Merhaba

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Merhaba

by LuZaX » Mon Sep 06, 2004 1:53 am

ve sonra bısey oldu sandım ama normaldı hersey ama ben neredeydım neresıydı burası ve en onemlısı kım oldugumdu bostu zıhnım tamamen bombos...

by raini » Wed Jun 25, 2003 9:39 pm

Uyandığımda o bildik zindanda idim.. Zamanda duşmanlarımı buraya attırıp ne alay etmiştim... Lonca başkanı ordaydı . Bana ihanet eden arkadaşıma fısıldadığını duydum eğer ölseydi bitmiştin.. SOnra bana dödü.. Demek uyandın dostum.. Seni kaybetmeyi göze alamazdık.. Sonra sesindeki tını alaycı bir hale dönüştü.. Aptal sen aptalsın.. O kadar kolay mı sanıyorsun çevremdekileri kandırmak kolay mı?? O anda anladım en baştan biliyordu herşeyi.. Ona ihanet ettiğini sandığım herkes aslında oyunun parçasıydı.. Kaderim ne diye sordum.. Öleceğimi biliyordum zamanda benzer durumdakileri bizzat öldürmüştüm.. Adam bak bunu uzun zamandır düşünüyordum seni yakalayınca naapacağımı ama karar vermedim biraz vakit ver olur mu??? Arkadaşıma baktım pişkin bir şakilde gülüyordu.. Eee biz gidelim merak etme yakında döneriz dedi başkan ve çıktılar... Sonra ne kadar kaldım hatırlamıyorum.. Her gün bana yemeğimi getiren o gardiyanın yeniden geldiği o sıra dışı gün geldiğinde kaç gün geçmişti.. Sadece gardiyanların uzakta yarın eğlence başlıyor dediğini duymuştum. Artık tepki veremeyecek kadar hissizleşmiştim... Gardiyan kapıyı açtı ve gel dostum dedi.. Başlıyoruz dedim içimden beni bir geçide soktu bir iki saat yürüdük sonra çıktı ormandaydık... o anda adamın yüzüne tekrar baktım.... O korucuydu... Nasıl??? dedim ... şaşkınlığım o kadar yoğundu ki.. Nasıl yaşadın ve beni neden kurtardın?? Beni sen kurtardın dedi... Konuşmaya çalıştım başaramadım... Gel dedi benim evime gidelim kendini yorma... Birkaç dakika sonra bir ağacın üstüne çıktığımızı hatırlıyorum daha doğrusu o çıktı beni de taşıyarak... Bir saat sonra idi biraz kendime gelmiştim.. Yürüyüp onun bulunduğu odaya geçtim.. Meraba dedi daha iyisin değil mi?? evet dedim.. Biliyorum dedi merak ettiğin onca şey var anlatayım.. Gece sana göz kulak olmak için yan odada kalmıştım.. Gece senin sayıklamalarınla uyanmıştım... Zehir diye bağırıyordun onu zehirledim.. Paragonya çiçeği dedin sonra... Bir süre anlayamadım.. Sonra tüm akşamı aklımdan geçirdim ve herşey netleşti çok ufak belirtiler de eklenince çok hafif bir bulanıkgörüş ve boynumun altında minik bir kızarıklık.. Ne zehri olduğunu anlamamıştım.. Ama pan zehri paragonya çiçeği olduğunu anladım.. Bulmak zor olmadı... Nasıl dedim anılarım kafamda canlandı paragonya henüz çocuktum ve abim kollarımda yatıyordu.. Annemin ve babamın kanlar içindeki cesetlerini bulmuş ve bahçede olduğunu bildiğmden oraya koşmıştum.. Abim (bir takım deneyler yapıyordu zehri sanırım o buldu) paragonya dedi ban panzehir paragonya dışarı çıktığımı deli gibi herkese sorarak aradığımı hatırlıyorum abimin bacakları kırılmıştı ve yarı bilinçli idi ondan bilgi alamadım.. O akşam abim öldü ve hayatım değişti sokaklarda ölümüle yanyana geçirilen iki yıl ve sonra lonca Loncada her an ölme öldürülme korkumu yok etmemişti... Rastlanmayan bir olay değildi gece birisinin öylece öldürülmesi.. sonra loncada ki iki yılın sonunda korucunun kazandırdığı şöhret.. Ama sen yok oldun dedim.. Yok olmamın sana zarar vereceğini biliyordum bir süre saklandım sonra da yeni bir korucunun geldiğine inandırmak zor olmadı..... İnanılmaz bir şeydi... Bana naapacaksın dedim.. Hiçbir şey misafirimsin dedi.. Ama şehre dönemezsin.. Haklıydı ben her hırsızın dört gözle beklediği bir avdım.. Değiştir hayatını kal burda dedi. Onca yaşadığım ve öğrendiğim şeyden sonra düşünemiyordum korucu da bunu farketmiş olacak ki acele etme dedi bu gece dinlen yarın karar ver.. Zar zor korucunun bana verdiği yatağa gittim.. O gece onca yıl loncada yükseldiğim onca zamanın ardından beri o beni bırakmayan o korkudan ölüm korkusundan ilk defa arınmış olarak uyudum.. Abimi ve diğer aile üyelerimi gömdüğüm günden sonraki ilk huzurlu gecemdi..

by MASK » Fri Jun 06, 2003 8:12 am

Nasıl Olduğunu ben de bilmiyorum ama hep gece gelir ve onu kurtardığımdan bahsederdi.. Evet o gece belki gerçekten ölmemesini istemiştim ama olabilir miydi böyle bir şey belki hayal görüyordum ama olmuştu işte... Yıllardır gelmiyordu ama lonca ile ilgili mesele gündeme geldiğinde yine gelmişti.. Ve yine onu zihnimden atmaya çalıştım saatlerce tartıştık ama olmadı.. Sabah olduğunda gitmişti... Artık yapmalı idim lonca başkanını öldürmeli idim... Evet örümcek ağları.. Onları ihtiyatla döşemiştim.. Ve o ölmüş olması gereken korucu kim oluyordu???? Loncada başkanın üç koruması elimde idi... İçerdeki casusum onların loncada huzursuz olduğunu söylemişti ve ben de harekete geçtim.. Hiç zor olmadı her zamanki gibi sonra lonca da başkandan sonra gelen en güçlü üç isimden ikisi (ki öteki de benim...) Onun dışında başkanın katındaki korumalarda da hatırı sayılır adamım var diğerleri de ölü başkanın tarafını tutmayacaktı... Evet vakti gelmişti... O giyindim.. Ve loncada ki o iki adamda n kuter i görüm artık yapmalıyız dedim.. Gözüme baktı panik halinde gibi idi gariip hep kendine güvenli konuşmuştu önce dördüncü adam olan nebul a haber verelim dedi... Sen bekle... Bu iş bitmişti evet bitmişti.. Artık insanları saran ağı öyle güçlü yapıyordum ki iğne gibi methodlara gerek yoktu ve şimdi belki de şehrin en güçlü ismi benim ellerimde ölecekti... Yarım saat yapacaklarımın düşünü kurdum... Kuter, loncaya beraber girmiştik onun da konumunu yükseltecektim belki beraber yönetebilirdik loncayı ama hayır benim yetkim de onun kini biraz aşmalı idi.. Tatlı düşlerim hazır herşey dedi ile bozuldu.. Nasıl dedim ee randevusuz gitmeyecektin her halde başkana dedi.... Ben korumalar ve nebul da olacak dedi... Görüşme ayarladık... Evet artık bitmişti.. Görüşmeye koşar adımlarla gittim nerde ise her halde başkan da haberin ne kadar acil olduğunu düşünüyordu binanın penceresinden hızıma baktıkça.... Başkanın odasına girince şaşırdım biraz başkan sakindi... Dostum sana bir şey göstermem lazım diye konuşmaya başladı.. Korumalar da orda idi... Kuterle gelin dedi.. Bizi odanın arkasındaki gizli bölmeye götürdü.. Burayı ilk defa görüyordum ve başkan arkasını dönmüş bir şeyler arıyordu.. Aman tanrım böyle bir fırsat umduğumdan da fazlasıydı tek tek herkese göz kırptım.. Korumalar dahi onayladı.. Kuter sessizce tam vakti dedi.. Tecrubeli başkanın bunu en azından duymasını beklerdim duymadı.. Hançerimi sessizce kaldırdım.. ve ilerledim.. İki saniye sonra lonca benimde.. Bir anda arkamda dayanılmaz bir acı duydum haykıramadım bile sadece sessizce yer düştüm gördüğüm son şey arkamda duran kanlı hançeri ile kuter ve daha geride bize arbaletlerini çekmiş korumalardı.. Sonra herşey karardı....

by MaNiak » Thu May 29, 2003 10:16 pm

ama malesef herkesin bilmediği bir şey vardı ve bende bunu hatalrımla örenmiştim bu sefer olmamalıydı olamazdı çoğu örümcek kördür kendi ağından başka yerlerde duyuları zayıftır ama benim gözlerim olan dostum bana hep yardım etti yıllar önce zehirlediğim korucuyu ben kurtardım o bir efsaneydi ölemezdi ve ölmedi o bana hep öğütler verir önceden kötüye giden şeyler konusunda beni uyarırdı ve loncada gözüm olmadığını benden daha erken farketmişti lonca başkanını öldürsemde rahat edemiyeceğimi bana o ilk sölediğinde bu konuşma sıkı bir tartışmaya dönüşmüş o benim olgunlaşmamıy görüşüme bırakmıştı hatamı ama şu anda hala beni burdan gitmek konusunda zorluyor napıcamı şaşırmış vaziyetteyim

Örümceğin ağları

by Estebin » Thu May 29, 2003 6:16 pm

Lonca başkanını indirmek o kadar olmayacak. şu an kıçını soktuğu deliği yeterince güvenilir yapabilmek için harcadığı çaba intikamıma yaklaşmak için şu ana kadar yaptığım tüm diğer işlerden daha fazla zorlayabilir beni. şimdilik hala Lonca Başkanı olan Kadoris elbet inecek, bunu sağlamak için o kadar uğraşım boşa gitmeyecek. Yalnızca kullanacağım yöntem önemli olacak. Yalnızca bir aptal ya da çok çok fazla destek gören birisi lonca başkanının yanına gidip onu bıçaklayabileceğini düşünürdü. Öoğu zaman ise birincisi geçerli olurdu ve diğerlerinin yanına bir ceset daha katılırdı. Tabi Kadoris ölmeden önce işkence edecek kadar keyifli bir gününde değilse. ikinci seçenek ise şu anlık kimse için geçerli değildi, ben bile bunun sadece kendi ölümüme davetiye çıkarmak olacağını biliyordum. Canlı kurtulsam bile yaşadığım hayattan tamamen vazgeçip uzaklara kaçmam gerekirdi. Yemeğine zehir katmayı bir ara düşündüm, vazgeçmem uzun sürmedi; yemeklerini her zaman önce getirene tattırırdı. Ayrıca pek çok zehir konusundaki tecrübesinden dolayı yemekteki ufak bir tat farkını bile ayırt edebileceği ayrıca bir konu olurdu. Muhtemelen zamanında gerekli panzehiri bulabilirdi.
Düşünürken hatıralarım beni küçüklüğüme götürdü. Örümcekleri hep etkileyici bulurdum. Ağlarını avlarının düşmesine en uygun olacak şekilde örer sonra sabırla avlarının ağa düşmesini beklerlerdi. Kendilerinden 10-20 kat daha büyük böcekler ağlarına takılırlardı ve bu ağa takılma sahnesi örümceğin kazandığının dramatik bir görüntüsü olurdu. Asla ağa düşen birisi kurtulamazdı. Hep bu ağa takılma sahnesinde örümceğin zafer çığlığı attığını hayal ederdim. Başta sadece bir ayak ya da kanat takılırdı. Sonra örümcek kendisine yaklaştıkça panikler ve ağdan kurtulmak için çılgınca çabalardı. Sadece ağa daha fazla sarılmak için... Böylece diğer bacakları ve gövdesi de ağa yapışırdı, hatta bazen bu çırpınma sırasında ilk kaptırdığı bacağı da kopardı. Bu sırada örümcek böceğin üstünde gezinip yavaşça sağlam bir ağ ile çevresini sarar, bir yandan da böceğin hareketlerini yavaşlatacak salgılar salardı böceğin vücuduna. Bu avlanmayı ben saatler boyunca seyrederken böceğin çırpınarak verdiği tepkilerin gitgide daha geciktiğini farkederdim. Artık gücü azalırdı. En sonunda hiç tepki vermez olurdu. Örümcek baştan beridir kazandığını bildiği için burada da zafer çığlığı atmaz sakince ağı örmesine devam ederdi. Biliyordu ki tepki vermese de daha ölmemişti ve ağdan kurtulabilirse yeniden güç kazanabilirdi.
Ben de planlarımı titizlikle yapmış, aynen bir örümceğin avını yakalaması gibi uygun zamanın ve şartların oluşmasını bekliyordum. Ağıma Kadoris düştüğünde çırpınıp kendini kurtarmaya çalışacak ve çalıştıkça da benim planımın önceden düşünülmüş detayları ile kendisini daha da fazla ağa sarılmış bulacaktı. Zafer çığılığını ben atacaktım ve lonca benim olacaktı. Tek gereken şey biraz sabırdı, bu sırada planımın detaylarını uygulamaya koymaya devam edecektim. İstihbaratımı güçlü tutuyordum, biliyordum ki ağıma düşmesi için en uygun şekli bulmanın yolu avım üzerinde bir gözümün olmasıydı.
Vakit yakındı, bunu hissedebiliyordum...

by MaNiak » Mon May 26, 2003 4:47 am

kim nerden bilirki korucuya ne oldu tam 10 yıl geçti ben artık iğnelerle uraşan bir çömez değilim hatta noble kısımda elimden geçen sör strasov un kuzeniyim o öldü ne yazık zaten yaşlıydı ve bana onu ziyaret etmem için mühürüyle bir mektub yollamıştı loncada baya salm bir yerim war saygı görüyorum bir sör ün yaşamını sürüyorum ve intikama oldukça yakınım ama hep merak ettim yaşlı korucuya ne oldu kimse ne olduğunu bilmiyor ama bana loncada ii bir yer edinmem de ve saygı görmem de yadımı olduğunu kimse inkar edemez şimdi bekle lonca başkanı sadece bir kaç kısa zaman daha kıçını gövenli deliğinde tut ki seni benden başkası... yazık olucak ama intikamım bana daha zor daha sağlam daha saygılı bir yer salıycak ben artık kendim değilim eskiden intikamım için yaşardım şimdi ise intikamın avantajlarının hesaplarındayım ....

by MASK » Sun May 25, 2003 10:45 pm

Sonra içimi bir soğukluk kaplıdı.. Tıpkı bundan önceki göreclerde olduğu gibi... Bu benim görevimdi hem de en büyük görevim... Hala içimde direnen öbür yanı yavaş yavaş bastırdım.. Sonunda sesi çıkmayacak hale gelinceye dek.... Sonunda artık ilk başta derme çatma cevaplar verdiğim o efsane rangerla rahatlıkla konuşmaya başladım.. Onu tanımıyormuş gib davrandım tabiii.. Ve benle o eğlenceli hayatını paylaştıkça bazen güldüm bazen de hayretler içinde kaldım.. Ve bu arada bol bol yeniden içmeyi teklif ettim.. O gün hana girmeden önlemimi almış loncanın bana verdiği sarhoşluğu önleyen o güçlü ilacı almıştım.. Loncanın her biri çeşitli ve inanılmayacak kadar etkili ilaçları hep beni hayranbırakmıştır acaba bu ilaçları benim gibi hırsızlar mı yapıyor yoksa loncanın bağlantısı olan bir bitki uzmanı mı var diye merak etmişimdir... Neyse ama ben içtikçe daha kendimden geçiyor coşuyordum.. Adam da eğleniyordu.. Benden hoşlanmış gibi idi.. Aslında içinde bir yerde bir şeyler biliyor gibi idi... Garip bir duygu daha önceki kurbanlarımda da hissetmiştim... Sonunda artık onu inandıracak kmiktarda içtiğimde ayağa kalkmaya çalışıp sarhoş bir dille yarın işim var gideyim dedim.. Tabii yere yuvarlandım.. Hancı koştu.. siz bırakın ben ilgilenirim dedi.. Ona gülerek param yok :))))) içki için sağol seni daha fazla kazıklamayayım.. Dedim hancı sinirlendi.. seni manyak herif diye üzerime saldırdı.. İçkiyi korucunun ısmarladığını bilmiyordu.. Korucu onu durdurdu.. Tamam onun masraflarını ben öderim dedi.. Hancı deymez bu herif için belki parası da vardır zaten dedi.. Gülerek ceplerimi boşalttım bak bakalım dedim.. Korucu tamam dedi ben onu odaya çıkartırım.. Sonra size parayı öderim dedi.. Hancı siz bilirsiniz bence değmez dedi.. Yukarı yalpalaya yalpalaya çıktık.. Korucu beni zar zor yatağa attı.. O anda bir santimden de küçük ufak iğneyi gizlice çıkardım.. Yıllarca yaptığım gibi ufakcık bir dikkatsizlik sonum olacaktı.. Tıpkı daha önceki seferler gibi.. Iğnenin ucunda bilinen hiçbir ilacın tedavi edemeyeceği bir zehir vardı.. 24 saat Bu kadar sure sonra ve birden öldürürdü.. şu ana kadar hiç şaşmamıştı.. Hep önemli kişileri öldürdüğümden hep bu zehri taşırdım..sonumun bu zehirden geleceğine ciddi şekilde inanmışımdır. Elimi yaşlı korucunun boynuna attım ve sağol dostum dedim.. İçimden bu kadar diye geçti.. Ranger hiçbir şey hissetmemişti.. Hissetmiş olamazdı... Sonra elimi çektim yüzüne baktım.. Yıllardır gördüğüm ya da gördüğümü zannettiğim o ifade herşeyi biliyormuş gibi görünen onca kurbanla aynı ifade... Ne önemi var dostum diye karşıık verdi.. Ama ben de artık gideyim.. Yarın erkenden ormanıma dönmeliyim. Onu yeterince yalnız bıraktım dedi...Sonra kapıya doğru yürüyüp gitti.. 24 saat evet 24 saat kalmıştı.. İçimden evet o sevdiğin ormanında öleceksin diye geçti.. Mielika bile seni kurtaramaz... Çok kolay olmuştu.. Belki de fazla kolay...

by raini » Sun May 25, 2003 7:16 am

Bir dakika durun dedim. Adamda garip bir şey sezmiştim. Bir içgüdü ne olduğunu anlamadım... Bir nedenle onunla konuşmam gerekiyordu. Yani içimde bir şeyler öğle diyordu. Adam duraksadı. Sanki bunu bekliyor gibi idi... Biraz bira mı? Neden olmasın dedim. Gülümsedi ve öyle ise tamam dedi. Hancıya bana ve arkadaşa iki bira diye bağırdı ve yanıma oturdu.. Eee genç adam hangi rüzgar attı seni buraya diye sordu.. Ona söyleyemezdim.. şehrin bu yakasına ilk defa geliyordum lonca görevi... Söylemeyi istedim.. Onca zamandır sadece kendimden başkasının bilmediği herşeyi anlatmak istedim.. Ama olmadı... yalan söyledim. şehrin bu yakasında hasta arkadaşıma geldiğimi.. İyi bir yalandı.. Arkadaşımın adını da söyledim ve lonca vasıtası ile tanıdığım ve o sırada hasta olduğunu da bildiğim birisi idi. Ama o sanki anlamış gibi idi.. Bana uzun uzun baktı öyle olsun dedi.. Ve sonra durgunlaştı.... Bir süre sonra sessizlik devam etti... Ve ben rahatsız oldum... Amca kimsin bir de sen anlat dedim... Ben hlomo aster im dedi.. Koruculuk yaparım... Devamını dinlemedim.. Hlomo aster bu civara geleceğini biliyordum handa da olacağını biliyordum ama bu kadar çabuk.. Bu benim görevimdi... Loncanın ormandaki müttefiklerine büyük darbe vuran korucu.. Müttefiklerimiz onlardan nefret ederdim.. Yine de bize değerli bilgiler veriyorlardı.. Ve işi kabul etmemiz karşılığında bana açoklanmayan çok büyük bir şeyler vaadedilmiş olduğu kesindi. Yoksa lonca beni riske atmazdı... Ama aman tanrım karşımada idi.. Bu anı geciktirmek istemiştim ama karşımda idi şimdi ne yapacaktım??? Loncada geçirdiğim o on yılda kazandığım tüm soğukkanlılık ve diyarların en büyük efsanelerinden birisi olan o adam karşısında adeta yok olup gitmişti.

Merhaba

by MaNiak » Sun May 25, 2003 5:16 am

"Merhaba genç adam"dediğini duydum ve daldığım o derin düşünce uykusundan irkilerek uyandım.göz göze geldik birkez daha irkildim.ve pardon sizi tanıyormuyum die çıktı sözler azımdan biraz istemsiz ve sanki çaresizce.sana bir bira ısmarlaya bilirmiyim genç adam die geldi cevap şaşırdım buyrun oturun demek zorundaydım kabalık beni belki biraz göz önüne çıkarabilir die endişelendim bu güzel yatakları rahat zengin ama ahmaklarla dolu handa. bu hiç hoşuma gitmezdi gizlilik hep ilk şartımdı. tanınmamak için hep başksı gibi davranmak bazen eğlenceli bile oluyordu ama paylaşamadıktan sonra. hep bundan yakınmıştım bişileri paylaşamamak sevememek çünkü alınması gereken bir kan ve öçle dolaşmak dolaşmak zorunda bırakılmak kendin olmaktan kaçar hale gelmek loncadan nefret edip ona bağlı kalmak. hep içmi kemirmiştir insanlarla dost olamamak ahh keşke bi yolu olsa... yine irkildim tınn pardak tınısıyla hadi içelim dedi yaşlı ama dinç olan adam içelim ama nie bu ilgi die sormalıydım ama adam lafa girdi ve "sürekli dalarmısınız aslında ilk olarak bana baktığınızı sanmıştım ama masaya gelince sürekli dalıp gittiğinizi görüyorum afedersiniz afiyet olsun dedi... klakıyordu

Top