Adam yapmış, siz yapabilecek misiniz?

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Adam yapmış, siz yapabilecek misiniz?

by Bashall » Mon Feb 26, 2007 3:42 am

Başından beri polisiye roman gibi okudum her postu.oturduğum yerden kasıldım gerçekten.çok güzel olmuş hem yazı hem yorumlar.

by darkflarer » Wed Jan 31, 2007 6:31 am

ben geçen gün Kabalcı'da Lüpen'in bi kaç kitabını (galiba tüm seriyi) gördüm güzele benziyo, okullarda tatil yoğun psp ve PC işlerime ara verirsem alıcam okuycam, ama Mortal Kombat ve NWN2 oynamaktan vaktim olmuyor (Medieval2'de oynuorm o yüzden okuma ihtimalim iyice azaldı)

by darkflarer » Sat Jan 27, 2007 6:37 am

hırsızlar kendilerinden başka herkese haydut görünür.

Bu arada karşındakine nasıl bir izlenim verdiğinde önemlidir ki bu Baron salak bir izlenim vermiştir e salaklar soyulur, ama Lupen'in planından daha iyi bir planım var, ama şiddet içerikli fazlasıyla.

Ã?nce Baron'la tanışmaya gidersin yada tanıdığı birini tutar gönderirsin, adamı tehtid ederekte gönderebiliriz neyse sonra bu adam Baron'u kendi seçtiği bir yöntemle bayıltır yada uzun bit uykuya yatırır, sonra ben eve girerim çatır çutur diğer tipleri sessizce keserim sonra 2-3 kişi toplanır malları götürürm, sonra yardım edemleride öldürürm, para bana kalır anında kaçarın uzak bi yere olay biter teslim falan da olmam.

by paul sernine » Wed Jan 24, 2007 7:34 am

Yorumlarınız için teşekkürler. Çok güzel şeyler yazmışsınız ama Darkgnome'un "haydut" benzetmesini pek beğenmedim. Dışardan bakınca öyle mi görünüyoruz? :)

by Bogus » Wed Jan 24, 2007 6:11 am

İşin aslı D&D oyunlarında hırsızları pek sevmem... Gerek DM olarak gerek ise oyuncu... Sanırım bunun birincil sebebi bu karakterin bu oyunda stealth, pick poket, move silently ve open locks eksenine endekslenmiş olmaları...

Ancak ben oyunlarımda zaten oyuncularımdan ufak ip uçlarını toplamalarını onları doğru bir şekilde bir araya getirip yorumlamalarını beklerim. Sonuç olarak bir Cthulhu Storyteller'ıyım ve bu oyunda da zaten oyunculara Player değil "Investigator" deniyor. Dedektifliği, ip uçlarını bulmayı ve başkalarının vereceği tepkiler konusunda fikir yürütmeyi zaten çok severim...

Sernine bir soygunu planlarken nelere dikkat edersiniz diye sormuş,ben ise bunu sadece soygun ile değil, genel olarak bir oyunu hazırlarken nelere dikkat ettiğim ile bir anlamda cevaplamaya çalışacağım....

Bir kere bu tür "kandırmacalarda" kandırmacayı veya soygunu veya oyunu hazırlayan kişi bir gerçeği çok iyi özümsemelidir:

İnsanlar gün içersinde binlerce hatta milyonlarca bilgi tarafından bombardımana tutulurlar. Bu veriler o kadar fazladır ki beyinin bunların hepsini özümseyip muhakeme etmesi imkansızdır, öyle ki beyin böyle bir misyona kalkarsa yaşamamız, hayatta kalmamız bile mümkün değildir. Bu yüzden de insan beyni önceki tecrübelerine dayanarak etrafındaki bütün verileri önce sınıflar, sonra geneller ondan sonra da sistematik bir şekilde bu verileri belirli kalıplarda muhakeme eder. En iyi kandırmacalar kuzu postuna bürünmüş kandırmacalardır. Yani bizim genel muhakememiz altında belirli kalıpları kendisine post olarak kullanan ama aslında kurt olan minik detaylar.

Ã?rneğin Sernine'in hikayesinde gazete bu tür bir tuzaktı... Biz günlük hayatımızda gazeteyi doğru haber veren (Türkiye'de tartışılır) yazılı basın olarak biliyoruz ve bu yüzden hikayeyi ilk okuduğumuzda aklımıza gelen" Gerçek dedektif gerçekten de bu küçük kasaba da tatil yapıyor..." oluyor. Yerel olduğunu kaçırmamızın nedeni gazete kavramının yerel kavramından çok çok daha kuvvetli olması... belki taşralı bir dedektif bu hikayeyi çözmekte daha az zorlanırdı... :idea:

Bu yüzden ben bir soygun yapacak olsam insanların bu genelleme yüceliğinin "zayıflığı demiyorum çünkü bu gün baraj, uçak, uzay mekiği gibi şeyler yapmamızı doğada gördüklerimizi genelleyip standartlaştırma çabamıza borçluyuz" zaaflarını elimden geldiği kadar kullanmaya çalışırdım...

Bana kalırsa bu bahsettiğim de zaten Sernine'in insanların ne düşüneceğini, nasıl tepki vereceğini önceden tahmin etme yetisine dayanıyor.

Sernine'in hikayesinde bu tür kuzu postlu kurtlar oldukça fazla... Günü saati verilen bir soygundan bahsedildiğinde insanlar hemen:

"Gününü ve saatini vererek bir soygunu nasıl gerçekleştirebiirim?" diye soruyorlar... Ã?ünkü insanlar tüm akli evrimlerinde bu yolu kullanarak başarıya ulaştılar... Ay'a nasıl giderim? Nasıl uçarım? Suyun üzerinde nasıl dururum? soruları ile icatlar bulundu..

Ancak iş kandırmacalara gelince tam tersi düşünmek lazım... "Gününü ve saatini vererek bir soygunu nasıl gerçekleştirebilirim" sorusunun binlerce ucu havada asılı cevabı olacaktır. Ve kandırmacı da zaten şansını bu binlerce cevaptan birine saklanarak dener. Ancak "Gününü ve saatini vermeden bir soygunu neden yapamam?" Sorusu sorulduğunda verilebilecek cevap çok çok çok azdır... Ve soruyu bu şekilde sorduğunuz zaman da daha önce gözünüzden kaçan detaylar daha bir anlam kazanmaya başlarlar...

by Darkgnome » Wed Jan 24, 2007 5:25 am

Kiminle uğraştığın, nasıl bir ortamda(kişilerde dahil) uğraştığın ve elindekilerin yeterliliği.

Kiminle uğraştığın: Yapılanlara tepkisi nasıl olabilir.
Nasıl bir ortamda : Yapılanlara beklediğinden farklı tepkivermesine sebep olacak biri varmı? Yapılacaklar için gerekli ortam varmı?
Yeterliklik: Planı uygulayacak kadar yeterli birikim ve malzeme varmı.

Büyük düşünmeyi siz haydutlara saygımdan ( :D ) bırakıp küçük bir olayda örnek vermemin daha anlamlı olacağı düşüncesindeyim.

Bir yankesicilikte şişman bayanın arkasnıdan gitmek yerine onun önünden gelip çarpmayı yeğlerim. Ã?ünkü şişman bayanların arkasında geçmek için an kollayan bir sürü kişi olacak ve dikkatleri şişman bayanda olacaktır. Ancak karşıdan geldiğinde şişman bayandan kaçmaya çalışan kilier birde arkasındakilere dikkat edeceklerdir ve arkasındakilerde şişman bayana çarpılma anını kolladıklarından hemen bir kalabalık oluşturup şişman bayanın olayı anlamasını daha da zorlaştıracaklardır.

by paul sernine » Wed Jan 24, 2007 4:49 am

Cevap




Baron polisten yardım ister ama polis oralı olmaz (nedeni uzun uzun tartışılabilir). Bunun üzerine baron dedektiften yardım ister ama dedektifte yardım etmeyi kabul etmez. “Paranı ve zamanımı boşuna harcama” der. Baron birkaç gün sonra yeni bir tehdit mektubu alır. Tekrar dedektifin yanına gider. Zorlada olsa onu ikna eder. Dedektif, barona evdeki uşaklara güvenip güvenemeyeceğini sorar. Baronda güvenemeyeceğini söyler. Bunun üzerine dedektif evdekileri göndermesini, olaya polis dahil kimseyi karıştırmamasını, bu işi kendi adamlarıyla halledeceklerini söyler. İşin içinde Lüpen varsa kimseye güvenilmemelidir.

O gece soygun gercekleşir. Yerel gazetedeki ilan asılsızdır, dedektif olduğu söylenilen kişi aslında Lüpen'in adamıdır. İçeceğine attığı ilaçla baronu uyutur, sonrada adamları yardımıyla evi boşaltır.


Tebrikler Bogus :clap: :clap: :clap: Class'ımın vazgeçilmesi olan güvensizliği bir kenara bırakarak sana karşı saygısızlık yapmayacam :D Hatam olduysa affola.





Hırsız Loncası'nın değerli müdavimleri; imkansız gibi görünen soygun küçük noktalara dikkat edilerek rahatlıkla gerçekleştirilebiliyor. Peki bu noktalar neler olabilir? Mesela gözlem ve muhakeme yeteneğine önem verilerek elde edilen bulgular. En basitinden örnekte olduğu gibi çalınması planlanan eşyaların sahibini tanımak. Hangi durumda hangi tepkiyi vereceğini tahmin etmek. Verdiği tepkiye göre görüşeceği kişilerin durum karşısında göstereceği tepkiler… Ve bu tepkiler dikkate alınarak hazırlanılmış bir plan. Satranç oynamaya benziyor.

şimdi anlatacaklarımın konuyla alakalı olmadığını düşünebilirsiniz. Ã?ocukluktan beri dinlediğim bir olay var, tanrı geleceği bilir. Bunun doğaüstü olduğunu düşünürdüm önceden. Sonra ise aslında hiçbirşeyin doğaüstü olmadığını, bazı durumların insanlık tarafından açıklanamadığı için doğaüstü olarak kabul edildiğini düşünmeye başladım. Tanrının geleceği bilmesi gibi. En basitinden iyi tanıdığınız ve gözlemlediğiniz küçük bir çocuğun elinden şekerini aldığınız zaman verdiği tepkiyi bileceğiniz gibi tanrınında bizim geleceğimizi bileceğini düşünmüyor değilim.

Tanrısal bir uzgörü, tanrısal bir gözlem yeteneği, tanrısal bir muhakeme gücü ve şeytana bile pabucunu ters giydirecek planlar. Bence iyi bir hırsızın dikkat edeceği ana noktalar bunlar olmalı. Sessiz hareket, yankesicilik, blöf vb de önemli ama o kadarda değil. İş player’ın kendi zekasında bitiyor, karakter kağıdında yazanda değil.

Siz bu konular hakında neler düşünüyorsunuz, soygun planı yaparken nelere dikkat edilmesini tavsiye edersiniz?

by Darkgnome » Tue Jan 23, 2007 12:34 am

Evet, yerel bir gazete olayını çok güzel yakalamışsın Bogus ve bu gazete sadece Baron için çıkartılmış bir gazetede olabilir dediğin gibi. Yani Barona giden gazete yerine sahte bir gazete gönderilmiş olabilir. Kutlarım harika. :) :clap:

by Bogus » Mon Jan 22, 2007 11:05 pm

Bence burada en mantıksız yerden başlayarak bir çözüm bulmaya çalışalım. Bence buradaki en mantıksız şey Arsen Lupen’in yapacağı soygunu günü gününe, saati saatine söylüyor olması. Ne kadar kibirli olursa olsun amaç bir şeyleri çalmak ise kimse bunu yapacağını önceden söylemez. Demek ki Arsen Lupen’in bunu söylemesinin nedeni bu soygunu başka türlü yapamayacak olması… Teoriyi kurarken kerterizimiz bu nokta olmalı.

Bir başka konu da Lupen’in çalacağı eşyaların yerini ve değerini Baron odaya kimseyi sokmadığı halde biliyor olması. Hikayede Baron’un şatoyu donattığı yazıyor. Yani bu eşyalar ezelden beri orada değiller, sonradan konmuşlar. Baron herhalde hiç bir şekilde Lupen’I kapısından içeri sokmaz, bu eşyaları taşıyan Lupen olamaz bana kalırsa ama onları satan pek ala Lupen olabilir ve değerini de bu şekilde biliyor olabilir.… Baron’un elinde hangi değerli eşyaların olduğunu biliyor ve eğer bunları sıralıyorsa tek amacı Baron’u korkutmak… yerlerini nasıl bildiğine gelince ya onlar da Lupen’in adamıydı ya da Lupen eşyaları taşıyanları buldu ve onlardan yerlerini öğrendi… Mesela çiçekli resim nereye asıldı? Masa nereye kondu? Komidin nereye kondu gibi…

Hikayede şatonun bir nehrin ortasında olduğu ve ancak bir köprü ile ulaşılabilindiği söyleniyor. Bu sözden yeraltında bir geçidin var olmadığını çıkartıyorum. Koskoca masa ve komidin gibi şeyler çalınacaklarsa bu köprünün üzerinden geçmek zorundalar. Bu yüzden baron en büyük korumayı buraya koyacaktır diye düşünüyorum.

Ã?özümün detektif ile bir ilgisi olduğu kesin. Küçük bir yörede dedektifin tesadüfen tatil yapması biraz zorlama…Yoksa hikayenin içinde bu ayrıntı olmazdı değil mi? Bir kere çok ufak bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak lazım. Dedektifin kaçamak bir tatil yaptığını yazan gazete yerel bir gazete. Yani sadece o yörede yaşayanların okuduğu bir gazette. Ayrıca tatil kaçamak bir tatil olduğu için Dedektif de pek ortalarda gözükmek istemeyecektir. Hatta sernine’in verdiği ipucuna dayanarak Dedektifi zorla bir yere hapsedip yerine geçme olayının olmadığını var sayıyorum. Zaten bize verilen bilgiye göre bu yazı bir kaç gün önce çıkmış ve bu kadar ünlü bir dedektifin yerine geçip bunu bu kadar zaman fark ettirmemek çok kasınç bir çözüm olurdu.

O halde geriye tek bir çözüm kalıyor. Dedektif Lupen’in bir adamı ve gazete haberi de büyük ihtimalle yine Lupen tarafından yazdırılmış yalan bir haber. Buradan Baron’un Lupen’I yakalayan ünlü dedektiften yardım isteyeceğini var sayabiliriz. Hatta gerçeği aslında orada olmadığından buluşmayı da büyük ihtimalle haberi yazan ve yine Lupen’in adamı olan gazeteci ayarlayacaktır.

Baron hırsızlığa engel olmak için dedektifi şatoya davet edecektir ve büyük ihtimalle durmaları gereken yerde yani değerli eşyaların olduğu salonun içinde bekleyeceklerdir. Ancak daha önce de belirttiğim gibi Dedektif Lupen’in adamı olduğu için Baron’u bir şekilde hırsızlığın gerçekleşeceği odadan uzak tutmak zorunda. Bunu yapmasının türlü yolu var, Baron’u bayıltabilir, zehirleyebilir, bir odaya kilitleyebilir… nasıl bir yöntem kullandığını bilemeyiz çünkü sonrasında ne olduğu hikayede anlatılmıyor.

Ancak yine de sahte dedektifin bu kadar eşyayı tek başına taşıyamayacağı ortada. İlk başta evin hizmetkarlarından yardım aldığını düşünebiliriz ama Baron’u aptal yerine koymak istemiyorum. Her halde onlara ya güveniyordur ya da evin dışına göndertmiştir. Dedektif dışında tanımadığı insanları da evin içine almayacak kadar akıllı olduğunu düşünüyorum. Sonuçta ne kadar kalabalık olurlarsa o kadar fazla şüpheli olur. Eğer aldıysa o zaman sahte dedektifin işi çok kolay olur çünkü.. Bir süre baronu meşgul tutması yeterli, böylece adamlar işlerini kolayca bitirir. Sernine hikayenin devamında ne oluyor? Baron yaşıyor mu? Uyutuluyor mu? Eşyalar bulunuyor mu veya mesela dedektif gerçekten sahte mi çıkıyor? En azından Baron’un sağlığı ile ilgili bilgi versen?

by dfunk » Mon Jan 22, 2007 5:48 pm

Peki Arsen Lüpen daha önce soyduysa baronu yerlerine sahtelerini yerleştirip şurda şu var falan diye bir mektup gönderip baronu kıllandırmış olamazmı bir de soyulduğunu nasıl anlıyor baron eşyalar odadan tamamen götürülmüş durumda mı soygun sonrasından bilgi alabilirmiyiz biraz?

by Darkgnome » Sun Jan 21, 2007 5:20 am

Lüpenin adamları içeriye girmiş, baronu yakalamış, ona bütün kilitleri açtırmış, eşyaları yüklemiş ve kaçmış olabilirler. Yani bilgiğin soygunu yapmış olabilirler. Hatta Baronun o eşyaları koruması için adam tutması durumunda adamları kılığına girip o şekilde gelmişte olabilirler. Sonra tekrar kabakuvvet planına düşmüşlerdir. Tehdit mektubuda bu sebeple gönderilmiş olabilir.

Dedektif ise uzkalarda bozulmuş motoru ve telefonunun düzelmesini bekliyor olabilir.

Arsen Lüpen diye illaki dolambaçlı yöntem kullanacak değil ya. Haldur huldur girip alması da mümkün.

by paul sernine » Sat Jan 20, 2007 2:23 am

Çok yaklaştınız, yaptığınız planlar işe yarayabilir ama Lüpen soygunu o şekilde yapmamış. Belkide cevabı öğrendikten sonra sizin planınız size daha cazip gelecek :D

Mektubunda eşyaları kendisinin yükleyeceğini söylüyor ama soygun sırasında gerçekten hapisanede. şimdi sizi yanlış yönlendirdiğimi düşünmeyin, mektubu kitapta olduğu gibi yazdım. Soygunu Lüpen'in adamları yapıyorlar.


Baronun malikanesi oldukça güvenli. Adada, etrafı kayalıklarla çevrili, ulaşım sadece köprüyle sağlanıyor, alarm sistemi var. Ne kadar işe yarar bilmem ama kapılar ve kilitlerde cabası. Baron neden eşyalarını başka bir yere taşısın. Nereye güvenebilirki? Özellikle Lüpen soygundan bahsederken. Zaten kitaptada eşyaları taşıma kararı almıyor.



Lüpen'in sırf şöhret için, hiçbir maddi kazancı olmadan iş yapacağını sanmıyorum. Bu olaydada öyle bir durum yok.



Lüpen'i tutuklayan dedektir hafife alınmaması gereken bi karakter. Lüpen defalarca onunla dalga geçmiş olsa bile ona karşı dikkatli davranılmalı. Birinin onu safdışı bırakması, bi yerlere hapsedip yerine geçmesi durumuna karşı önlemler almış olabilir. Oynarken ben bile bu tür önlemler alıyordum, ne olur ne olmaz :) Dediğim gibi, soygun sizin planlarınızdaki gibi olabilir. Dedektif önlem almayabilir yada Lüpen tutuklu olduğu için bunlardan vazgeçmiştir. Ama Lüpen'in planı önlem alınması durumunda bile işe yarıyor.


Hipnotize etme olayı ayrı bi bomba! Yapabiliyorsa neden olmasın?

by Darkgnome » Sat Jan 20, 2007 1:07 am

Hatta daha ileri gidelim. Arsen Lüpen müfettişi hipnotize etmiş ve bunu yapmasını sağlamıştır. :D

by CaRNeDuR » Fri Jan 19, 2007 9:49 pm

Evet yorumlara dayanarak ikinci ve daha sağlam teorim.

Lüpen Baron'un doğruca gidip onu yakalayan dedektiften yardım isteyeceğini biliyor dolayısıyla soygun gecesi hapisten kaçar, dedektifi safdışı bırakıp onun kılığına girer. Baronun evine elini kolunu sallayarak girip, Baron'a eşyaları nakletmeyi teklif eder. Eşyalar yüklenirken Baron ile karşılıklı birer kadeh viski içip arabaya biner. İyi niyet dilekleri ile uğurlanır.
Tam da Arsen Lupen tarzı gibi geldi bana ama durun bakalım.

by Efla » Fri Jan 19, 2007 9:08 pm

Lüpenin peşinde olduğu şeyin eşşalardan ziyade şöhret olduğuna eminim. Peki şuna ne dersiniz. Aslında kendi evini soyulmuş gibi göstererek hırsız karakterine şöhret sağlayan bir Baron... Yani baronla lüpen eynı kişi olabilir.

Ya da belki de lüpen dedektiftir...

Aslıdna bir plan olmadı daha ziyade komplo teorisi.

Top