Frp World Ana Menü
  • Frp World
    » Anasayfa
    » Forum
    » Anketler
    » Akademi
    » Kitap Tanıtımları
    » Haber Arşivi
    » Haber Gönderin
    » Makale Gönderin

  • Üyelere Özel

  • Kişisel
    » Hesabınız
    » Özel Mesajlar
    » Üye Listesi
    » Üye Arama
    » Siteden Çıkış

  • Site Bilgileri
    » Top10
    » Site Hakkında Yorumlarınız
    » İstatistikler
    » Destekleyen Siteler

  • Kullanıcı Menüsü
    Hoşgeldin, Diyar Gezgini
    Üye Adı
    Şifre
    (Kayıt Ol)
    Üyelik:
    Son Üye: ugabok
    Bugün: 3
    Dün: 1
    Toplam: 33764

    Şu An Bağlı:
    Ziyaretçi: 401
    Üye: 0
    Toplam: 401

    YOKOLUşTAN DAHA SONDA




    Ghost Of a Rose'dan güzel bir yazı. Burada uzun uzun yorum yapmayacağım ama gerçekten etkileyici olduğu kesin.


    YOKOLUşTAN DAHA SONDA

      Sessizlikler içinde kayboluşun birkaç hatırası kalmıştı uyurken zihnimde. Uyumak mıydı bu yoksa ölümle birleşmek hiç bilemeyeceğim ama bildiğim bir şeylerin olduğunu anımsamak bana güç verecek. Savaşların içinden geçmiş olmama ya da dualara meydan okuyan gençlerin zihinlerini ezberleyebilmek şansımdan ötürü hep mutu kalacağım…değil…hiçbir zaman mutlu olamayacağım ya da karamsarlıktan öte, kanla karışık bir dünyanın asıl suyu ne zaman yok ettiğini görmemiş olmak mutsuz edecek beni. şeffaf yaşananlar ve geceleri dostlarla geçirenler şanslı olacak ve kalacakken, her şeyin en lanetli melodisini duyan ben için neden bu böyle olamıyordu? Sabırsızlık günlerin içinde bir kırılma noktası…siyahtan, beyazı almak gibi ya da…kırmızıyı sadece kanda görebilmek gibi…imkansızlar ve imkanı uzunca bir kaderde muhtemel olanlar. Olasılıklar, kışkırtıcı bir umutsuzluğun sabır taşıyken…bu garipsenecek bir tükeniş gibi….  En açık şekliyle aslında bu beklenenden daha uzak bir ölümün, yakında olduğunu sanmak hissi. Karamsar meleklerle bir ömür geçirebileceğin ihtimalini benimseme hissi. Aşkın en uç noktasındayken, tüm hislerin bir anda arapsaçına dönüşü gibi. En mantıklı anlatımıyla belki de sabırsızlığımın içine esir kalmakla, onu kaybetmenin hüznü. İşte bu uzak ölümü, yakına getirmek. Yakın…ve yakından daha yakın…hemen içinizde…bir sonraki uykunuzda…ya da en yakındaki göz kırpışınızda…  Onun göremediğim gözlerinin hissi, dudaklarımda hala unutamadığım tadı varken…ve o özlediğim teni…bacaklarının hissi! Bana ismimi söyleyişi…sesi…o hep yankısını uzun koridorumda, uzun uzun ezgiler halinde bulan sesi! Tatlı bir nağme gibi ya da bir harpın tellerinin mutlu notalarının, flütün eşsiz sesiyle birleşmesi sanki. Uzakta kalmak her şeyden bu olsa gerek. Bana ölümü yanı başıma getirmeye zorlayan bir aşkı yakabilme cesareti…onu sesi…onun teni…onun aşkla dolu, soluksuz şerri. O ve bedeni…o ve ruhu!  “Bu kadar derin ve zavallıca aşklar yok diye bilirdim” yazıyordu elimdeki romanda. Yazara karşıma gelmesini ve beni dinlemesini söylemeyi isterdim. Zavallıca…evet evet tam anlamı bu! Zavallıca…kesinlikle yıkıcı bir anlamsızlığın, savaştan öte yapan paramparça ruhunuzun zavallıca kalışı ve…derin…birileri için bir şeyler her zaman derin! Bazen onun balkonda, yağmura karşı meydan okurcasına oturuşunu hatırlıyorum da…kalabalık gibidir hep yalnızken. Kalabalık ve kesinlikle hep sıcak. Soğuğu umursamazdı hiçbir zaman. Onun kanı sıcaktı işte ama bu öyle bir sevecenlikten ya da sıcaklıktan öteydi. Büyü gibi…isimsiz ve sözsüz bir sihir sanki! Hiçbir kütüphane bulamayacağınız türden bir kitaptı o. Sert ve yumuşak renkler bir arada olurdu onun gözlerinde. Elanın içten sesi…hep teninizde yeni tensel istekler uyandırırdı. Ve ruhunuz hep onunla kalsın isterdiniz…sonsuzlukta onunla olabilmek adına…onun olabilmek…ruhunuzun tamamı ile. Sonsuzluk ardında bile.  Hiçbir gece sıkılmazdınız…yatağınızın sıcaklığı ondansa, hiç sıkılmazdınız ona sarılmaktan. Öpüşü onun tatlı dudaklarındansa, hiç doyamazdınız…bir anda üşütürdü ve ısınmak istediğiniz anda yanmak için hazır bekleyen bir şömine gibiydi. Yanıp…tükenmeyen bir şömine. Aşktan daha garipti. Ona tapmaktı bu…bu kadar garip belki de yazarın daha iyi bulduğu gibi…Zavallıca ve derin bir şey.  Bir gece, ıssızlığın çokta uğramadığı şehirde…ıssızlık hakim oldu aniden. Bunda karın yumuşattığı havanı, insanlarda evlerindeki sıcaklıkta kalma hissini uyandırdığı gerçeğinin neden olduğunu düşündük. Bana o muhteşem kadının dediği bir cümleydi bu; “Sıcaklık, soğukla savaşamaz sevgilim. Donuk bedenler, yananlardan daha korkunçtur.” Ölünün, gözleri açık seni izlemesi gibi…aşkın içinde ölü olmak gibi! “Yok olmaktan daha öte...” derdi hep. Donmak onun için en korkutucu ölümdü. Soğuktan çok hoşlanmazdı çünkü, diyorum ya içi sıcaktı, üşümek hiç istemezdi…o tatlı bir ateş gibiydi…yakmayan bir ateş ve yanmayan bir beden gibi.  Ama hayatın sonunda, zamanın o hiç tükenmeyeceğini sandığımız noktasında, değişen ve bana sürekli dayanılmaz acılar veren olaylar yazılı. Resimlenmeye inatçı ölümler…en doğru kelimesiyle…tek bir ölüm! Beni kaderimin kırmızı ellerinde boğulmaya bırakacak olan o tek ölüm! Donmaktan korkan bir kadının buzlara ayrılması…karanlık içinde, daha da koyu olmak zorunda bırakılması…  
    ***

    Gecenin uzayan zamanlarından biriydi ve yine bir arzu içine aldı tüm aşkı…arzu…belki bu kelime çok hafif kalabilirdi. Ateşten bir buz gibi…sessizlik içinde nefes alış verişeler ve dokunuşlara doyamamak. Bir erkeğin hiç tatmaya doyamadığı bir beden olmak, nasıl bir şans ya da lanet olabilirdi…bu noktada yorumsuzluk içinde kayboluyor her şey. Hiç doyamamak…hiç doyulmamak…ıssızlık içinde kayıp olmak gibi…bedeninde kavrulmanın zevki…rengi başka tabii…o dokunmaktan kendimi hiç alamadığım bacaklarının hissi…titrek ve puslu nefesi…hiçbir şeyin ben de yaratamayacağı bir etki o! Derin derin nefeslerimin içinde kaybolmamı sağlayan ve serin bir esintinin, hissel dokunuşunu hatırlayamadığım bir dünyaya sokan…kansız…tatlı bir müzik gibi…eşsiz…  Ölüm…siyah bir beden gibi girdi içeri…anlaşılmaz bir an ve beklenmedik bir şekil…sabahın güneşi yüzüme vurduğunda…o yanımda hep sıcak olan varlığın soğukluğu kendime getiri beni. Çıplak bedenin üzerinde örtü yoktu ve derin bir iz….kanını kurutmuş bir yara…kalbinden aşağıya...bedenini işaretlemişti sanki. Bu neden olmuştu bilmiyorum ama o an sadece acı dolu bir inilti çıkabilmişti dudaklarımdan. Unutulmaz ve anlaşılmaz bir acıyla dolu. Yerde ki hiçbir iz bir büyücüyü bu kadar belirgin yapamazdı. Büyünün odaya sinmiş kokusu! Bunu en iyi anlayabilecek olan ise başka bir büyücüdür ve buna cesaret etmiş her kimse o büyücüyü de büyüsünün tadını vermişti. Beni uyutmuştu… uyurken…uyutmuştu. Acı vereni belki de buydu…benim ruhum bile duymamıştı…dedim ya…kara bir beden gibi…ölüm içeriye cehennemle cennet arasında esen bir rüzgarla girmişti. Onu benim tenimden almıştı…şimdi bedeni donuktu ve bu en nefret ettiği şeydi…ölünce donmak …bu bile nefrete içten içe ait bir kısımdı. Donmak…ölmek demekti…ve ölüm onun korktuğu asıl şeydi. şimdi beni nefretle alt etmek isteyen, onursuz bir büyücü tarafından öldürülmüştü, üstelik kara ölüm büyüsünü harcama tenezzülünde bile bulunmamıştı…hançerle baştan sona yarmıştı bedenin…bebeğim…çığlık atmış mıydı acaba?  
    Çığlık…sessizlik…ölüm ve ardındaki gürültü…peş peşe süregelen ironiler ve aşkın kusursuz yankısının bozuluşu…ahenkli müziğin susturuluşu…bitiş ve tükeniş…işte sanırım benim hikayemi…bedenine duyacağım özlemle…kaybettiğim aşkımın hikayesini asıl özetleyenler….zavallı bir aşkla…bitiş ve tükeniş!









    ZÜMRÜT TANRIÖVEN
    Göz yaşarlının kristalliğine inananlara…

    Copyright © FRP World © Fantezi Edebiyat ve FRP sitesi Tm haklar sakldr.

    Yaynlanma:: 2005-08-15 (1843 okuma)

    [ Geri Dön ]
     
    FRPWorld.Com ülkemizdeki fantezi edebiyatı ve frp sevenleri bir araya getirmeyi amaçlayan bir web sitesidir. 2003 yılında kurulmuş olan sitemiz kullanıcı ve yöneticilerimizin katkıları ile büyüyüp Türkiyenin en büyük frp sitelerinden birisi olmuştur. Galerisi, indirilecekler kısmı, akademisi, yazarları ile sitemiz tam bir frp hazinesidir. FRPWorld sizin de desteklerinizle böyle olmaya devam edecektir. FRP'nin doyumsuzca yaşandığı bu diyara hoş geldiniz.

    FRPWorld, yeni bir frp dünyası


    Sitede bulunan yazı, doküman ve diğer içerikler siteye ait olup başkaları tarafından kopyalanması, dağıtılması ya da ticari amaçla kullanılması yasaktır.
    Siteye yapmış olduğunuz katkılar frpworld.com'un olup bunları yayınlama ya da yayınlamama hakkı site yöneticilerine aittir.


    Sayfa Üretimi: 0.31 Saniye