Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: onyzyg
    Bugün: 0
    Dün: 6
    Toplam: 35143

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 246
    Üye: 0
    Toplam: 246

    FrpWorld.Com :: View topic - Vahsi Bati Gunlukleri
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Vahsi Bati Gunlukleri View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sat Jul 31, 2010 2:15 pm Reply with quoteBack to top

    New York Sehri, 31 Temmuz 2010 Central Parkin kuzeybati ucunda bir kafedeyim. Bu sehrin daha uzaklara yola ciktigim bir yer olmasi cok tuhaf geliyor. Aslina bakilirsa buralara geldigim zamandan beri kafamda iki New York var... Biri cocuklugumdan beri filmlerde izledigim, okudugum bana hep uzakta olmus sanki hala icinde oldugum sehirden farkli bir yerlerde var olan New York... Ikincisi her gun icinde dolastigim iki yildir evim olmus New York... Farkli bir sehre tasinsam bile sanirim bu ikinci New York da artik aklimin bir kosesinde var olacak.

    Ucagimin kalkmasina dort saat var. Gidecegim yer Utah... Kovboy filmlerinde Vahsi Bati olarak anilan ABDnin Guney Bati Bolgesi olarak andigi bolgenin eyaletlerinden birisi... Her ne kadar Missisippi Nehri otesi ABDnin Bati Bolgesi olarak anilsa da ( Missippinin dogusunda Kuzey ve Guney adinda iki klasik bolge var. ) Vahsi Bati olarak bilinen bolge daha cok dort eyaletten olusuyor. Arizona, New Mexico ( ya da Yeni Meksika ), Nevada ve Utah...

    Utah bunlarin icinde kendince degisik bir ozellige sahip... Soyle ki, bu eyaletin sakinlerinin buyuk cogunlugu New York eyaletinden gocmus... Benim gibi.. : ) )

    Hikaye 1820lerde basliyor. New York Eyaletinin kuzey bolumunde ( yani sehrin epey uzaginda ) oturan bir adam bir gun altin tabletler uzerinde Tanridan emirler aldigini soyluyor. Bu emirleri derleyerek Book Of Mormon ( Mormonlarin Kitabi) isimli bir kitap yaziyor. Adama ciddi boyutta kisi inaniyor. Ama ona inanmayanlar bu gruba hic sicak bakmiyorlar.

    En sonunda 1840larda adamlar bugun Chicago sehrinin de Illinossis e gidiyorlar, ama orada daha da kotu karsilaniyorlar, baslarindaki dini lider ( ya da onlarin bakisi ile peygamber ) olduruluyor. Bunun uzerine yeni bir lider onlari daha da batiya goturuyor. ABD nin bati bolgesinin ucsuz bucaksiz collerinin ortasinda bir yerde bu adam "iste diyor burasi" ( This is the Place ) ve oraya yerlesip Mormon inancina gore bir tur utopya sehri olan Salt Lake City i kuruyorlar... Iste ben de uc saat 45 dakika sonra o sehre dogru yola cikiyorum.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Aegron Linwelin
    Kullanıcı
    Kullanıcı





    Joined: Jul 18, 2007
    Posts: 2614
    Location: Bursa

    PostPosted: Tue Aug 03, 2010 6:46 pm Reply with quoteBack to top

    Dileklerimiz kabul oldu desene, sen vahşi batı günlüğü yazmak istiyordun bizse okumak Mr.Green

    Biraz geç oldu(2 güncük) ama herşey dilediğin gibi olur inşallah!! Wink

    _________________
    Thanks Mario but The princess is in another castle!!
    Mr.Green Razz
    Back to top View user's profileSend private messageSend e-mailVisit poster's websiteMSN Messenger
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sun Aug 08, 2010 3:42 am Reply with quoteBack to top

    Buradaki ilk günler, tembellik, şaşkınlık, üniversite ile boğuşma ile geçti. Normale yakın yaşamaya ancak bir iki gündür başlayabildim. Eh başlamışken de ilk izlenimlerimi yazayım dedim şehir hakkında.

    Salt Lake şehri Hakkında İlk İzlenimler

    Açıkçası ben Vahşi Batının klasik ögelerini bu bölgedeki önemli şehirlerden birinden gözleyemem diyordum. Yanılmışım. şöyle ki Meksikalılardan, efsanevi demiryollarına, Kızılderili Savaşlarına, çöllere dağlara, kanun kaçaklarına kadar herşeyden biraz nasibini almış bir şehirmiş burası.

    İlk izlenimim şehrin küçük olduğu, Erzurum kadar bir şehir belki de... Ama bu şehir Türkiye boyutunda bir alanın en büyük şehri hem de açık ara ile.... Dolayısı ile şehirde hissettiğim duygu büyük bir boşluk duygusu... İnsanın neredeyse hiç olmadığı bir yerdeyim.

    şehrin kuzeyi ve doğusu dağlık, güneyi ve batısı ise çöl. Çöl aşağıya Arizonaya ve Grand Kanyona kadar iniyor... Sonra da Meksikaya... Dağlık alan kuzeye çıkıyor, ABDnin meşhur Rocky Dağlarının etekleri anlayacağınız.

    Kaldığım hostelin hemen ilerisinde dev bir viyadük, ya da yerin on onbeş metre yukarısında geçen bir otoban var. Otobanın her gün altından geçiyorum, altından geçtiğim noktadan Las Vegas tabelası görünüyor. Ama en azından bir altı ay her halde daha çok şehrin civarında olacağım.

    Bir de her gün raylarının üzerinden yürüdüğüm bir tren yolu var. Tren geçeceği zaman araba yolu otomatik olarak kapanıyor, kapanınca da biz yayalar eşek olmadığımız için geçmiyoruz.

    Nemli bir İstanbul un ve New York un ardından buranın kuru çöl havası bana iyi geldi açıkçası... Ama güneş gerçekten de bir yarım saat altında yüründüğünde insanı çarpıyor... şimdilik ilk izlenimlerim bunlar. Mormon Kilisesini biraz tanıdım. Burada Mormonların Tapınağı şehrin merkezinde, aynı zamanda Mormonların ve şehrin en çok övünülen yeri. Tabii tapınağın çevresini ilginçleştirmek için ellerinden geleni yapmışlar ama onu başka bir mesajda anlatırım.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sat Sep 04, 2010 3:36 am Reply with quoteBack to top

    Mormon Tapinak Alani

    Tapinak degil tapinak alani dedim. Bu tapinak alani sehrin merkezi ve en cok ilgi goren bolgesi... Nisbeten kalabalik noktalarindan da birisi... Sehre geldikten sonra ilk haftanin sonunda ziyaret ettim sonra birkac defa daha geldim. Oyle ki alandaki misyonerlerin bir bolumu ile ahbab oldum.

    Misyonerler derken soyle... Mormon kilisesi, son derece merkezi bir kilise, katoliklikten cok daha merkezi... Kilisenin basindaki kisiyi peygamber ( prophet ) olarak goruyorlar, bu peygamberin altinda 12 havari var. Yani gunumuzde de yasayan 12 tane adam 12 havari gorevini ustleniyor. Sonuc olarak kilise her Mormon'dan bircok farkli sey talep edebiliyor. Talep ettiklerinden birisi suymus Kilise 18 yasinda sonra her Mormon gencinden 1-2 yil kadar misyonerlik gorevi ile ABDnin ya da Dunyanin bir yerine misyonerlik gorevine gitmek istiyor. Bu 18-22 yaslarindaki ( yani bir kismi buyuk gozukuyordu tapinakta) misyonerlerin bir bolumu tapinak alaninda gorev yapiyor. Tapinak alanini tanitiyor, bu arada tabii inanclarini da tanitiyorlar. Tapinak alaninda gorev yapan misyonerlerin hepsi kiz, Dunyanin farkli yerlerinden gelmisler ve bu sayede bircok farkli dilde tanitim yapilabiliyor.

    Neyse iste ben bu kizlarin bir bolumu ile epey uzun uzun sohbet ettim, farkli konulardan konustum. ( Yok hayir Mormon olmadim, ama farkli bir inanci tanimak hep hosuma gitmistir )

    Mormon Tapinak Alani denen bolgede oncelikle tabii tapinak var... Biz bu binaya giremiyoruz, ancak tam karsisindaki bir binada pencereden tapinaga da bir yandan bakarak, tapinagin odalarini tanitan makete bakabiliyor, bir de canli kameralardan odalari izleyebiliyoruz. Tapinaga girmek icin sanirim Mormon bile olmak yetmiyormus, bir sekilde kendin ispatlaman gerekiyormus. Tapinak alaninda konser ve konferans verdikleri iki bina var.

    Bir de yine yine Mormonlugu ve genel olarak Hiristiyanligi tanittiklari bir bina var, bir suru bedava film ile, maketlerle canlandirilan sahnelerle tanitim yapiyorlar. Ozellikle filmlerden sonra da filmin mesajini tartisiyorlar genellikle. Binanin ust katinda da Mormonlarin cok ovundugu bir Dev Isa heykeli var.

    Eh soylemeye gerek var mi bilmiyorum, tapinak alani ciceklerle kapli, her yer tertemiz, heykeller, havuzlar, ve daha aklima gelmeyen bircok aksesuar var. Ama nasil desem, hayatin icinde olan bir seyler eksik sanki...

    Sonuc olarak bu sehir, Vahsi Batinin en vahsi gunlerinde, hem her seyin ortasinda, hem de diger her yerden kendince farkli bir sehirmis, bu da buyuk olcude Mormonlarin eseri sanirim. Bugun de tapinak alani sehri farkli kilan ogelerin basinda sanirim.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Thu Sep 09, 2010 3:32 am Reply with quoteBack to top

    Mormonlar Hakkinda

    Arkadaslar, burada olup da Mormonlardan bahsetmemek olmazdi. Icinde bulundugum sehir eyalet zaten Mormonlugun baskenti, ama bunun otesinde Vahsi Bati olarak anilan bolgede de Mormonlar buyuk bir oneme sahip. Soyle ki Mormonlar, Vahsi Bati olarak anilan bolgeye ilk toplu olarak yerlesen grup, 1840lardan 1900e kadar da Avrupanin farkli ulkelerine gonderdikleri misyonerler araciligi ile Mormonlugu yaymislar ve bu inanca gecen herkesin de buraya Utah a gelmesi zorunlu kilinmis, yani bu bolgenin uzun sure en saglam gocmenleri olarak da kalmislar.

    Ilk basta nisbeten daha cahil oldugum donemde Mormonlarla ilgili bir seyler yazmistim simdi daha fazla bilgiliyim. Soyle ki, Mormonlarin inancina gore, MO 600lu yillarda, gunumuz Filistinin de Lehi ( onlar Lihay diyor ) adinda bir peygamber Hz Isanin onceden gelecegini haber veriyor, ona inanmayanlardan kacmak icin once ailesi ile Filistinden goc ediyor, sonra bir gemi yapip Amerikaya geliyor. Lehi in ogullarindan birisi onun yolundan gidip peygamber oluyor, adi Nephi, baska bir oglu ise babasinin yolunu terk ediyor, adi Laman. Nephi ve Laman Amerikada iki farkli toplumun temelini atiyorlar Mormon inancina gore, Nephititler, Tanri yolunu izliyorlar, Lamanitler Tanri yolundan sapmislar. Ama en sonunda Lamanin soyundan gelenler kazaniyor, ve Nephi nin soyundan gelenler yok ediliyor, ama aralarindan sonuncusu, Moroni, adinda sonuncu peygamber yillar boyunca Mormon inancina gore Amerika kitasindaki var olmus peygamberlerin kaydettigi altin tabletlerin uzerine yazilmis bir kitabi, gunumuzun New York eyaletine gomuyor.

    Yil 1820ye geldigince, Mormonlarin ilk peygamberleri olarak gordukleri Joseph Smith 14 yasinda... Binbir farkli Hiristiyan kilisesinden hangisine katilacagina karar veremiyor, en sonunda bunu Tanriya sormaya karar veriyor, Tanri da hic bir kiliseye katilmamasini gercek Hiristiyanligin bastan kurulacagini soyluyor, sonra, zamaninda kitabi gommus olan Moroni melek halinde gelip Joseph i yeni bir Hiristiyan mezhebini kurmaya hazirliyor, sonra da bu mezhebi kuruyorlar.

    Yeni mezhep, gittikleri her yerde, yayilmaya basladikca dusmanlik cekiyor, tam dort eyaletten tek tek ayrilmalari gerekiyor, ayrildiklari son eyalette Joseph Smith de olduruluyor, dolayisi ile Mormonlari, gunumuzun Sikago yakinlarindan buraya Utah a getirme isi, bir sonraki peygamberlerine Briam Young a dusuyor. Briam Young, Utah acisindan cok onemli bir adam, cunku, eninde sonunda buraya ilk yerlesimi o kurmus. Ilk yerlesimin de otesinde, yasadigi donemde sectigi aileleri Utah in icinde ve etrafinda bircok yere gondererek Vahsi Batinin bircok yerlesim yerini yaratan bir adam. Onlar icin ozellikle ilk donemde bu ulke bir tur Vaadedilmis Ulke, ya da Zion.

    Ama trenin gelmesinden sonra Mormon olmayanlarin da buraya yerlesmesi ile, Mormonlarin eyaletin kontrolunu kaybetmeleri ihtimali belirmis, oyle olunca da, artik farkli dinlerden insanlarin yasayacagi bir sehirde Mormonlari bir araya getirmek icin, ilk defa tapinaklari insaa etmeye baslamislar, ki tapinaklar tam anlami ile sadece Mormonlara ait.

    Mormon inancinin sanirim diger Hiristiyanlik mezheplerinde de olmayan en ilginc yani, ailelerin muhurlenmesi... Tuhaf bir terim gibi geliyor bana.... Ama ozeti su, evlenen kadin ve erkek Mormon inancina gore bir daha sonsuza kadar, yani obur Dunyada da es olarak kaliyorlar, cocuklari da sonsuza kadar onlarla beraber yasiyor.

    Bir de Mormonluga gecen birisi, soy agacinda tanidigi herkesin Mormonluga gecmesini saglayabiliyor. Soz konusu kisinin, soy agacinda tanidigi, ama vefaat etmis kisiler, bir sekilde, isterlerse Mormon olup olmamayi secebiliyorlarmis.

    Son olarak... Mormonlarin baska bir ilginc yani su... Simdi ilk basta bahsettigim sekilde Lamanitler eger Nephititleri yok ettiyse, gunumuzde Amerikada kalan tum Kizilderililer onlara gore Lamanit, yani Lehi adindaki peygamberin soyundan gelip sonra Tanri yolundan donen insanlar... Ancak yine Mormon inancina gore, Lamanitler bir defa Mormonluga gectiklerinde cok iyi insanlar oluyormus, o nedenle Mormonlar olabildigince kizilderililerle aralarini iyi tutup onlari Mormon olmaya ikna etmeye calismislar, ama tabii yine de savaslar tam anlami ile engellenememis.

    Eh bugunluk bu kadar diyelim... Eyalette cok sayida Mormon oldugu icin bu konuda bilgi edinmem hic zor oluyor.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sat Sep 11, 2010 2:52 am Reply with quoteBack to top

    Salt Lake Sehri Aile Aratirma Kutuphanesi

    Cok tuhaf bir isim oldugunu biliyorum, ama burayi bahsetmeden edemedim. Okuyan arkadaslarin Mormonlardan bikmis oldugunu tahmin ediyorum. Yani burada olup da Mormonlardan hic bahsetmemek imkansiz, ama bu konudan sonra biraz daha sehrin baska yanlarindan bahsetmeye calisacagim. Yani bu bir sure icin son temel Mormon konulu bolum...

    Efendim simdi, Mormonlar acisinda, bir kisi Mormon olduktan sonra, kim oldugunu bildigi vefaat etmis atalarini da nasil oldugunu bilmedigim bir yolla Mormonluga davet edebiliyor, gerci onlarin kabul veya red hakki da varmis sanirim.

    Neyse sonucta Mormonlar buna inandiklari icin, Mormon inancina gecen insanlara bir kolaylik saglayalim demisler. Mormon kilisesi her yil, bircok genci Dunyanin farkli ulkelerine yolluyor ya da oradakilerden faydalaniyor ve gecmiste yasamis insanlarla ilgili kayitlarin kopyalarini alip, tapinaga getiriyor, ya da iste faksla bilgisayarla yolluyor. Sonuc olarak Mormon inancina giren bir kisi bu bilgilerin toplandigi kutuphaneden kendi soyunu arastirabiliyor. Yani aslinda Mormon olmayanlar da arastirabiliyorlar, cunku Mormon Kilisesi bu isin kiliseyi ilgiyi arttiracagini fark etmis. En azindan Salt Lake Sehrine gelenler icin bir ilgi cekici aktivite yaratmis oluyorlar hem....

    Simdi arastirma su sekilde yapiliyor. Bilgisayara soyadi girmek mumkun, sansli olanlar soyadindan kendi akrabalarini bulabiliyor. Sansli degilseniz, kendi akrabalarinizin oldugunu dusundugunuz ulkelerin sehirlerinden gelen kayitlara bakabiliyor oradan sizin akrabalarinizin isimlerinin olabilecegi olasi kayitlari bulmaya calisabiliyorsunuz.

    Kayitlari bir defa buldugunuzda kutuphaneye bildirip orjinal belgenin fotokopisini alabiliyorsunuz. Isterseniz unlu insanlarin da kayitlarini arastirmak mumkun....

    Ama ne yazik ki Turkiyeden gelen cogu kisi icin kayitlar cok sinirli. Aslina bakarsaniz, Turkiyede Istanbul dahil hemen her yerde kayitlar genellikle Hiristiyan kilise ve okullarin kayitlari... Bilmiyorum, belki diger kayitlari almalarina izin verilmemis de olabilir. Gerci Hiristiyan kilise ve okul kayitlari sasilacak kadar cok il ve ilcede var.

    Neyse kutuphaneye gittigimde, kadin da bana yardim edeyim dedi, epey arastirdim, ama bnahsettigim kayitlar disinda bir sey bulamadik.... Gerci benim baba tarafim en az dort nesil boyunca neresi oldugunu bildigim bir koyde yasamis.... Onun gerisini de eh biraz kendim arastirmistim. Gerci isimleri cok iyi bilmiyorum.

    Neyse iste benim arastirmam boyle kisa surdu... Saatlerce arastirma yapanlar da var bu aile kutuphanesine girip, ama en azindan buranin lafi cok geciyordu, bir gormus ve denemis oldum arastirma yapmayi.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Wed Sep 15, 2010 3:30 am Reply with quoteBack to top

    Yunan Festivali

    Arkadaslar Salt Lake sehrinde klasik Utahlilari birakirsak iki onemli etnik grup var. Aslinda birine ait kisilerin sayisi otekinden cok daha fazla... Daha fazla olanlar, Meksikalilar... Ama ne yazik ki Meksikalilar, sehrin bati tarafinda yasiyorlar, ve ornegin New Yorktaki etnik gruplarla kiyaslandiginda, sehrin kendi mahalleleri disina daha ender ugruyorlar. Eyalette cok sayida yerli Amerikali var, ama galiba sehirde cok fazla yok.

    Bu iki gruptan sonra sehirde etnik gruplarin icinde en cok kendini gostereni sanirim Yunanlilar... Aslinda sayilari birkac bin, ama Salt Lake standartlarinda yine ciddi bir gruplar. 1900lerin basinda ilk Yunanlilar buraya gelmis. 70li yillarda ilk defa sehirde festival yapmaya baslamislar. Bugun de bu festival devam ediyor.

    Eh New Yorkta da Yunanlilarin lokantalarini ve mahallelerini seviyordum. Burada da festivallerinin oldugunu duyunca gittim. Festivalde genel olarak, Yunan yemeklerinin, Yunan yiyeceklerinin, kiyafetlerinin ve diger esyalarin satiliyor, Yunanistandan gelen gruplarin kendi ulkelerinin halk oyunlarinin oynaniyor. Turkiyede benzer bir festival zaten her gun alabilecegim seyler var, zaten her gun izleyebilecegim oyunlar var diye ilgimi cekmeyebilirdi.

    Ama burada.... Arkadaslar, peyaz peyniri ( Greek Chese), zeytini, doneri ( Gyro), zeytinyagli sarmayi ( buradaki adini unuttum ) ve aklima gelmeyen bir suru yemegi cok ozlemisim, ozellikle ilk aksam tika basa yemek yedim. Bunun yaninda kemenceyi, Egenin zeybek havalarini, Karadeniz havalarini da cok ozlemisim. Ozellikle Salt Lake City li olanlar icin, festival yilin ilginc olaylarindan birisi... Hem kucuk bir sehirde boyle bir festival siradisi, hem de tum yemekler, oyunlar, esyalar... O nedenle katilim epey fazla.. Eh ben de gelen Utahlilarla epey samimi oldum. Ilk geldigim gun, zeybek dansinin hikayesini anlattim mesela, sohbet ettigim kadin da, bana kizinin katildigi dans kursunun resimlerini gosterdi, burada ozellikle Kizilderili danslari cocuklara ogretiliyormus... Ama anladigim kadari ile Kizilderili danslari nasil desem, daha ciddi, bizde ve Yunanlilar da halk oyunlari hem cok ciddi, hem de son derece sadece eglenceye yonelik olabiliyor, ustelik de kim zaman ayni oyun...


    Ikinci gun de tanistigim baska bir ABDliye kahve fali bakmayi ogrettim, kopuklu bardaklarin uzerinden ben onun falina baktim o da benim falima... Dedigine gore dertlerim geride kalmis, onum cok acikmis, ve cok yakinda daha once kimsenin girmedigi bir yere gidecekmisim...

    Boylece Yunan festivalinden Firble de gecmis oldu... Eh belki kucuk bir festivaldi ama benim sanirim Utahta su ana kadarki en guzel gecemdi.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Wed Sep 22, 2010 4:06 am Reply with quoteBack to top

    Wasatch Dağları

    Eh arkadaşlar, buranın öncelikle en ilgi çeken yanları, şehrin içinde değil genelde dışında... Ben bu aralar şehrin içinde kalacağım gibi bir süre, ama en azından şehrin etrafında her gün görebildiğim iki önemli doğanın yarattığı manzara var.

    Bunlardan ilki Wasatch Dağları.... Bunları Türkiyede, hatta New Yorkta çok fazla insanın duyduğunu sanmıyorum. Ama burada önemli dağlar... Çncelikle şehrin doğusundalar, ve şehrin önemli su kaynakları bu dağlardan akıyor. Zaten ilk gelenler de dağların arasındaki kanyonlardan gelmişler. İlk gelenlerin geldiği kanyona gittim. şehrin kurulacağı alanın ilk görüldüğü noktaya anıt dikmişler. Etrafına da şehrin 1840lardaki halini canlandıran bir müze yapmışlar, karşısında da hayvanat bahçesi var. Bu ilk gelenlerin içinden geçtiği kanyona Göçmen Kanyonu diyorlar, doğuya giden sanırım en geniş otoyol bu kanyonun içinden geçiyor.

    Bunun dışında Wasatch dağlarının şehre yakın yamaçlarında bir sürü kanyon daha var. Bunlardan ikisi, şehre ve üniversiteye ait iki park var. İkisine de daha gidemedim, ama sanırım ikisininde de saatlerce yürümek, bisiklet sürmek veya kanoya binmek mümkünmüş.

    Bu arada üniversite de Wasatch Dağlarının eteğine kurulu, her gün giderken dağları izliyorum, ki bu Bursa'dan sonra ilk oturduğum dağ eteğine kurulu şehir. Çniversite dağın üzerinde büyük bir U harfi oluşturmuş, üniversitenin futbol takımı maç kazanınca U harfi yanıp sönüyormuş sanırım.

    Bunun dışında nisbeten yakında, ama yürüme mesafesi ile uzakta, dediklerine göre ABDnin en ünlü kayak merkezlerinden birisi varmış, hatta kış olimpiyatları da 2002de orada yapılmış...

    Tabii şimdilik duyduklarım görüdüklerimden daha fazla... Ama en azından dağlar her gün önümde duruyor....

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Tue Sep 28, 2010 4:10 am Reply with quoteBack to top

    Great Basin Çölü

    Arkadaşlar Great Basin i tam anlamı ile Türkçeye çevirirsek, Büyük Çukurluk Alan anlamına geliyor, tam anlamı ile düz değil, tepeleri var, ama bu tanım, bir önceki bölümde konu olan dağların eteğinden başlıyor... Taaa Kaliforniyaya kadar uzanıyor. Bu alan genel anlamda çöl olarak geçiyor. Ama içinde nisbeten daha nemli alanlarla, cidden çöl gibi çöller var.

    Eh bizim hemen gerimizde dağlar olduğu için, Salt Lake şehri civarına makul miktarda su kaynağı sağlıyorlar. Dolayısı ile bizim şehrin civarı çöl değil. Ama şehrin araba ile sanıyorum yarım saat bir saat mesafesinde, Büyük Tuz Gölü Çölü ( Great Salt Lake Desert ) adında gerçek bir çöl var ki, bu çölün büyük bölümüne girmek yasakmış. Çölün girilebilir bir bölümünde ise yazları klasik yarış arabalarından çok çok daha hızlı arabalarla yarış yapılıyormuş. İzlemesi sanırım zevklidir. Ama yaz henüz çoook uzak.

    şehrin doğusundaki tepelere çıkınca ( bu haftasonu çıktım, hatta bir de ayağımı burktum ) ilerideki çöl, üzerinde neredeyse hiçbir bitki bulunmayan çöl çok net görünüyor. Doğrusu güneşin batışını izlemek de çok çok zevkli... şehir arkasında göl, arkasında da çöl güzel bir manzara oluşturuyorlar hep birlikte...

    Sonuç olarak, özellikle İstanbuldan Ankaraya geldiğim ilk zamanlarda Ankara bozkırı bana çok çorak gelmişti. Eğer benzer duygular hisseden varsa sanırım çölü görmesi gerekiyor. Cidde çok daha büyük bir boşluk hissi uyandırıyor, üstelik de henüz tam anlamı ile içinde olmasam da.... Eh günün birinde belki Mars a ya da Ay a falan gidersem de belki çölün de aslında o kadar çorak olmadığını fark edebilirim, ama şimdilik çöl Dünyada bildiğim en çorak ve boş yer... Bir ara doğrudan doğruya içine de gitmek istiyorum doğrusu.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Thu Sep 30, 2010 3:09 am Reply with quoteBack to top

    Utah Universitesi

    Kendi universitemin reklamini yapmayayim diye geciktirmeye calistim, ama eninde sonunda mecburen sirasi gelecekti. Mesela New Yorkta benim universitem sehrin tamamini dusununce pek de dikkate alinmayacak bir yerdi.

    Burasi oyle degil, koca eyaletin ve eyaletin otesinde cok genis bir alanin sanirim en dikkate alinan okulu... Yani doguya gittiginizde kaliteli kurumlarin sayisi artiyor, ama batida sanirim daha kaliteli bir egitim kurumu icin Kaliforniyaya gitmek gerek.... Kaliforniya da epey buyuk universiteler var....

    Ama mesele sadece o da degil, universite cok genis bir alanin uzerine kurulu... Bir is yeri ofisini andiran onceki universitemden sonra, burasi nisbeten genis bir alana yayilmis ODTUnun hasretini giderebiliyor, ama ne olursa olsun ODTUnun yerini tutmuyor tutamiyor, ODTUnun yeri cok ayri iste...

    Sehirdeki muzelerin, konserlerin, festivallerin, spor maclarinin cok ciddi bri bolumu universite icinde... Mesela Amerikalilarin sanirim beyzbolun bile otesinde en sevdikleri spor Amerikan futbolu ve Salt Lake sehrinin galiba tek Amerikan futbolu stadi burada... Daha hic macina gitmedim ama gidecegim, gidince mutlaka yazarim Amerikan Futbolu izlemenin nasil bir sey oldugunu..

    Tabii burada okudugunuz zaman nisbeten dar bir alanda zaman geciriliyor. Ogrenciler icin asil merkez Ogrenci Birligi Binasi adinda bir bina... Ucuz yemek, oturacak koltuklar ve oturma odasi ortami yaratan odalar, bilgisayar labi ki su an icindeyim, ve hemen onunde universitede egitimin basladigi agustostan beri bir turlu bitmeyen bitemeyen festivaller var.

    Yani simdi, agustosta ilk defa baslayinca disarida calan muzik, stand acan topluluklar sirketler ve insanlar, gosteriler ve yarismalar bir hafta surer biter dedim. Yani elbette bir seyler arada olur ama bir iki gun olur biter diye dusunuyordum.

    Ama her gun neredeyse her gun bir festival, bayram, kutlama, tanitim var, sagolsunlar bedava muzik dinliyoruz, arada da bedava yemek yiyiyoruz, ama arada sessizligi ve sakinligi de ozlemiyor degilim dogrusu...

    Ozellikle Utah Universitesinde, ilk defa hani hep televizyonlarda gordugumuz Amerikan kulturune tanik oluyorum. Oyle ki bazen sarki soyleyenler oturanlar ve konusanlara baktigimda ya niye bu adamlar bu kadar Amerikan dizilerindeki filmlerindeki adamlari taklit ediyor diyorum, sonra yahu ben Amerikadayim tabii o dizi ve filmlerdekiler gibi olacaklar diyorum kendime...

    Sonucta New York Dunyanin her yerinden gelenlerden olusuyordu ve sanirim, ozellikle simdi gordugum kadari ile o kadar da Amerikali degildi.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Tue Oct 05, 2010 2:40 pm Reply with quoteBack to top

    Salt Lake Sehir Merkezi

    Arkadaslar ABDde genel olarak sehir merkezlerine Downtown deniyor. Ama sehir New York gibi eski bir sehirse o zaman Downtown bir tur tarihi merkeze donusup asil merkez farkli bir yere kayabiliyor. Salt Lake de en 150 yillik sehir ama ozellikle trenin geldigi yildan sonra oyle cok muazzam donusumlere ugramamis, zaten sehrin tarihini anlatan kaynaklar trenin geldigi tarihte ki 1869 oluyor soz konusu tarihi bitiriyorlar.

    Tabii sehir merkezini dolastiginizda daha sonraki tarihle de ilgili bir takim ipuclari edinebiliyorsunuz. Bircok binanin onunde o binanin onemini tarihini anlatan yazilar var. Ben de sehirde oylesine dolanip da yazilari okumaktan zevk aldigim icin eh binalari ve onlarin tarihlerini epey ogrendim.

    Belki ilk goze capran, sehir acisindan madenciligin onemi... Nasil goze carpiyor, soyle carpiyor, sehirdeki neredeyse tum is hanlari, nisbeten buyukce binalar madenciler ya da vefaat etmis madencilerin dul kalan esleri tarafindan yapilmis. Bunun disinda boylesine kucucuk sehirde hic umulmayacak kadar banka var, eh belki okumussunuzdur, kucucuk kasabalarda bile bankalar varmis bu ulkede, biraz buyuk bir sehirde her sokakta sira sira bankalarin olmasi dogal karsilanabilir. Eskiden buraya dogudan para kazanmak icin goc eder, parayi kazaninca da donup yine doguda yasamayi hayal ederlermis. Simdi etraftaki kucuk kasabalardan, sehirimsi yerlerden gelenler paralarini buraya yatiriyorlar, yani bankalar yine isliyor anlayacaginiz.

    Sehir oyle genclerin dolandigi bir yer degil sanirim, lokanta, kafe tipi yerlerin hicbiri, eh busbutun karsilanamaz duzeyde olmasa da, oyle rahat rahat oturup yemek yenecek, bir seyler icilecek yerler degil. Iclerinde tarihi, yani 100 yillik falan olanlar var. Eeee 2000 kusur yillik Istanbulda benim bildigim en tarihi lokanta ( Sultanahmet Koftecisi ) 100uncu yilini yeni doldurmusken, belki 150 yillik sehirde 100 yillik lokantanin olmasi dikkate deger bir sey.

    Bunun disinda kucuk ve sirin bircok otel var. Cogunlukla Avrupa gibi, New York ya da Sikago gibi seklinde kendilerini tanitiyorlar. Daha buyuk oteller de varmis sehirde ama onlarin cogu Salt Lake sehrinde 2002 yilinda kis olimpiyatlari yapildiktan sonra kurulmus. Hatta sehre gelenlere tavsiye olarak mumkunse 2002 yilindan sonra kurulmus otelde kalin denildigini okumustum. Oncekiler birkaci disinda cok kaliteli degilmis

    Bunun disinda sehrin ufak tefek, kiyida kosede kendi halinde yasayan alternatif yerleri var... Bir kismi kafe lokanta gibi, bir kismi beni asil etkileyenleri de sanatcilarin bir araya toplandigi yerler... En etkileyici olani 1900lerin basinda insaa edilmis bir binanin icine toplanmis. Binayi zamaninda her hafta Salt Lake Sehrine gelip de urunlerini satan Utahli ciftciler, el arabalari ile sehirde dolasacaklarina, pazari kuracaklari bir yer olsun diye dusunen bir adam yapmis. Ciftcilere de gelin bana biraz kira odeyin urunlerinizi satin demis.

    Ciftciler bunu reddetmisler, sonra kendileri Ciftci Birligi adli bir kurum olusturmus ve kendi pazar yerlerini kendileri kurmuslar, bina da adamin elinde kalmis, adam da o yeri sanatcilara kiralamis. Simdi ressamlar, heykeltraslar, tuhaf kitapcilar falan var... Ama disaridan gelenlere de pek sicak bakmiyorlar gibi hissettim.


    Bunun disinda sehir merkezinin belki en akilda kalan uzerinden birkac araba gecen dev sokaklar... Insan karsidan karsiya gecmeye korkuyor. Tapinak alanina dogru buyukce binalar da var. Mesela dev gibi ici haliyla kapli, ve sehirden bahsedenlerin gurur duydugu Salt Palace ( tam cevirince Tuz Sarayi oluyor : ) ) isimli bir bina var. Bir de NBA maclari basta olmak uzere cok amacla kullanilan bir Energy Solutions Arena var, ki Turkcesi enerji cozumleri arenasi oluyor. Boyle spor merkezi ismi de olur mu demeyin... Burasi ABD olur.

    Bu arada ozellikle kucuk ABD sehirlerinde genelde bizim de gokdelenimiz olsun duygusu var sanirim, en azindan birkac yerde daha oldugunu isittim, yani burada da var... Adamlar genellikle tek katli binalardan olusan sirin sehirlerini yeterince gorkemli bulmamislar sanirim, o nedenle sehrin merkezine dev bir yerlesim yeri insaa ediyorlar. yani dev dedigim her halde 10 15 katli olacak, ama iste dev. Tabii boylesine dev yerlesim yerini insaa edince bir de alisveris merkezi yapalim, oturanlar gelsin, hem Mormon Tapinak Alanini ziyaret edenler de gelsin hem sehir merkezi de biraz kalabaliklasmis olur diye dusunmusler.

    Sonuc... Belki uc dort sene sonra daha canli bir sehir merkezi olacak, ama simdilik sehir merkezi dev bir insaat alani...

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Fri Oct 08, 2010 5:54 pm Reply with quoteBack to top

    Vahsi Batida NBA Maci

    Amerikan futboluna gidecegim, bir de onu gorecegim dedim, ama iste icimde oyle bir basket sevgisi var ki, NBA macinin basladigini gorunce dayanamayip NBA macina gittim. Iyi ki de gitmisim, sezonun ilk maciymis, gerci hazirlik maci, Portland ile Utah arasindaydi. Cok guzel macti Utah, yani biz 100 e 96 kazandik, yani cok cekismeli gecti...

    Oncelikle buradaki NBA macinin oldugu stad da New Yorktaki gibi bir tur fast food merkezi gibi.. Yetmezmis gibi burada bir de macin oncesinde ve isterseniz macin arasinda gidebileceginiz kafeler ve lokantalar da var.... Maci izlediginiz koltuklara da icecek koyabileceginiz bir parca monte etmisler... Yani maci oncelikle yemek yemek olarak gorenler acisindan eh New Yorkla bir parca yarisabilir. Aslinda macin cam bir bolmenin ardinda lokanta havasinda izleyenebildigi bir yer de var, ki New Yorkta yoktu. Yani insanlar camin arkasindan maci seyretmekten ne tur bir keyif aliyorlar anlamiyorum. O zaman stada neden geliyorlar?

    Bunun disinda, cok daha mac seyretmesini bilen bir kitle vardi. Mac sirasinda bagirdilar, heyecanlandilar, karsi takimi, hakemi yuhaladilar, biraz asiriya da kactilar bazen. Bunlarin hicbiri New Yorkta yoktu, New Yorkta sanki staddaki insanlar maca bakmiyor gibiydi hatta.

    Tabii buradakilerin daha fanatik olduklarini suradan da anlamak mumkun.... Tekerlikli sandalye ile de, birkac aylik bebegi ile de maca gelenler vardi. Tekerlikli sandalyeye gelince, stadin ucuz bolumune uzun bir tirmanma surecinin sonucunda ulasiliyor. Benim icin bile, gerci ben de pek kondisyonlu sayilmam ama, bu tirmanis kolay degildi. Ama cidden zorlanan ama yine de maci bu bolumden seyredenler vardi. Yani tam anlami ile bizimki gibi olmasa da, takim duygusu sanirim burada daha fazla hissediliyor.

    Stad teknolojik imkanlar acisindan geri... Stadin ustunde asili duran ekran cok kucuk, ses sistemi berbat. Takimdaki oyuncularin kim olduklarini anlayamadim. New Yorkta gozunun icine icine sokuluyordu isimler... Ama yine de insanlari eglendirmeyi basariyorlar.

    Bu eglencenin neden onemli oldugunu da bu macta anladim. Ozellikle macin gerginlestigi zamanlarda, insanlari guldurecek bir seyler yaptiklarinda insanlarin ilgisi dagiliyor, gerginlik azaliyor. Ozellikle Kissing Catch hostu. Sahada yanyana oturan erkek ve kadinlarin yakaliyor kamera, yakalanan erkekle kadin da birbirini opuyor. 20li yaslardan 80lere kadar cok farkli yaslarda kisileri yakaliyorlar, su ana kadar birbirini opmeyeni gormedim. Eglendiriyor insani...

    Son olarak Utahin basket takimi Utah Jazzda Turk bir oyuncunun oldugunu da ogrendim. Mehmet Okur. Acikcasi Okur ismini ilk gordugumde birkac saniye akil edemedim, Turk ismi oldugunu.. Itiraf edeyim, Turkiyede oynamayi cok sevdigim halde fazla basket maci izlemedim, oyunculari da pek bilmiyorum.

    Boylece guzel bir zaman gecirdim. Dogrusu bu sene daha fazla gidebilirim.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Fri Oct 15, 2010 4:50 pm Reply with quoteBack to top

    Utah Capitol Binası

    Arkadaşlar Capitol binaları, bir tür meclis binası olarak sayılabilirler. Burada tüm eyaletler de ayrı bir devlet gibi sayıldığından onların da Capitolleri var. Gerçi pek fazla toplanmıyorlarmış. Yılda birkaç gün toplanıyorlarmış, ama toplandıklarında önemli yasalar çıkabiliyorlar. Çrneğin birkaç ay önce Utah ın biraz aşağısında, Arizona da çıkan bir yasa büyük olay oldu.

    Eyalet meclislerinin birkaç günde bir toplanmasının bir güzel yanı, eyalet meclisini rahatça gezme imkanı bulmanız. Buranın da Capitol binası, yani eyalet meclisi, Washington DCdeki federal Capitol un kopyası, ama sanırım bina olarak daha küçük.

    Tıpkı Washington DCdeki gibi burada da bir Capitol Hill, yani Capitol Tepesi var. Washington un aksine, şehrin ortalarında değil, bir ucunda, sırtını dağlara dayamış. Yani Capitol binasının arkasında sadece çorak dağları görebiliyorsunuz. Çnünde ise güneye doğru tüm şehir uzanıyor.

    ABDde her eyaletin bir sembolü var. New York un Büyük Elma ( Big Apple )dı. Kaliforniya'nın Golden State ( Altın Eyaleti )... Buranınki Arıkovanı Eyaleti yani Beehive State. Senato binasının önünde de dev iki arı kovanı var, eyalet bayrağı da arı kovanı şeklinde dalgalanıyor.

    Capitolün önünde bu eyalet için önemli insanları sembolize eden heykeller var. Çncelikle Kızılderililer var. Mormonlar genellikle Kızılderililerle iyi geçiniyormuş. Hatta Kızılderili şeflerinden birisinin şef Walkara nın şehirde her yerde heykeli var, sanırım Mormon olmayı da kabul etmiş.

    Bunun dışında burada anlatılan hikayelerde dağ adamı olarak geçen, zamanında bu dağlarda kürklerini satmak için hayvan avlayan avcılar var. Eyaletin büyük bir bölümünü onlar keşfetmişler.

    Capitolün içine gelince, binanın ortası büyük ölçüde boş. Tüm ofisler, meclisin çalışma salonu binanın kenarlarındaki yerler toplanmış. Tam ortasında tavanda dev panellere Eğitim, Adalet, Bilim gibi kelimeler yazmışlar, yazıların hemen altında da Utah ın 1800lü yıllarından alınma söz konusu söz ile ilgili bir resim var. Tabii 1900lere ilişkin resimler yok, çünkü bina 1800lerin sonunda yapılmış.

    Binada Utahla ilgili birçok farklı sergi var. En ilginci sanırım, Utah'ın tarihi ile ilgili olanları, ama Utah ın ağaçları ile ilgili bile sergi var. Utah ABDde kadınlara ilk seçme hakkını veren eyaletmiş, nedeni de daha çok milletvekili seçtirip ABD federal meclisinde daha çok söz sahibi olmak. Sonuçta kadınları seçmen yapınca eyaletin seçmen sayısı artıyor. Hatta bu nedenle zamanında Güney eyaletleri, kölelere oy verme hakkı verilmesin, ama bir eyaletin seçmen sayısı hesaplanırken yine de köleler de sayılsın demişler. Eh nedeni ne olursa olsun, şimdi kadınlara bu hakkı veren ilk eyalet olmaktan gurur duyuyorlar ve bunun da sergisini açmışlar.

    Gere

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Tue Oct 19, 2010 3:22 am Reply with quoteBack to top

    Vahşi Batının Trailleri ( Çrnek: Göçmen Kanyonu Traili )

    Arkadaşlar Trail kelimesini tam anlamı ile Türkçeye çevirirsek yol anlamına geliyor. Ama burada Amerikada Trail in bildiğimiz yolun ötesinde bir anlamı var. Buradaki Trailler daha 19. yüzyıla kadar İlkçağın ve Ortaçağın İpek Yolu ya da Kral Yolu gibi bir anlama sahiplermiş. Bu bölgelere gelen ilk kişiler, geçilecek nisbeten su kaynaklarının olduğu, güvenli bir yol bulunca, sonrakiler o yolu takip ediyormuş, dolayısı ile ilk gelenlerin açtığı yollar bugün hala isimlerini koruyorlar.

    Eh trailler çok uzun olmayan bir zaman önce, burada bu kadar öneme sahipken, şimdi bölgenin turizmini canlandırmak için de insanları traillerin üzerinde yürüyüş yapmaya, bisiklet ile gitmeye araba kullanmaya teşvik ediyorlar. Ben de iyi kötü spor yapmaya yeniden başlamaya çalışıyorum, dolayısı ile bugüne kadar dört farklı Trail de yürüyüş yaptım.

    Bugün de bunlardan birini yazayım dedim. Utaha geldiğinizde, buranın tarihi, daha doğrusu buradaki beyaz adamın tarihi hakkında biraz bilgi sahibi olduğunuzda buraya ilk yerleşen büyük insan topluluğunun tam 1847 yılında yazın dağların ortasında bir kanyondan çöle bakan vadiye girdiğini, başlarında bulunan Briam Young adındaki liderin de şöyle bir vadiye bakıp, "İşte burası doğru yer, haydi sürün arabayı" dediğini öğrenirsiniz. O gün Briam Young hasta olduğu için kendisi arabayı süremiyormuş ama bu ayrıntı...

    Benim gibi meraklıysanız, vadiye gelen ilk grubun tam olarak nereden girdiğini de merak edersiniz. Çyle dağlara doğru baktığınızda kesin buradan gelmişlerdir diyebileceğiniz bir yer yok. İstemediğiniz kadar kanyon var önünüzde, her hangi birinden girmiş olabilirler.

    Ama şehir haritasına bakarsanız, şehrin bir ucunda başlayıp dağlara giren Emigration Canyon, yani Göçmen Kanyonu adından bir Kanyon görürsünüz. Eh buraya gelen en ünlü göçmenler de söz konusu grup olduğuna göre, İşte burasıdır doğru yer dersiniz kendi kendinize.

    Aslında Kanyonun hemen önünde, Briam ın işte burası doğru yer dediği noktanın üzerinde bir anıt var. Hemen anıtın gerisinde de, 1840lardan 1880lere kadar Utahın çeşitli bölümlerin yapılmış binaların çoğunlukla birebir kopyalarını barındıran 19 yüzyılın bir Utah kasabasını andıran bir park var. Güzel bir park, o dönemin hayatını da canlandırmaya çalışmışlar. Bir sonraki sefer bu parktan da bahsederim.

    Ama parkın ilerisine yürümeye başladığınızda yavaş yavaş etrafınızdaki evler azalıyor. Kanyonun içine girdikten kısa süre sonra zaten şehir kayboluyor. Dar bir vadinin içine girmiş oluyorsunuz. Çstelik de tamamen asvaltın üzerinden gidiyorsunuz. Çok şükür ki, asfaltın bir bölümünü bisikletlere ayırmışlar. Eh araba çarpma ihtimalindense bisiklet çarpma ihtimali daha göze alınır deyip bisikletlere ayrılmış yerden yürüyorsunuz muhtemelen.

    Bu vadi neredeyse tamamen çorak... Etrafınızdaki tepelerden neredeyse hiçbir şey yok. Ama vadinin içinde yürüyerek bir onbeş yirmi dakika ilerleyince tuhaf bir şey oluyor, bir dizi eve rastlıyorsunuz.

    Farkındaysanız bir kasaba, mahalle yerleşim yeri falan demedim, bir dizi ev dedim. Çünkü bu evlerde oturanların birbirleri ile etkileştiklerine dair hiçbir şeye rastlamadım. Gidebilecekleri ortak bir park, bir spor alanı, hatta bir bakkal bile yok. Rahatça yürüyebilecekleri bir düzlük bile yok daracık vadiye hapsolmuşlar.

    Ama biraz ileride en azından yürüme mesafesinde olan bir lokanta var. Ruth un yeri. Eh oraya geldiğinde kırk kırkbeş dakika olmuştu sanırım yürümeye başlayalı, o gün vadiye gelene kadar da epey yürümüştüm. Dolayısı ile hadi dedim. Girip bir şeyler yiyeyim. Doğrusu daracık vadi yaşanacak yer değil. Ama bir cesaret girip bir lokanta bulunca, vadiyi seyrederek yemek yemek güzel. Ruth yaklaşık 70 yıldır açık bir lokantaymış, Utah ın ikinci eski lokantası diyordu. Asıl Ruth, lokantayı 90larda başka bir kişiye satmış sanırım. Ama hala kadının resimleri lokantada her yere asılı... Sanırım bir köpeği varmış eskiden ve her lokantaya gelene saldırırmış.

    Lokanta Amerikan filmlerinde ıssız yerin ortasındaki lokantaları andırıyordu. Burada ucuz bir şey yemek istiyorsanız hamburger tarzı şeyler yemeğe alışmanız gerekiyor bu arada. Ben de öyle yaptım. Ama yemeği daha çok adına bakarak seçtim. Eh Briam lokantadan yaklaşık 40 45 dakika mesafede İşte burası doğru yer demişti. Lokanta da burgerlerden birinin adı da Burası Neredeyse Doğru Yer ( This almost the place ) idi güzel bir isimdi. Ben de o burgeri yedim, tadı da fena değildi.

    Yemek bitince, artık yavaş yavaş havanın da karardığını görüp, bisiklet ve arabaların karanlıkta bana çarpma ihtimalini arttırmamak için geri döndüm.

    Aslında bu Emigration Kanyonu, Mormon Trail adı verilen çok uzun bir trailin ya da yolun başıymış. Mormonlar ABDnin doğu batı mesafesinin neredeyse yarısını kat ettiği için aslında teorik olarak trailin mütiş uzun olması mümkün. Ama sanırım yolun tamamını kapsamıyor trail. Mormonların Utah a göç ederken kışın kamp yaptıkları bir yer var, sanırım trail oradan başlıyor.

    Bilmiyorum yürüyerek giden var mıdır bugünlerde, sonuçta o zamanlar yürünerek gidilmiş. Ama açıkçası, ben üzerinden gitsem bile her halde araba ile giderdim.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Firble
    Forum Yöneticisi





    Joined: Mar 12, 2004
    Posts: 6496

    PostPosted: Sat Oct 23, 2010 7:14 am Reply with quoteBack to top

    Salt Lake City nin Vahşi Batı Kasabası

    Arkadaşlar ABDnin batı olarak adlandırılan bölgesinde bir dizi vahşi batının 19. yüzyıldaki meşhur günlerini canlandıran müze kasabaları kurmuşlar, söz konusu kasabalarda o günlerin binaları, binaların içinde ve dışında da o günlerin ortamı canlandırılıyor.

    Bu tip yerlerden biri de Salt Lake City'nin içinde var. Adı İşte Burası ( This is the place ) parkı. Daha önce birkaç defa anlattığım gibi kente yerleşecek göçmenler ilk buradan vadiye bakmışlar. Liderleri de Burası doğru yer, sürün arabayı demiş.

    Tabii söz konusu kasaba hemen Salt Lake City nin içinde olunca, ister istemez, Mormonların Vahşi Batısı daha fazla öne çıkıyor. Utah'ta bir de Vahşi Batı'yı daha genel anlamda canlandıran bir West Heritege Center, Vahşi Batı Müzesi var. Ama burası şu aralar gidemeyeceğim kadar uzaktı.

    This is the Place ya da Mormon Vahşi Batısını canlandıran kasabaya gelince... Aslında son derece güzel canlandırmışlar. Parkın ya da kasabanın tam ortasında, standart bir Vahşi Batı kasabasının, muhtemelen Salt Lake City nin de ilk yıllarının en önemli binaları dizili. Banka, okul, berber, otel aklıma gelenler. Bunun dışında eczane, derici, bakkal, telgraf dükkanı, gazete ofisi de var. Bunların her biri 1840lardan 1870lere uzanan zaman diliminde kurulmuş binaların çoğunlukla birebir kopyaları. Binaların bir kısmının içinde o dönemin ortamını da canlandırıyorlar. Otel de yemek de yenebiliyor. Berber eczane demirci gibi dükkanların çoğunda dükkana bakan birileri var. Bankada altın madeninden çıkardığınız altın tozlarının nasıl satıldığını görebiliyorsunuz mesela.

    Kasabanın üstünde, daha da eski dönemlerde Utahı ilk keşfeden, sincap avcılarının kurmuş oldukları kampların bir benzeri var. Sincapın kürkü çok para ediyormuş zamanında o nedenle Utah ı büyük oranda keşfedenler sincap avcıları olmuş.

    Daha da yukarıda farklı Kızılderili evlerini bir arada görebileceğiniz Kızılderili bölgesi var. Ki bu bölgeden Salt Lake City i de ayaklarınızın altında görebiliyorsunuz.

    Bunun dışında kasabanın farklı yerlerinde o dönemde insanların yaşadığı evler var. En küçük ilk geldikleri sırada yaptıkları kulubemsi evlerden, 1870lerde zenginlerin artık oturmaya başladığı daha büyük evlere kadar farklı farklı evler. Ki bunların bir kısmında ev işleri yapabiliyorsunuz. Ya da o dönemde çocukların oynadığı oyunları oynayabiliyorsunuz.

    Kısacası güzel bir yer. Güzel de bir gün geçebiliyor. şu anda içinde bulunduğumuz cadılar bayramı dolayısı ile de geceleri kasaba bir tür cadılar bayramı kasabasına dönüştürülüyor. Ve tahmin edebileceğiniz gibi kasabanın bu haline yani cadılar bayramı için dönüştürülmüş haline de gittim. Ama bunu bir sonraki sefere anlatayım.

    _________________
    HARBE GÄ°DEN
    Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
    Orhan Veliden
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.54 Saniye