by bittersweet » Thu Jul 20, 2006 3:05 am
Rüyayı gördüğü günün ertesi gününden üç hafta sonra ormanda kozadan çıkmakta olan kelebeği mum ışığında heyecanla izledi kanatlarının rengini artık biliyordu.Hayranlıkla tatlı yeşil kanatlarını seyretti.Kozadan tamamen çıktığında birkaç saniye bekleyip bileğini küçük ebatlardaki ince hanceriyle kesti. Acıyacağını bilyordu ama tahminleri yetersiz kalmıştı hissettiği acıya kıyasla. Kelebeğin içinde bulunduğu cam kabın üzerine bayılma hissine kapılana dek kanını akıttırken birşeyler mırıldandı.Cam kabın her yeri kan olmuştu.Sözlerini bitirdiğinde kabın içi de dışıda pırıltılı simleri andıran bir ışık kümesiyle ışıldamaya başladı.Cursy gerçekleşmesini çok içten istemesine rağmen bunu başarabilceğinden şüpheliydi mutluluktan gözlerinin içi parıl parıl olmuştu, çığlığını zor bastırıyordu.Vakit kaybetmeden bileğini sardı . Rüzgarın esmesiyle ürperdi , mum da söndü...neyse ki artık muma ihtiyacı kalmamıştı.
Kabın kapağını açtı kelebek pırıltı saçıp kanatlarını çırparak havalandı .Ormanda çok acele etmeden uçmaya başladı .Cursy de heycanla onu takip ediyordu.O kadar kan kaybettikten sonra ayakta durabilmesi bile mucizeyken kelebeğin ışıltısı ona güç veriyordu.Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.Uzun bir yürüyüşün ardından sarmaşıkların yerde bir halıymışcasına serilmiş olduğu alana geldiler.İki fındık ağacının sarmaşıkla birbirine birleştiği, büyük malikanelerin bahçe kapılarının üzerinde bulunan kemer gibi bir yerden geçtiler.
Binlerce, ışıl ışıl, her renkten kelebek uçuşuyordu, kulakları daha ileride şarıl şarıl akmakta olan şelalenin gürültüsüyle uğuldadı.Muazzam ağaçların tepeleri sisler içinde kalıyor olmalıydı.Gecenin karanlığı dışarıda hüküm sürerken vadiye kelebekler sayesinde festival alanına benzer bir atmosfer hakimdi.
Rüyayı gördüğü günün ertesi gününden üç hafta sonra ormanda kozadan çıkmakta olan kelebeği mum ışığında heyecanla izledi kanatlarının rengini artık biliyordu.Hayranlıkla tatlı yeşil kanatlarını seyretti.Kozadan tamamen çıktığında birkaç saniye bekleyip bileğini küçük ebatlardaki ince hanceriyle kesti. Acıyacağını bilyordu ama tahminleri yetersiz kalmıştı hissettiği acıya kıyasla. Kelebeğin içinde bulunduğu cam kabın üzerine bayılma hissine kapılana dek kanını akıttırken birşeyler mırıldandı.Cam kabın her yeri kan olmuştu.Sözlerini bitirdiğinde kabın içi de dışıda pırıltılı simleri andıran bir ışık kümesiyle ışıldamaya başladı.Cursy gerçekleşmesini çok içten istemesine rağmen bunu başarabilceğinden şüpheliydi mutluluktan gözlerinin içi parıl parıl olmuştu, çığlığını zor bastırıyordu.Vakit kaybetmeden bileğini sardı . Rüzgarın esmesiyle ürperdi , mum da söndü...neyse ki artık muma ihtiyacı kalmamıştı.
Kabın kapağını açtı kelebek pırıltı saçıp kanatlarını çırparak havalandı .Ormanda çok acele etmeden uçmaya başladı .Cursy de heycanla onu takip ediyordu.O kadar kan kaybettikten sonra ayakta durabilmesi bile mucizeyken kelebeğin ışıltısı ona güç veriyordu.Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.Uzun bir yürüyüşün ardından sarmaşıkların yerde bir halıymışcasına serilmiş olduğu alana geldiler.İki fındık ağacının sarmaşıkla birbirine birleştiği, büyük malikanelerin bahçe kapılarının üzerinde bulunan kemer gibi bir yerden geçtiler.
Binlerce, ışıl ışıl, her renkten kelebek uçuşuyordu, kulakları daha ileride şarıl şarıl akmakta olan şelalenin gürültüsüyle uğuldadı.Muazzam ağaçların tepeleri sisler içinde kalıyor olmalıydı.Gecenin karanlığı dışarıda hüküm sürerken vadiye kelebekler sayesinde festival alanına benzer bir atmosfer hakimdi.