafeder.
Kendini erit..

Tecrübelerini erit, kaybol artık.
Işık ve karanlık iki anlaşılmaz uçlar.
Gölge ise daha güvenilir, zihnin anlayacağı türden dost.
Dal hayal dünyasına, sonra bırakma bir süre.
Ama şimdi bırakmalısın, gölgenin zevki beklentileri aşar.
Tahmin edilemeyen geliyor.

by Edmond » Tue Jun 24, 2008 3:42 am

Gölge iyidir, hayatın gölgelerde sürmesi güzeldir, ama hayat, Güneş'in altındandır aslında.Gölge ışığa muhtaçtır.Işığa hasret kalan yerdir.Işığın kendisini göstermediği yerdir, ama eğer ışık hiç olmazsa, gölge de olmz.

by Lord_Feanor » Tue Jun 24, 2008 3:27 am

ben hep ordayım :D öyle değil pek..

by siliterin » Sun Jul 08, 2007 11:59 pm

gölge karanlığın sakladıklarıyla yüzleşebilecek kadar cesur, aydınlığın gösterdiklerini onlar kendisini görmeden izleyebilecek kadar zeki olanların yeridir.
aydınlıkta kalanlar ise sedece göremedikleri yerlere gitmeye yetecek kadar cesareti olmayanlardır.
ışığınb altında yaşayanlar asla gölgelerin içinde neler olduğunu bilemez ama karanlıktakiler ışığın gösterdiği ve gölgenin sakladığı her şeyi birlir.çünkü onlar saklananlardan biridir.
gölge ışığın işgal edemediği karanlık kaleleridir.

by entreri2 » Sun Jul 08, 2007 10:39 pm

Gölge karanlıktır gizlilik ister
Gölge gerçektir yalan bekler
Gölge tehdittir tutunamayanları tutsak eder
Gölge zamandır senle gider

by paul sernine » Sat Jun 16, 2007 11:15 pm

Gölge amaç değil araçtır, bu yüzden fazla büyütmeyin kafanızda. Gölge dünyasında yaşamanın keyfi ise bambaşka. Kimse kimseden bunu anlamasını beklemesin.

Bu loncada ışığı seçmeye yada katranlığa adanmaya gerek yok. Özetle seçmek yada adanmak gereksiz. İsteyen yapar, banane! Bir hırsız neden korku salmak istesin ki? Amacın çalmak. Özel bir planın varsa o başka, buda özel bir durumdur. Bir hırızın aydınlıktan yada karanlıktan korkacağını sanmıyorum, korksaydı hırsız olmazdı.

Kişinin nasıl bir derdi olabilirde bu loncaya adımını atıp lonca sakinleri hakkında ileri geri konuşabilir. Bunu yaparkende kafiyeli, üstü kapalı cümleler kurduğunuzu düşünsenize. Gizemli görünmeye çalışıyor galiba. Loncayı anladığını sanmıyorum. Git düşün, istersen sonra tekrar gel konuşalım. Sana laf anlatmaya çalışrken saygı duyduğum din adamlarının yada büyü kullanıcılarının keyfini kaçırmak istemem.

Agresifim, kusura bakma. Bunun seninle alaksı yok. Seni görmek sinirimi bozmadı. Aksine, eskisine nazaran daha keyifliyim.

by aransayes » Wed Jun 13, 2007 9:47 pm

Öleyim abi, ben çirkinim. Biraz daha çirkin olsam karanlıkta saklanırdım

by Raistlin » Wed Jun 13, 2007 9:15 pm

Tartismaya yeni bir boyut:
Golgede saklananlar aslinda cirkindir

by Lord_Feanor » Wed Jun 13, 2007 5:17 am

Aydınlıkta yaşayanların problemleri yoktur, geçmişlerinde kabullenemedikleri yanlışları yoktur ve gelecekten de korkmazlar gölgedekilerin ise mutlaka geçmişleriyle ilgili bir yanlışları wardır ve bu yanlışlarla yüzleşmekten korktuklarından, eğer aydınlığa çıkarlarsa o yanlışı göreceklerini bildiklerinden gölgede kalmayı tercih ederler...
Yapılmış olan yanlış kimsenin altından kalkamayacağı kadar büyükse, kişinin gölgelere kaçması zayıflık olarak değerlendirilmemelidir, eğer pişmansa yüzleşmese bile o yanlışı tekrarlamamak ve kapatmak için çabalıyorsa affedilmelidir... Böyleleri iyi olmalarına rağmen diğerlerinin kendilerini anlamayacağını düşünürler ve bu yüzden gölgeye mahkum olurlar; aynı Turambar Turin gibi... işte bu yüzden daha hüzünlü daha gizemlidirler ve kaybedecek çok şeyleri olmadığı ancak kazanacak pek çok şeyleri olduğu için cesurdurlar ve iyiliğin yanındadırlar. Hayır, eğer halihazırda katil veya hırsız değilse o kişi gölgelerde gezmesi zayıf olduğunu göstermez, üzgün ama mağrurdur o kadar...

Top