by Manga » Sun Dec 07, 2003 5:28 am
"Kaçılmayacak şeyler vardır hayatta..."
Soğuk bir geceye başlıyordu lervanos.Taş sokaklarında muhafizlarin ayak sesleri hoş bir senfoni oluşturuyor diye düşündü.Karaltıda ilerleyen silüet.Oldukça yavaş ve karaltı olucak yerleri seçerek gidiyordu.Karaltı gözlerini kısıp etrafı süzdü.Bol pantalonu ve ayaklarının baş parmaklarına geçirilen iple diğer şehirlilerden hemen ayırt edilmesi an meselesi iken.Aksine karanlıkla bütünleşmiş halde şehir ışıklarından uzak şehirin açık köprüsünü terzinin çatısının aksına düşen karaltının altında şöyle bir süzdü.Köpeklerin o hırçın rüzgarda hırlamaları ve havlamalari bu muhafizlarin ayak seslerini ekarte etsede bu sesliliğin arasında sessizlikte giden tek karaltı niteliği dikkatleri üzerine döndürdü.Köprüyü hızla geçerken bir bayan muhafizin ona yaklaştığını gördü. Köprü uzundu.Gelmesine var diye düşünerek karaltilar icinde köprünün dış tarafına geçip kendini hırçın rüzgarin ve bu hırçınlıkla yarışırmışcasına akan deli nehirle arasında sallanarak bekledi.Zırh şıngırtıları derin sessizliği yırtıyormuşcasına yaklaşmaya başladı.Mırıldanmalar duyulur olmuştu.
''Nereye gitti bu adam..Daha yeni burdaydi?Hihmm..Sanirim çok yoruldum.Faizah a haber versem iyi olucak.''Zırh şıngırtıları derin sessizlikte kaybolana dek bekledi.Sesler uzaklaştığında karaltı yeniden köprüye çıktı.şehirde akşam olduğundan sokaklara düşen çatıların gölgelerini birer yolmuşcasına kullanarak ilerledi silüet.Sokakta oraya buraya çarparak yükselen bir ses cümbüşü işitti.Kadın kahkahalarına karışan pis isterik kahkahalardı bunlar.Silüet gözlerini kısıp ortada ışığın önünde duran iki okçu muhafizida rahatca geçti.Ahırın çitlerinden bir atın gölgesine doğru yerleşti.Dışarıya kurulmuş olan masalarin üzerinde fa hi şeler le içip duran adamlari süzdü.Aradığı kişi aralarinda yoktu.Sırıttı.İşlemeli ince kıvrık kılıcını sırtına astığı uzun sopasından ve deri kayışından kurtardi.Halen han in bahçesine ne giren vardi nede çıkan.Artik gözleri olanlari ezberlemişti.Kapasa gözlerini hala görebilceğine bile inanmişti ayni şeyleri.
Bu loş iğrenç ve tiksindirici handa bir ses yankılandı.
''Hancı bana ve dostuma iki ROM!''Ses e doğru gözlerini kısıp baktı.Hasir şapkasının altında karanlıkta bir sırıtış görülür oldu.Ama herkes kendi halinde eğlenirken bu sırıtış a sadece yanındaki at şahitti.Bu şahit ise cok zararsizdi...
Artık saat gece yarısını geçiyordu.Saat kulesinin çanlari şehiri inletiyordu.Fa hi şelerle yukari çıkanlar handan ayrılanlar çoğalmaya başlamıştı.Karaltıda silüet halen rom içenleri gözlüyordu.Kırmızı bandanasi hafif atletik vucutlu sarisin renkli gözlü bir adam a bakiyordu.Ama tek bir sarhoşluk ibaresi göremiyordu.Karşısında oturan ve ona tıpa tıp giyiniş olarak benziyen adamlar yanından ayrıldılar.Bir kaç fa hi şe masasina oturduğunda ise gözlediği adam masadan kalkti.Hanin citlerinin araliği olan yerden atladi.Ellerini cebine atti.Boş sokaklarda izlemeye konuldu.Karanlıklarda olan silüt atin üstünden hanin catisina bir kedi gibi rahat bir ağaç tırmanışını andırır şekilde çıktı.
Loşlaşmış sokaklarda yerde yatıp sızıp kalan dilencilerin sokağına doğru yöneldiğinde izlediği kişi çatılarda bir kedi titizliğinde hızla ilerliyordu.Silüet yavaşça ara bir sokağa döndüğünde çatıdan yere atladi.Hemen bir karaltıya hızla geçti.Ardına dönen kırmızı bandanalı adam kılıcını çekmiş etrafına gözlerini kısıp bakıyordu.
Bir süre sonra kılıcını kınına soktu.Bu sesle tüm boş ve izbe sokak inlemişti.Arkasini döndüğü anda silüet boşta duran kıvrık kılıcını savurdu.Sırtında derin bir yarık ve inilti yükseldi.Sendeleyerek yere düşen kırmızı bandanali adam kılıcını kınından büyük bir kinle çekti.Ardina doğru döndüğünde karşısındakinin tarifi apaçık ortadaydi.Hasir bir şapka ve bol giysiler icinde elinde parlak bir kivrik kilic bulunan ve gozleri hasir sapkadan secilemeyen bir silüetti.
İniltileri bastirircasina konuştu silüet tonsuz ve seri şekilde.
''Kızıl yay dan selam''
Kırmızı Bandanali adam lanetler mırıldanarak diğer sağ elini omzuna atti eli arbaletini ariyordu.Ama sırtına yediği darbede arbaletinin kayışınında kesildiğini anladi.Etrafa baktığında arbalet yerde bi hayli uzaktaydi.Ayağa duvarlara tutunarak kalktı.İniltili tonda konuştu.
''H-e-r-ş-e-y o-n-u-n i-y-i-l-i-ğ-i i-c-i-n y-a-p-t-i-m.B-i-l-i-yorsun sende!''
Silüette hafif bir sırıtış belirdi.Bu sırıtışa kin dolmuşcasına yaptı atağını.Rapier büyük bir hızla silüete ulaşıcakken.İnilti tekrar kırmızı bandanalidan yükselirken yerde kopan koluna bakiyordu.Hırlamalarla dolu ses çıkararak konuştu.
''K-i-m sin! s-e-n!''
Silüet suskun şekilde karşısında öylece duruyordu.Boş izbe sokakta uzaktan bir gören olsa karaltılardan seçilmediği için adamin kendi kendine konuştuğunu sanabilirdi.Sol kolu ile bıçağını çekti ve bir kez daha saldirdi ama gene ayni sonla diğer kolunu kayıp etti.İniltiler ve ağlayışları arasında kırmızı bandanali adam ayaklariyla sürüklenerek duvara yaslandi.Silüet hafifçe yaklaştı. önüne bir kafa yuvarladi.Kafa bir elf e aitti.İnce uzun kulaklari ve sariya yakin gözleri vardi.
Kollari kopan adam hırıltılar içinde bağırdı ''BU İMKANSİZ ONU ÖLDÖREMEZDİN ONU KİMSE!!LANET OLSUN KIZIL YAYİ ÖLDÖREMEZ KİMSE!''Kafaya bakti silüet e bakti.
Silüet tekrar tonsuz ve seri şekilde konuştu.
''Doğululara bulaşan sizdiniz!Siyah Pelerin loncasina bulaşılmayacağini bilmeliydiniz.Ardeth in evlatlari.Kiliclarimi demeliydim...''
Sırıtışı hasır şapkanın altından parıldıyordu.Rüzgar tüm dallarda hışırtılar oluştururken.Kafasi ile gövdesini iki yana ayıran vuruşu yapti silüet.Rüzgar ardında boş uçuşan yapraklarla oynaşırken.Gecenin karanlığına karıştı silüet.Sabah ceseti bulduklarinda ne bir iz nede bir işaret vardı kafalardan ve bir ceset parçalarından başka..
Gecenin ilk karaltıları bir bağnaz bir yobaz rahip in söylevleri gibi insanlarin içlerine işlerken.Karanlık silüet Briatania'nin köprüsünden yavaşca ilerlemeye başlamıştı.
"Kaçılmayacak şeyler vardır hayatta..."
Soğuk bir geceye başlıyordu lervanos.Taş sokaklarında muhafizlarin ayak sesleri hoş bir senfoni oluşturuyor diye düşündü.Karaltıda ilerleyen silüet.Oldukça yavaş ve karaltı olucak yerleri seçerek gidiyordu.Karaltı gözlerini kısıp etrafı süzdü.Bol pantalonu ve ayaklarının baş parmaklarına geçirilen iple diğer şehirlilerden hemen ayırt edilmesi an meselesi iken.Aksine karanlıkla bütünleşmiş halde şehir ışıklarından uzak şehirin açık köprüsünü terzinin çatısının aksına düşen karaltının altında şöyle bir süzdü.Köpeklerin o hırçın rüzgarda hırlamaları ve havlamalari bu muhafizlarin ayak seslerini ekarte etsede bu sesliliğin arasında sessizlikte giden tek karaltı niteliği dikkatleri üzerine döndürdü.Köprüyü hızla geçerken bir bayan muhafizin ona yaklaştığını gördü. Köprü uzundu.Gelmesine var diye düşünerek karaltilar icinde köprünün dış tarafına geçip kendini hırçın rüzgarin ve bu hırçınlıkla yarışırmışcasına akan deli nehirle arasında sallanarak bekledi.Zırh şıngırtıları derin sessizliği yırtıyormuşcasına yaklaşmaya başladı.Mırıldanmalar duyulur olmuştu.
''Nereye gitti bu adam..Daha yeni burdaydi?Hihmm..Sanirim çok yoruldum.Faizah a haber versem iyi olucak.''Zırh şıngırtıları derin sessizlikte kaybolana dek bekledi.Sesler uzaklaştığında karaltı yeniden köprüye çıktı.şehirde akşam olduğundan sokaklara düşen çatıların gölgelerini birer yolmuşcasına kullanarak ilerledi silüet.Sokakta oraya buraya çarparak yükselen bir ses cümbüşü işitti.Kadın kahkahalarına karışan pis isterik kahkahalardı bunlar.Silüet gözlerini kısıp ortada ışığın önünde duran iki okçu muhafizida rahatca geçti.Ahırın çitlerinden bir atın gölgesine doğru yerleşti.Dışarıya kurulmuş olan masalarin üzerinde fa hi şeler le içip duran adamlari süzdü.Aradığı kişi aralarinda yoktu.Sırıttı.İşlemeli ince kıvrık kılıcını sırtına astığı uzun sopasından ve deri kayışından kurtardi.Halen han in bahçesine ne giren vardi nede çıkan.Artik gözleri olanlari ezberlemişti.Kapasa gözlerini hala görebilceğine bile inanmişti ayni şeyleri.
Bu loş iğrenç ve tiksindirici handa bir ses yankılandı.
''Hancı bana ve dostuma iki ROM!''Ses e doğru gözlerini kısıp baktı.Hasir şapkasının altında karanlıkta bir sırıtış görülür oldu.Ama herkes kendi halinde eğlenirken bu sırıtış a sadece yanındaki at şahitti.Bu şahit ise cok zararsizdi...
Artık saat gece yarısını geçiyordu.Saat kulesinin çanlari şehiri inletiyordu.Fa hi şelerle yukari çıkanlar handan ayrılanlar çoğalmaya başlamıştı.Karaltıda silüet halen rom içenleri gözlüyordu.Kırmızı bandanasi hafif atletik vucutlu sarisin renkli gözlü bir adam a bakiyordu.Ama tek bir sarhoşluk ibaresi göremiyordu.Karşısında oturan ve ona tıpa tıp giyiniş olarak benziyen adamlar yanından ayrıldılar.Bir kaç fa hi şe masasina oturduğunda ise gözlediği adam masadan kalkti.Hanin citlerinin araliği olan yerden atladi.Ellerini cebine atti.Boş sokaklarda izlemeye konuldu.Karanlıklarda olan silüt atin üstünden hanin catisina bir kedi gibi rahat bir ağaç tırmanışını andırır şekilde çıktı.
Loşlaşmış sokaklarda yerde yatıp sızıp kalan dilencilerin sokağına doğru yöneldiğinde izlediği kişi çatılarda bir kedi titizliğinde hızla ilerliyordu.Silüet yavaşça ara bir sokağa döndüğünde çatıdan yere atladi.Hemen bir karaltıya hızla geçti.Ardına dönen kırmızı bandanalı adam kılıcını çekmiş etrafına gözlerini kısıp bakıyordu.
Bir süre sonra kılıcını kınına soktu.Bu sesle tüm boş ve izbe sokak inlemişti.Arkasini döndüğü anda silüet boşta duran kıvrık kılıcını savurdu.Sırtında derin bir yarık ve inilti yükseldi.Sendeleyerek yere düşen kırmızı bandanali adam kılıcını kınından büyük bir kinle çekti.Ardina doğru döndüğünde karşısındakinin tarifi apaçık ortadaydi.Hasir bir şapka ve bol giysiler icinde elinde parlak bir kivrik kilic bulunan ve gozleri hasir sapkadan secilemeyen bir silüetti.
İniltileri bastirircasina konuştu silüet tonsuz ve seri şekilde.
''Kızıl yay dan selam''
Kırmızı Bandanali adam lanetler mırıldanarak diğer sağ elini omzuna atti eli arbaletini ariyordu.Ama sırtına yediği darbede arbaletinin kayışınında kesildiğini anladi.Etrafa baktığında arbalet yerde bi hayli uzaktaydi.Ayağa duvarlara tutunarak kalktı.İniltili tonda konuştu.
''H-e-r-ş-e-y o-n-u-n i-y-i-l-i-ğ-i i-c-i-n y-a-p-t-i-m.B-i-l-i-yorsun sende!''
Silüette hafif bir sırıtış belirdi.Bu sırıtışa kin dolmuşcasına yaptı atağını.Rapier büyük bir hızla silüete ulaşıcakken.İnilti tekrar kırmızı bandanalidan yükselirken yerde kopan koluna bakiyordu.Hırlamalarla dolu ses çıkararak konuştu.
''K-i-m sin! s-e-n!''
Silüet suskun şekilde karşısında öylece duruyordu.Boş izbe sokakta uzaktan bir gören olsa karaltılardan seçilmediği için adamin kendi kendine konuştuğunu sanabilirdi.Sol kolu ile bıçağını çekti ve bir kez daha saldirdi ama gene ayni sonla diğer kolunu kayıp etti.İniltiler ve ağlayışları arasında kırmızı bandanali adam ayaklariyla sürüklenerek duvara yaslandi.Silüet hafifçe yaklaştı. önüne bir kafa yuvarladi.Kafa bir elf e aitti.İnce uzun kulaklari ve sariya yakin gözleri vardi.
Kollari kopan adam hırıltılar içinde bağırdı ''BU İMKANSİZ ONU ÖLDÖREMEZDİN ONU KİMSE!!LANET OLSUN KIZIL YAYİ ÖLDÖREMEZ KİMSE!''Kafaya bakti silüet e bakti.
Silüet tekrar tonsuz ve seri şekilde konuştu.
''Doğululara bulaşan sizdiniz!Siyah Pelerin loncasina bulaşılmayacağini bilmeliydiniz.Ardeth in evlatlari.Kiliclarimi demeliydim...''
Sırıtışı hasır şapkanın altından parıldıyordu.Rüzgar tüm dallarda hışırtılar oluştururken.Kafasi ile gövdesini iki yana ayıran vuruşu yapti silüet.Rüzgar ardında boş uçuşan yapraklarla oynaşırken.Gecenin karanlığına karıştı silüet.Sabah ceseti bulduklarinda ne bir iz nede bir işaret vardı kafalardan ve bir ceset parçalarından başka..
Gecenin ilk karaltıları bir bağnaz bir yobaz rahip in söylevleri gibi insanlarin içlerine işlerken.Karanlık silüet Briatania'nin köprüsünden yavaşca ilerlemeye başlamıştı.