İşin aslı D&D oyunlarında hırsızları pek sevmem... Gerek DM olarak gerek ise oyuncu... Sanırım bunun birincil sebebi bu karakterin bu oyunda stealth, pick poket, move silently ve open locks eksenine endekslenmiş olmaları...
Ancak ben oyunlarımda zaten oyuncularımdan ufak ip uçlarını toplamalarını onları doğru bir şekilde bir araya getirip yorumlamalarını beklerim. Sonuç olarak bir Cthulhu Storyteller'ıyım ve bu oyunda da zaten oyunculara Player değil "Investigator" deniyor. Dedektifliği, ip uçlarını bulmayı ve başkalarının vereceği tepkiler konusunda fikir yürütmeyi zaten çok severim...
Sernine bir soygunu planlarken nelere dikkat edersiniz diye sormuş,ben ise bunu sadece soygun ile değil, genel olarak bir oyunu hazırlarken nelere dikkat ettiğim ile bir anlamda cevaplamaya çalışacağım....
Bir kere bu tür "kandırmacalarda" kandırmacayı veya soygunu veya oyunu hazırlayan kişi bir gerçeği çok iyi özümsemelidir:
İnsanlar gün içersinde binlerce hatta milyonlarca bilgi tarafından bombardımana tutulurlar. Bu veriler o kadar fazladır ki beyinin bunların hepsini özümseyip muhakeme etmesi imkansızdır, öyle ki beyin böyle bir misyona kalkarsa yaşamamız, hayatta kalmamız bile mümkün değildir. Bu yüzden de insan beyni önceki tecrübelerine dayanarak etrafındaki bütün verileri önce sınıflar, sonra geneller ondan sonra da sistematik bir şekilde bu verileri belirli kalıplarda muhakeme eder. En iyi kandırmacalar kuzu postuna bürünmüş kandırmacalardır. Yani bizim genel muhakememiz altında belirli kalıpları kendisine post olarak kullanan ama aslında kurt olan minik detaylar.
Ã?rneğin Sernine'in hikayesinde gazete bu tür bir tuzaktı... Biz günlük hayatımızda gazeteyi doğru haber veren (Türkiye'de tartışılır) yazılı basın olarak biliyoruz ve bu yüzden hikayeyi ilk okuduğumuzda aklımıza gelen" Gerçek dedektif gerçekten de bu küçük kasaba da tatil yapıyor..." oluyor. Yerel olduğunu kaçırmamızın nedeni gazete kavramının yerel kavramından çok çok daha kuvvetli olması... belki taşralı bir dedektif bu hikayeyi çözmekte daha az zorlanırdı...
Bu yüzden ben bir soygun yapacak olsam insanların bu genelleme yüceliğinin "zayıflığı demiyorum çünkü bu gün baraj, uçak, uzay mekiği gibi şeyler yapmamızı doğada gördüklerimizi genelleyip standartlaştırma çabamıza borçluyuz" zaaflarını elimden geldiği kadar kullanmaya çalışırdım...
Bana kalırsa bu bahsettiğim de zaten Sernine'in insanların ne düşüneceğini, nasıl tepki vereceğini önceden tahmin etme yetisine dayanıyor.
Sernine'in hikayesinde bu tür kuzu postlu kurtlar oldukça fazla... Günü saati verilen bir soygundan bahsedildiğinde insanlar hemen:
"Gününü ve saatini vererek bir soygunu nasıl gerçekleştirebiirim?" diye soruyorlar... Ã?ünkü insanlar tüm akli evrimlerinde bu yolu kullanarak başarıya ulaştılar... Ay'a nasıl giderim? Nasıl uçarım? Suyun üzerinde nasıl dururum? soruları ile icatlar bulundu..
Ancak iş kandırmacalara gelince tam tersi düşünmek lazım... "Gününü ve saatini vererek bir soygunu nasıl gerçekleştirebilirim" sorusunun binlerce ucu havada asılı cevabı olacaktır. Ve kandırmacı da zaten şansını bu binlerce cevaptan birine saklanarak dener. Ancak "Gününü ve saatini vermeden bir soygunu neden yapamam?" Sorusu sorulduğunda verilebilecek cevap çok çok çok azdır... Ve soruyu bu şekilde sorduğunuz zaman da daha önce gözünüzden kaçan detaylar daha bir anlam kazanmaya başlarlar...
İşin aslı D&D oyunlarında hırsızları pek sevmem... Gerek DM olarak gerek ise oyuncu... Sanırım bunun birincil sebebi bu karakterin bu oyunda stealth, pick poket, move silently ve open locks eksenine endekslenmiş olmaları...
Ancak ben oyunlarımda zaten oyuncularımdan ufak ip uçlarını toplamalarını onları doğru bir şekilde bir araya getirip yorumlamalarını beklerim. Sonuç olarak bir Cthulhu Storyteller'ıyım ve bu oyunda da zaten oyunculara Player değil "Investigator" deniyor. Dedektifliği, ip uçlarını bulmayı ve başkalarının vereceği tepkiler konusunda fikir yürütmeyi zaten çok severim...
Sernine bir soygunu planlarken nelere dikkat edersiniz diye sormuş,ben ise bunu sadece soygun ile değil, genel olarak bir oyunu hazırlarken nelere dikkat ettiğim ile bir anlamda cevaplamaya çalışacağım....
Bir kere bu tür "kandırmacalarda" kandırmacayı veya soygunu veya oyunu hazırlayan kişi bir gerçeği çok iyi özümsemelidir:
İnsanlar gün içersinde binlerce hatta milyonlarca bilgi tarafından bombardımana tutulurlar. Bu veriler o kadar fazladır ki beyinin bunların hepsini özümseyip muhakeme etmesi imkansızdır, öyle ki beyin böyle bir misyona kalkarsa yaşamamız, hayatta kalmamız bile mümkün değildir. Bu yüzden de insan beyni önceki tecrübelerine dayanarak etrafındaki bütün verileri önce sınıflar, sonra geneller ondan sonra da sistematik bir şekilde bu verileri belirli kalıplarda muhakeme eder. En iyi kandırmacalar kuzu postuna bürünmüş kandırmacalardır. Yani bizim genel muhakememiz altında belirli kalıpları kendisine post olarak kullanan ama aslında kurt olan minik detaylar.
Ã?rneğin Sernine'in hikayesinde gazete bu tür bir tuzaktı... Biz günlük hayatımızda gazeteyi doğru haber veren (Türkiye'de tartışılır) yazılı basın olarak biliyoruz ve bu yüzden hikayeyi ilk okuduğumuzda aklımıza gelen" Gerçek dedektif gerçekten de bu küçük kasaba da tatil yapıyor..." oluyor. Yerel olduğunu kaçırmamızın nedeni gazete kavramının yerel kavramından çok çok daha kuvvetli olması... belki taşralı bir dedektif bu hikayeyi çözmekte daha az zorlanırdı... :idea:
Bu yüzden ben bir soygun yapacak olsam insanların bu genelleme yüceliğinin "zayıflığı demiyorum çünkü bu gün baraj, uçak, uzay mekiği gibi şeyler yapmamızı doğada gördüklerimizi genelleyip standartlaştırma çabamıza borçluyuz" zaaflarını elimden geldiği kadar kullanmaya çalışırdım...
Bana kalırsa bu bahsettiğim de zaten Sernine'in insanların ne düşüneceğini, nasıl tepki vereceğini önceden tahmin etme yetisine dayanıyor.
Sernine'in hikayesinde bu tür kuzu postlu kurtlar oldukça fazla... Günü saati verilen bir soygundan bahsedildiğinde insanlar hemen:
"Gününü ve saatini vererek bir soygunu nasıl gerçekleştirebiirim?" diye soruyorlar... Ã?ünkü insanlar tüm akli evrimlerinde bu yolu kullanarak başarıya ulaştılar... Ay'a nasıl giderim? Nasıl uçarım? Suyun üzerinde nasıl dururum? soruları ile icatlar bulundu..
Ancak iş kandırmacalara gelince tam tersi düşünmek lazım... "Gününü ve saatini vererek bir soygunu nasıl gerçekleştirebilirim" sorusunun binlerce ucu havada asılı cevabı olacaktır. Ve kandırmacı da zaten şansını bu binlerce cevaptan birine saklanarak dener. Ancak "Gününü ve saatini vermeden bir soygunu neden yapamam?" Sorusu sorulduğunda verilebilecek cevap çok çok çok azdır... Ve soruyu bu şekilde sorduğunuz zaman da daha önce gözünüzden kaçan detaylar daha bir anlam kazanmaya başlarlar...