Kara Toprak

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Kara Toprak

by darkflarer » Tue Nov 07, 2006 3:23 am

kadın verin banaa öldük be yok onu öldür yok bunu çal yok lonca savaşı yok dünya savaşı drow gebert mind flayer ez üf be

by Firble » Mon Oct 30, 2006 5:27 am

Anton uzun zamandır aradığı bu yeri bulmuştu sonunda diyar yok oluyordu. Nedendir bilmese de burada bir şeyler onu buraya çekmişti. Neredeyse diyarın var oluşundan beri yaşıyordu. Ormanlarda yaşayan elf grubu çoktan her yere dağılmıştı. Bir zamanlar inandığı tanrı Dragonfly yok olmuştu. Asıl felaketler başlamadan önce. Anton her şey çökerken çocukluk yıllarında duyduğu efsaneyi bulmaya gitmişti. Arayanlara tehlikeli bedel karşılığında bile olsa bir yolun gösterildiği han...

Anton diyarın yok olacağı gerçeğine alışmıştı belki. Ama en azından bilinmesini istiyordu. Diyarın başına gelenlerin aptallığın yol açtıklarının bir şekilde bilinmesini istiyordu.

Diyarı kurtarmak insanları kurtarmak hoş bir hayaldi. Ama en azından diyarı bu hale getirenin ne olduğunu bulmaya kararlıydı. Bir kurtuluş olursa bir daha tanrıların emrinde koyunlar gibi yaşamayacaktı Anton.

Hana bu düşüncelerle girdi. Han uzun zaman önce terk edilmiş gibiydi. Bir süre devrilmiş masalara ve sandalyelere baktı. Sanki geçmişin sesini dinlemek ister gibiydi. Sonra bir sandalyeyi yavaşça kaldırdı. Üzerine oturdu. Biraz dinlenmeliydi.

by Eldarin_ » Mon Mar 13, 2006 7:23 am

Murdak içeriye girerken içindeki huzursuzluğu üzerinden atamamıştı. Neden bilmiyordu. Bunun adı korku olmalıydı. Korkutucu olan şeylerden çok, korkuyor olmak onu endişelendiriridi genelde. İşte bu histe tıpkı ikincisi gibiydi. Korkuyor olmak.
İçeride loş bir ışık yanmaktaydı. Kapıdan girişte sağa sola açılan bir koridor vardı ve burası bi nevi kiler görevi görmekteydi. Hemen ileride bir başka kapı vardı ki Murdak ta bu kapıya yönlendirilmişti.
Murdak sağlı sollu dizilmiş kandilleri izlerken o kapıdan da içeri girdi, bu esnada dış kapı kapatılmış, sürgüsü vurulmuş ve kilidi sertçe çevrilmişti. Murdak bu yeni odaya girdiğinde ise bir an dudaklarını büzmeden edemedi. Sağına soluna dikkatle baktı.
Burası neresiydi böyle?

Odanın kenarlarına olduğu gibi kilerler döşenmiş, köşebaşlarına biere geniş koltuk konmuştu. Koltuklardan birinin üzerinde birisi yatıyordu. Hemen altındaki zeminde birkaç damla kan yere damlamıştı.

Murdak bir anda gözlerini kıstı. Bu olamazdı! Koltuğa yatırılmışhuzursuz bir şekilde uykulu -ya da baygın görünen kişi bir bayandı. Hemde Night! Ona buradan gitmesini söyledikten sonra Night'ın güvenli bir şekilde bu handan ve kasabadan ayrılacağını sanıyordu oysa ki!

Murdak odanın ortasına doğru yaklaştığında geriden gelen ve kapıyı sürgüleyerek kilitleyen adamda odaya girmişti. Kollarını göğsünün üzerinde kavuştururken deri kayışlarla bezeli bilekleri öne doğru çıkmıştı, oldukça atletik bir görünümü vardı.
Aynı şekilde Night'ın uzağındaki koltuğa serilmiş vaziyette duran bir başkası da iki yana açılmış ellerini birleştirdi, ağzı yarı açıktı ve sivri burnu öne doğru çıkmıştı. Yüzünde yarı memnun yarı karanlık bir ifade vardı. Murdak'ı gördükten sonra hafiften toparlanmış ve koltuk üzerinde dik bir pozisyon almıştı.

Murdak daha hiçbirşey söylemeden arkasındaki adam konuşmaya başlamıştı.
"İşte sizi tanıyan kimse. İsmi Night olmalı."

Murdak koltuğun üzerinde nahoş yatmakta olan terlemiş kıza baktı. Kız tekrar hafifçe sayıklamaya başladı. Ses derin iniltiler halinde geliyordu.
"M...m...m...muuur...dakkk...k...k..."

Murdak'ın gerisindeki adam sesi tekrar duymanın verdiği aşinalık ile kaşlarını hafifçe kaldırıp indirdi. Murdak'ın bu sesi duyarken verdiği tepkiyi dik bakışlarla izlemekteydi.
Bu olurken hemen ilreideki diğer adam önce Murdak'ın gerisindeki adama, sonra da Murdak'a ince bir bakış attı. Elini çenesinin kenarına götürüp sileleyerek oradan birşeyi silermiş gibi yaptı.
"Evet adı Night, Rasnikov..." dedi Murdak'a bakarken.
"Kanı bana bu ismi söyledi."

Odayı aydınlatan mumlar meşum bir şekilde birkaç saniyeliğine titreyedurdu, gölgeler deli gibi oynaştı...

by findor » Mon Mar 13, 2006 5:17 am

İçi pek rahat olmasada belli etmeme taraftarıydı..
Bu hayat zaten sıkıcı gelmeye başlamıştı.. İnandığı şeyler yalnızmı bırakıyordu onu...
"Kibarlığın için teşekkür ederim." dedi ve ağır adımlarla içeriye doğru süzülmeye başladı..
Kuyruğunu rahat tutuyordu.. Gözleri ile etrafı süzüyordu...
Ve onu bekleyeni görmek için girmişti oraya...
Ya yeni bir ölüm yada yeni bir anlaşma diye geçirdi içersinden..

by Eldarin_ » Mon Mar 13, 2006 5:12 am

Adam karşısındakinin Murdak olduğunu öğrenince dudakları hafif bi gerildi, sonra tekrar eski solgun halini aldı.

"Kara Toprak burası Efendi Murdak. Kırmızı halı bulamazsın burada. Gün olurda bulursan bile asla kırmızı halı ile karşılandığın bir kapıdan içeri girme.
Ama evet sizi bekliyorduk. İçeri buyurmaz mısınız Beyim? Sanırım içeride sizi tanıyan birisi var."

Ardından adam deri bilekliklerle çevrilmiş elini hafifçe kapıya doğru uzattı, içeriyi gösterdi.

Murdak burayı hiç tekin bulmuyordu açıkçası. Kara Toprak Hanı'nın tekin bir yer olmadığı aşikardı fakat yine de burası onda fevri bir intiba bırakmıyordu.
Anlaşılan Kara Toprak'a önden girmek ile arkadan girmek arasında bile büyük fark vardı...

Solgun bakışlarla onu izlemeye devam eden adam tek elini çenesinde gezdirmeye başladı.

by findor » Mon Mar 13, 2006 5:02 am

Burası kara toprak hanı diye geçirdi içersinden...
İsmini sölemeden bilmişti bu garip adam ama şaşırmamıştı pek Murdak.

"Evet benim " dedi derinden gelen bir ses tonu ile...
"Sanırım bekleniyorum... Kırmızı halı göremedim " dedi ve kızıl gözlerle adama baktı yavaşça ilerlerken..

by Eldarin_ » Mon Mar 13, 2006 1:22 am

Ayak sesleri kapıya doğru yaklaştı. Birkaç fısıltı duyuldu, ardından kapının sürgüsü geri çekildi.
Murdak sakin bir şekilde beklemeye devam ederken kapı gıcırdayarak kirişleri üzerinde açıldı. Kolları geniş, yakaları uzun gömlekli biri kapıdan dışarı çıktı, etrafı gece karanlığında parıldayan gözleri ile inceledi. Kemiksi suratı bir sağa bir sola baktı, siyah dar deri pantolonu üzerine vuran hafif ışıkla ince bir parıldama yayıyordu etrafa.gömleğin uzun kolları adamın bileklerinde toplanmıştı ve burada deri bir parça ile bileklere bağlanmıştı.

Etrafa kısa bir bakış atan adam hemen ilerideki Murdak'ı gördü. Gözlerini ona odakladı. Soluk bakışlar Murdak'ın üzerindeyken kapının ardından çıktı ve deriden ayakkabılarıyla yere adeta dokuna dokuna ona doğru birkaç adım yaklaştı.

"Murdak? Efendi Murdak siz misiniz?" dedi gece karanlığında başka kimsenin duyamayacağı bir ses ile...

by findor » Sat Mar 11, 2006 4:57 am

Not : Oyundaki karakter ismi Murdak Hakan abi :)


Murdak bir anda gelen seslerle irkildi...
Eli ister istemez hançerine uzandı ama ardından duraksadı...
Ve beklemeye başladı ayak seslerinin tınısını dinliyor ruhu ile odaklanmış dinliyordu..

by Eldarin_ » Sat Mar 11, 2006 1:58 am

Findor hanın etrafında gezmekteydi. Bir taraftan tarifsiz düşüncelere dalmıştı, diğer yandan işlerin umduğu gibi gitmeyişi onu içten içe sinirlendiriyordu.

Findor gelişen olayları düşünmekteyken Hanın gerisine varmıştı. Burası fazla büyükçe olmayan kapısı olan bir yerdi. Tahta kapının üzeri oyularak nakışlandırılmıştı. İçerisi az çok görülebiliyordu. Loş bir ışık kapının altından dışarı sızıyordu.

Sonra kapının arkasından birtakım sesler duyulmaya başlandı.
Derinden derine nefes alan birinin sesine benziyordu bu. Kadın ya da erkek ayırt edilememişti.

Ardından sesler bir anda durdu. Tahta zeminde hafifçe takırdayan bir çift ayak sesi kapıya doğru yaklaştı...

by findor » Fri Mar 10, 2006 6:49 am

Kapıdan dışarıya attı kendini....
Ne yapıyordu anlam veremiyordu.. Gözleri kararmaya başlamıştı..
Anlamadığı bir sinir bir alev kaplıyordu benliğini...
Hanın etrafında tur atmaya başladı...
Ve etrafı inceliyordu her yeri...
Yüksek bir sesle...
"Kaçış çözüm değildir.." der ve yerdeki taşa vurur...
Devam eder "Savaşmak gerek" der parmakları birbirini izlemektedir sürekli hareket halindedirler.. Kuyruğu ile oraya buraya vurur...
Ne yapmalıyım diye düşünür.. Bir süre Hanın etrafında turlarken...

by Eldarin_ » Wed Mar 08, 2006 10:00 pm

DM'in Notu;

*Hana giren şahsiyet Maniak'ın yan karakteri Vlas'tır. Maniak'ın kendisinin diyara dönmesi imkansızdır.

*Aynı şekilde Yeminer'in de Büyü konseyi'nden Kara Toprak Hanına teleport olması imkansızdır. RP Alanındaki DM Açıklamalarını okursanız diyar üzerinde Vahşi Büyünün(Wild Magic) hakim olduğunu, bunun yanısıra teleport, dimension door, gate, astral projection vb büyülerinin yapılmasının engellendiğini göreceksiniz. Bu durumda Yeminer'de Kara Toprak Hanı'nda hiç bulunmamıştır. Yeminer isterse Whispering Wind vs mesaj büyüleri deneyebilir, denenen büyünün işleyip işlemediğini ise ben burada belirteceğim.

*En son atılmış yanlış RP mesajlarını siliyorum. Oyunun bundan sonraki kısmını da DM olarak takip edeceğim. şu anda RP'de bulunan herkes oyuncudurlar, yalnızca kendi hareketlerini, kendi karakterinin gözünden yazsın herkes.

Herkese iyi eğlenceler...

by findor » Wed Feb 22, 2006 9:18 am

Murdak beklemenin ardından...
"Git buradan sessizlik bana göre değil." dedi ve Night a dönerek..
"Artık eski üstadını ziyaret etsen iyi olur gitsek iyi olucak " dedi.

-----------------------------

Murdak bir süre beklemenin ardından..
Oturduğu yerde sinir bozucu bir ıslık çalmaya başladı..
Zaman ağırdı işlemiyordu sanki..

------------------------------

Beynini kara bulutlar kaplıyordu ıslığına devam ettikçe.
Kalktı olduğu yerden ve kapıya yöneldi..
Gidiyordu buradan..


Mesaj birleştirilmiştir.\\\Moderator

by MaNiak » Sat Feb 18, 2006 7:20 pm

çok sessiz bir şekilde ayağa kalkar, nerdeyse orda yoktur ve eski tahtaların üzerine basmamaktadır. kapıya yönelir, ve dışarıya doğru ilerler. eski hanın eski tahtaları saygılarından tek bir çıt dahi çıkartmazlar. dışarı çıkınca yere eğilir ve kara topraktan bi avuç alır 'seninde sonun yakın' der yola koyulur...

by findor » Thu Feb 16, 2006 9:01 am

"hımm işte hayatım renkleniyor" dedi sessizce ve night a döndü...
"hançerini bile kızım" de ver güler

"kime ve neden.."

by uLtior » Thu Feb 16, 2006 8:59 am

Nikusa dirseklerini masaya koyar. sırtını hafif kamburlaştırarak murdaka yaklaşır.

"Konuşulacak fazla bir şey yok, yapılacaklar var murdak"

Nikusa sesinin düzeyini iyice alçaltır, murdakın dudak okuyabileceğini varsayarak fısıldarcasına.

"Yardımın gerekli, ne zaman... bilmiyorum, nerede... bilmiyorum ama, bittiğinde sen, ben ve bir ceset orada olacak"

Top