by shalafi666 » Thu Apr 26, 2007 8:09 am
sokak oldukça ıssız ,gece yeteri kadar sessiz ve meyhane alabildiğine ışıltılı ve gürültülüydü.
yokdan var olan insan paçavrasına dönmüş ceset kısa bir an kaldırımı kanıyla lekeledi.hemen ardından ince becerikli parmaklar vücudu karanlıklara çekerken ceplerini boşaltıyor,lağım cüceleri çizmelerini çekiştiriyordu bile.
zavallıyı kategorilere ayırıp paylaşmak çok da uzun sürmedi.çizmeler ve yırtık pelerin şlop a gitti tabii.lağım cücelerinin maceraperest prensi şevkle hüküm cübbesini fırlatıp atarak yeni hazinesine sarındı.birkaç iyi kesilmiş zümrüt ve opal loncanın yolunu tuttu elbette fire vererek,sonradan fireler bulundu ve aynı gece içerisinde birkaç kender ve sefil insan boğularak loncaya sadık olunması hakkında göz dağı yapılıverildi.
iş et ve kemiği sıyırmaya gelince şehir çöplüğünde dolanan akbaba ve kargalara cömert davranıldı.
sabah olduğunda herkez mutlu mesut,şehir günlük yaşamına devam etti.
ne gagasında gümüş bir yüzükle uzaklaşan kuzgun dikkat çekti,nede parıldayan gözleri yeni kaybedilmiş ve o olmasa tamamen kaybolacağından emin olduğu haritaya öz çocuğuymuşcasına sarılmış kender.
gün doğumuyla beraber ilk salvo ok şehir duvarlarının üzerinde kara bir bulut gibi toplandı.
şehir halkını ilk vuran şaşkınlık oldu zira bir saldırı beklenmiyordu,tamam savaş vardı ama şehirlerinden çok uzaklarda sınır illerinde süregelen rutin bir keşmekeşten ibaretti.
kara bulut ölüm ve kan getirerek tüm şehire yayıldı,çocuklar anneleriyle,çobanlar keçileriyle içlerinden geçen yere saplanan siyah tüylü oklara baka kaldılar,zırhları ilk birkaç oka dayanan şövalyeler bedenleri hırpalanmış kirpiye dönen et ve çelik yığınları halinde devrildiler.
duvar diplerine içgüdüsel olarak fırlamış kenderler, gnome lar ,insanlar ve cüceler vücutlarına saplanan tüylü aksesuarlarla(kender yorumu)her bir köşede ne olduğunu bile anlamadan öldüler.
ölenlerin bedenlerine ok yağmaya yarım gün dönümü kadar devam etti.
ilk ok salvosu bittiğinde yada ara verildiğinde canlı kalanlar evlerinin içinde kalmış ve burunlarını sokağa uzatmamış şanslılardan ibaretti.
sokak oldukça ıssız ,gece yeteri kadar sessiz ve meyhane alabildiğine ışıltılı ve gürültülüydü.
yokdan var olan insan paçavrasına dönmüş ceset kısa bir an kaldırımı kanıyla lekeledi.hemen ardından ince becerikli parmaklar vücudu karanlıklara çekerken ceplerini boşaltıyor,lağım cüceleri çizmelerini çekiştiriyordu bile.
zavallıyı kategorilere ayırıp paylaşmak çok da uzun sürmedi.çizmeler ve yırtık pelerin şlop a gitti tabii.lağım cücelerinin maceraperest prensi şevkle hüküm cübbesini fırlatıp atarak yeni hazinesine sarındı.birkaç iyi kesilmiş zümrüt ve opal loncanın yolunu tuttu elbette fire vererek,sonradan fireler bulundu ve aynı gece içerisinde birkaç kender ve sefil insan boğularak loncaya sadık olunması hakkında göz dağı yapılıverildi.
iş et ve kemiği sıyırmaya gelince şehir çöplüğünde dolanan akbaba ve kargalara cömert davranıldı.
sabah olduğunda herkez mutlu mesut,şehir günlük yaşamına devam etti.
ne gagasında gümüş bir yüzükle uzaklaşan kuzgun dikkat çekti,nede parıldayan gözleri yeni kaybedilmiş ve o olmasa tamamen kaybolacağından emin olduğu haritaya öz çocuğuymuşcasına sarılmış kender.
gün doğumuyla beraber ilk salvo ok şehir duvarlarının üzerinde kara bir bulut gibi toplandı.
şehir halkını ilk vuran şaşkınlık oldu zira bir saldırı beklenmiyordu,tamam savaş vardı ama şehirlerinden çok uzaklarda sınır illerinde süregelen rutin bir keşmekeşten ibaretti.
kara bulut ölüm ve kan getirerek tüm şehire yayıldı,çocuklar anneleriyle,çobanlar keçileriyle içlerinden geçen yere saplanan siyah tüylü oklara baka kaldılar,zırhları ilk birkaç oka dayanan şövalyeler bedenleri hırpalanmış kirpiye dönen et ve çelik yığınları halinde devrildiler.
duvar diplerine içgüdüsel olarak fırlamış kenderler, gnome lar ,insanlar ve cüceler vücutlarına saplanan tüylü aksesuarlarla(kender yorumu)her bir köşede ne olduğunu bile anlamadan öldüler.
ölenlerin bedenlerine ok yağmaya yarım gün dönümü kadar devam etti.
ilk ok salvosu bittiğinde yada ara verildiğinde canlı kalanlar evlerinin içinde kalmış ve burunlarını sokağa uzatmamış şanslılardan ibaretti.