Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: ujecosely
    Bugün: 3
    Dün: 2
    Toplam: 33885

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 197
    Üye: 0
    Toplam: 197

    FrpWorld.Com :: View topic - Günışığı Hikayeleri - Worg Macerası
    Forum FAQ  |  Search  |  Memberlist  |  Usergroups   |  Register   |  Profile  |  Private Messages  |  Log in

     Günışığı Hikayeleri - Worg Macerası View next topic
    View previous topic
    Post new topicReply to topic
    Author Message
    Illyra
    Forum Yöneticisi





    Joined: Jan 25, 2005
    Posts: 2113
    Location: Duskwood

    PostPosted: Tue Jul 22, 2008 1:34 am Reply with quoteBack to top

    Orman karanlıktı. Güneş dalların üzerinden çekilmiş, toprak soğumuştu. Bir kuzgun ağaçların üzerinde daireler çizerek uçuyordu. Sonunda bir avuç insan ve bir elfin küçük bir ateş yaktığı kampa doğru alçalmaya başladı. Topluluk kampın ortasına inen kuşa dikkatle baktı. Sonra kendi gerginlikleri yüzünden güldüler, kanat sesleri bile onları endişeye düşürmüştü. Ama biliyorlardı ki bulundukları durum tedbiri elden bırakıp gevşemeye uygun değildi.

    Adı Dellanor olan ve değil elf, insan standartlarına göre bile uzun olan korucu yavaşça kuzguna yaklaştı, onu tanımıştı. Kolunu uzattığında kuş bu çok normal bir şeymiş gibi koluna atlayıp omzuna kadar çıktı. Korucu kuzgunun dilini kullanarak sordu ona.

    “Bir ruh yalnız mı? Ruhunun eşi nerede?”

    “Bir ruhun eşi birazdan burada.”

    Dellanor arkadaşları olan insanlara döndüğünde, dudaklarında bir gülümseme belirmişti.

    “Görünüşe bakılırsa Daylight bizi ziyarete geliyor.”

    Böylece diğer üç insan korucu, uzun boylu ve güçlü Ramir, ufacık ama hareketli Camru, ağzında hep pipo ile dolaşan Rural gelen misafirleri için kampı düzletmeye başladılar. Daylight biraz insanlardan uzaktı ama çoğu zaman kendilerini ziyaret etmeye gelirdi ki hepsi için çok eğlenceli olurdu. Ramir ona sürekli iki eli ile kılıçları idare etmesini göstermeye çalışır, Camru ağaç dallarında ve ip köprülerde dengesini bulması için yardım eder, Rural ok atışları ile müsabakalar yapar, Dellanor ise elf kültüründen bahsederdi. Buna karşılık kız konuşmayı pek sevmediğinden onların yemeklerini yapar ve neredeyse bir anne sevgisi ile gece üstlerini örter, hepsini şımartırdı.

    Sonunda hafif sesler ağaçlığın batı kıyısında duyulduğunda, Dellanor omzundaki kuzgunla kızı karşılamaya gitti. Onu gördüğünde iki elini de avuçları içine alarak sıktı.

    “Naçizane kampımıza hoş geldin Daylight. Seni görmeyeli uzun bir zaman olmuştu.”

    “Ve bende hoş buldum sizleri. Eh ormanın sakin kıyısındaki evim işte…”

    Ateşin başına geçip oturduklarında kısa bir süre Ramir ile Rural’ın süslü selamlarına gülmesinden konuşamadılar. Bir süre gece sessizliği ve ateş çıtırtısıyla birlikte sohbet ettiler. Burası onların sevgili eviydi, sakin ve güzel. Dostlar bir araya gelmişlerdi ve dünyada paylaşılacak çok fazla mutluluk vardı.

    Tabii ki hepsi bu değildi. Bir süre sonra Daylight asıl geliş sebebini açıkladı.

    “Aslında sizi apar topar rahatsız etmek istemezdim ama…”

    Burada hepsi kaşlarını yukarıya kaldırdığında kız gülmeye başladı.

    “Bargier bana kuzey kıyısında birkaç worg olduğunu söyledi. Size haber vermenin daha uygun olacağını düşündüm…”

    Grubun lideri olan Rural elini çenesine götürerek uzun sakalını kaşımaya başladı.

    “Ve bu ciddi bir sorun demek. Haber vermen çok iyi oldu Daylight.”

    “Evet, ayrıca sizleri de yeniden görmüş oldum.”

    “Bence en güzel yanı da bu oldu.”

    Dellanor’un son söylediğinden sonra Camru ve Ramir arasında bir bakışma geçti. Elbette kız hariç hepsi durumu biliyordu…

    Rural durumu kurtarmak için önce öksürdü, sonra talimatları verdi.

    “Çyleyse hemen uyusak ve dinlenmeye başlasak iyi olur. Yarın kuzeye doğru uzun bir yolculuğa çıkacağız. Ve worgları geldikleri cehenneme yollayacağız.”

    Gece boyunca Ramir ile Bargier nöbet tutmuştu. Hiçbir olay olmadan sabah olduğunda kuzeye doğru yolculuğa koyuldular. Saat akşama yaklaştığında hala hiçbir iz bulamamışlardı. Rural uflayarak sordu kıza.

    “Senin şu Bargier amma uzaklara uçmuş. Ne arıyor oralarda?”

    “Sanırım hazinesini sakladığı yuva orada.”

    “Daha izleri bulamadık, onun için bu gece burada kamp yapalım. Ama çok dikkatli olalım ateşi küçük yakalım. Yakınlarımızda olup bizi fark edebilirler. Yarın olunca gruplara ayrılırız. Camru nasılsa Kartal devriyesinin bölgesine geldik. Yarın onları bulup haber verirsin. Onlarda bir yandan aramaya başlasın. Birde Rileen’i alırsın yanına, böylece ikişer kişilik üç grup halince aramaya devam ederiz. Ramir benimle gelir. Daygliht’i ise Dellanor ile yollarız.”

    Hepsi onaylarcasına başlarını salladılar. Kısa süre içinde kamp kurulmuş, mantar yahnisi pişmeye başlamıştı. Kızın yolladığı Bargier gece yarısı dönmüş, tekrar worgları gördüğünü söylemişti. Daha da kuzeydeydi onlar.

    Sırasıyla Camru, Rural ve Dellanor nöbet tutular. Yine de çevrede düşman olan hiçbir şey yoktu. Sabah erkenden dinlenmiş olan Camru, Kartal devriyesi ve Rileen’i bulmak için yola koyuldu. Korucular ise dün akşamdan kararlaştırılmış şekilde kuzeye doğru devam ettiler.

    Tam yeniden güneş doğarken araştırmaları bir sonuç vermişti. Ormanın kuzeyinde, kaya yığınlarının üzerinde ufak bir şelale vardı. Kıyılarındaki mağaralarda çoğu zaman ayılar kış uykusuna yatardı. İşte tam da buraya yerleşmişti worglar. Mağaranın çevresinde doğaya yaptıkları katliamın izleri uzanıyordu. Leş olmuş hayvanlar. Çoğunun kürkü ve derisi donmuştu.

    Worg inini üç farklı yerden sarmışlardı ve görünüşe göre Kartal devriyesinden hiç kimse yoktu çevrelerinde. Daylight Bargier’i gönderme riskini göze alamadı. Fark edilmemek için çok dikkatli olmaları gerekiyordu. Dellanor yanındaki dala sinmiş bulundukları yönden, loş görüşlü gözleri için açık seçik belli olan worg bedenlerini izliyordu.

    “Dört taneler…”

    Diye fısıldadı en sonunda.

    “Sanırım diğerleri de yerleşiyorlar. İşaret verdiklerinde harekete geçeriz.”

    Kız onaylayarak başını salladı. Dellanor devam ediyordu.

    “Harekete geçtiğimizde senin koşarak kalabalığı geçmeni ve hızla şelalenin şurada görünen dik yamacına tırmanmanı istiyorum. Ayaklarınla dengede kalabilir ve rahat atış yapabilirsin ama bir worgun ulaşamayacağı yerde olursun. Ben sana onları kolay hedef haline getirmek için bir şeyler yapacağım.”

    Kız hafifçe gülümseyerek yeniden başını salladı.

    “Çok dikkatli olmanı istiyorum Daylight.”

    “Olacağım, sana söz veriyorum.”

    “Güzel.”

    Bekledikleri işaretin gelmesi pek uzun sürememişti. Bu kendi ekipleri arasındaki işaret ( kurt devriyesi olduğu için ) bir kurdun ulumasının taklit edilmesiydi. Dellanor kendisine bağırdığında Daylight kendisine gösterdiği yere koştu ve aniden ortaya çıkan, Camru, Rileen, Rural ve Ramir ( ki şimdiden worglar ile savaşmaya başlamışlardı ) son sürat hızla geçerek daha kış kurtları onun kokusunu alamadan şelalenin yanındaki kayalardan oluşmuş dik duvarın üstündeki çıkıntıya ulaştı. Bargier havada savaş çığlıkları ile uçuyordu.

    Hızla arkasını dönüp baktığında savaşın iyice kızışmış olduğunu gördü. Bu sırada onlara hiç haber vermeden gelmiş olan Kartal devriyesinin beş üyesi de savaşa karışmıştı. Daha kılıçlarını çekmemiş olan Dellanor bir büyü yapmakla uğraşıyordu. Kısa bir süre sonra worgların kürklerini zararsız mor alevler kaplamıştı.

    Daylight bu mesafeden rahatlıkla arkadaşlarını vurmadan artık açık hedefler haline gelen kış kurtlarına attığı okları isabet ettirebiliyordu. Savaş daha çirkin bir hal almaya başladı. Ama çok geçmeden Rural’ın dediği gibi korucular, worgları “cehenneme” geri göndermişti.

    Sadece tek yaralıları vardı, o da Kartal devriyesinden Luck isimli bir korucuydu. Daylight üzerinde durduğu çıkıntıdan inmeden dikkatini çeken bir şey ile şelalenin içine doğru baktı. Tam yanında, suyun aktığı yerin arkasında bir boşluk vardı. Birden keşfetme arzusu ile harika dengeli bir atlayışla suyun içinden geçerek dehlize girdi.

    Bu sırada güneş doğmuştu. Yansıyan ışıkları suda kırılıyor ve dehlizin içinde küçük gök kuşakları neşe ile dans ediyordu. Suyun sesi kulağını okşarken gözleri içeride dolaştı. Gördüklerine inanmakta biraz zorluk çekti ilk baştan. Burası belli ki bir zamanlar birisi tarafından “ev” olarak kullanılmıştı. Köşede düzgün bir yer yatağı vardı. Sonra yere bir parşömen ile Ferre’nin haritası serilmişti. Birkaç erzak torbası duvara yaslanmıştı. Düzenle katlanmış elbiseler ağzı açık minik bir sandığın içinden gözüküyordu. Sandığın içinde bir miktar altın vardı. Diğer duvara ise sadece uzun bir kılıç yaslanmıştı.

    Daylight su sesinde duyduğu artışla arkasına döndü ve Dellanor’un mağaraya girdiğini gördü. Elfin siyah saçları ıslanmış ve tıpkı kızın saçları gibi kafasına yapışmıştı. Daylight büyüleyen gözleri ve gülümsemesi ile mağaranın içini gösterdi.

    “Burada birileri yaşamış olmalı.”

    “Evet. Bir zamanlar bir adam burasını sığınak olarak kullanıyordu.”

    “Sonra ne oldu?”

    Dellanor hafifçe içini çekti.

    “Çldü…”

    “Çok üzücü…”

    “Ama burası çok güzeldir.”

    Karanlık kadar derin bakışlarını büyük bir hayranlıkla minik gök kuşaklarına çevirmiş kız ona hak verdi.

    “Gerçekten çok güzel…”

    "Hadi artık buradan gidelim Daylight."

    Minik gök kuşaklı dehlizi sonsuza kadar sahibinin anısını içinde tutması için bırakarak dışarıya çıktılar. Bu sırada Kartal devriyesindeki yaralanmış korucu ile ilgilenilmiş, worg cesetleri ortadan kaybolmuştu.

    Biraz dinlendikten sonra güneye doğru geri dönmeye başladılar. İki gün sonra kızın onları ilk ziyarete geldiğinde kamp kurdukları yere gelmişlerdi. Ama daha duramadan Camru ortaya bir fikir attı.

    “Neden Ferrias’a gidip kendimize küçük bir tatil hediye etmiyoruz. Sadece bir gün. Ve sanırsam Ferrias’ta o her sene olan hasat şenliklerinden birisi oluyor değil mi Daylight?”

    Kız kısa bir süre geçen günleri hesapladı.

    “Evet, haklısın. Bu hafta şenlik haftası.”

    Kimse itiraz etmiş gözükmedi böylece yola çıktılar. Ferrias’a vardıklarında öğlen olmuştu. Daylight ailesini görmek için kısa bir süreliğinde yanlarından ayrıldığında, köyün tek hanında o gece için yer ayırttılar. Sonunda tekrar bir araya geldiklerinde zaferleri için birer kadeh şarap içtiler ve müzik sesleri ile yankılanan sokağa karıştılar. Türlü tezgâhlar çeşitli şeyler satıyordu. Meydanda kurulan basit dekorun önünde alkışlar içinde bir piyes sahneleniyordu.

    Daylight bir süre tezgâhların arasında hiçbir şey almadan dolaştıktan sonra arkadaşlarını yeniden buldu. Aslında evinde kalması daha normal olurdu ama o geceyi handa arkadaşları ile geçirdi. Doğrusu hepsi worg zaferinden sonra kıskanılacak derecede eğlenmişti…

    Sonraki gün ormana dönmüşlerdi. Daylight kendi “evinin” olduğu kıyıya gelince hepsine veda etmişti. Biraz gülümseme, biraz hüzün ve yeniden “en kısa zamanda görüşmek” dilekleri ile.

    Dellanor herkesin gitmesini beklemiş, sonunda kıza cebinden çıkarttığı küçük bir kadife keseyi vermişti.

    “Bu nedir Dellanor?”

    “Doğum günü hediyen.”

    Kız bir anda feryadı basmıştı.

    “Gerçekten! Ailem nasıl unuttu acaba.”

    Ama sonra bunu umursamadığını belli eden bir tavırla gülmeye başlamıştı.

    “Sanırım o kadar iş arasında başlarını kaldıramıyorlar, eh bir de araya festival girdimi...”

    “Hediyene bakmayacak mısın?”

    Daygliht mavi renkli kadife keseyi açtığında eline düşen gümüş bir yüzük gördü. Yüzük belli ki elfler tarafından yapılmıştı, üzerindeki minik yaprakları hatta onların üzerindeki minik çiğ taneleri bile gözüküyordu.

    “Çok teşekkür ederim Dellanor bu çok güzel bir şey. Ama bu kadar değerli bir şeyi…”

    “Tabii ki eminim.”

    Daha sonra kızla vedalaşmadan ayrılmıştı yanından. Çç metre uzağına gittiğinde ise arkasını dönerek bağırmış, ağaçtaki bir sincabın korkarak ciklemesine neden olmuştu.

    “Onu iyi sakla. Bir gün anlayacaksın Ve ben burada olacağım.”

    Daygliht için bunlar anlaşılmazdı doğrusu. Neyi anlayacaktı? Hem neden Dellanor orada olduğunu söylemişti. Zaten Dellanor hep ormanda değimliydi? Nereye gidebilirdi ki? Hiçbir şey anlamamış şekilde omuzlarını silkeledi. Yüzüğün güzelliğini bozmak korkusu ile onu uzun bir zincire geçirip deri zırhının içine soktu ve o zamandan beri elf yüzüğünü, hala anlamını bilmese de kalbine yakın taşıyor…

    Image

    ~SON~

    _________________
    Image
    Back to top View user's profileSend private message
    Display posts from previous:      
    Post new topicReply to topic


     Jump to:   



    View next topic
    View previous topic
    You cannot post new topics in this forum
    You cannot reply to topics in this forum
    You cannot edit your posts in this forum
    You cannot delete your posts in this forum
    You cannot vote in polls in this forum


    Powered by phpBB © 2001 phpBB Group

    :: HalloweenV2 phpBB Theme Exclusive ::
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.37 Saniye