“Büyücü Savaşları”nın önceki bölümlerinde…
Elf kralı Gulthar, iç savaşın çıkmasına engel olması için büyücülerden yardım istemişti, ancak büyücülerin Reven’e gelmesi asi elfleri iyice kızdırmıştı…
“İç savaşın çıkması an meselesi.”
Büyücü heyetinin başında deneyimli büyücü Caster vardı…
“Belki de onlara istediklerini vermelisiniz.”
Bir gnom olan Lydronk, elf kralını kaçırınca kızıl elf olduğundan şüphelendiği Efla’dan yardım almak zorunda kalmıştı…
“Siz aranızda sorunları çözerken ben elf kralını kaçırabilirim.”
“Kralı kurtarmamız gerekiyor, sanırım.”
Büyücüleri Reven’e çağıranın aslında elf kralının görünümünde olan Aegron isimli bir kızıl elf olduğu ortaya çıkmıştı ve Lydronk da görünüşe gore onun yardımcısıydı…
“Şimdi onlardan önce hazineyi biz bulmalıyız. O insan büyücü artık benim en başından beri elf kralı olmadığımı öğrenmiştir.”
“Elf kralını öldürüp onun yerine geçmeniz ve ardından insan büyücülerden yardım istemeniz çok akıllıca bir davranıştı, Aegron efendimiz.”
“Büyücü Savaşları” devam ediyor…
5. Bölüm “Moonwhisper”
Efla ve Caster, Lydronk’un saraydayken kalmış olduğu misafir odasındaydılar. Lydronk görünüşe göre, elf kralı Gulthar’ın ölü bedenini dolabında bunca zaman saklıyordu. Yanılsamalarıyla tanınan bir gnom için oldukça kolay bir görevdi.
“Kızıl elf ırkından hain bir büyücü, elf kralı Gulthar’ı öldürdü. Lydronk da gerçek ortaya çıkmasın diye elf kralını dolabında sakladı. Ardından kızıl elf büyücü, kralın görünümünü alarak Mithas’ın insan büyücülerini çağırdı. Sanırım amacı elf kralının öldürülmesini insanlara atmaktı.” diye açıkladı Efla.
“Gulthar öldü ve sen bunu biliyorsun. Peki o eylem neyin nesiydi? Elfleri kışkırtıp sarayın önünde kralınla görüşme talep edeceğine en baştan gerçeği birilerine anlatsaydın ya?” dedi Caster sinirle.
“Bu o kadar kolay değil, bana inanan olmazdı. Lydronk’u gördün, oldukça etkileyici büyüleri var. Elflerin zihinlerine girip istedikleri gerçekliğe inanmalarını sağlayabilirdi, beni bir iblis gibi gösterirdi ve sonra halkım tarafından öldürülebilirdim.”
“Halkım dedin…” diye belirtti Caster ve o anda gerçeği de anlaması bir oldu. Efla’nın karşısında ne yapacağını bilemeden eğildi, aslında böyle bir saygıya gerek yoktu bir insan büyücü olduğunu da hesaba katarsak. Yine de böylesi bir olay, büyü tarihine altın harflerle kazımacak cinstendi.
“Kral Gulthar, sizsiniz…” dedi Caster, ölü bedeni dolabın içinde olabilirdi ama karşısındaki elf kralı Gulthar’ın yeni bedeniydi. Bu aynı zamanda sarayın önünde ilk kez Efla ile karşılaştığında neden onda bu kadar yoğun bir büyü hissettiğini de açıklıyordu.
“Zihninizi başka bir bedene aktardınız anladığım kadarıyla. Bu çok güçlü bir büyüdür, gerçekten de muazzam bir büyü yeteneğiniz var…” diye hayretle konuşmasına devam etti Caster.
“Aegron isimli bu kızıl elf belki gerçekten de güçlü bir büyücüydü, ama yine de beni öldürebilecek kadar güçlü olacağını sanmıyordum. Belli ki başka bir güç vardı bunun arkasında. Ama sonuçta öleceğimi anlamıştım ve zihnimi bedenimden ayırdım ben de.” diye anlattı Efla.
“Bir demirci çırağıydı Efla, herkesin saygı duyduğu ama gece karanlığında ormanda vahşi bir ayının saldırısına uğramıştı. Öldüğü halde kimse bulamadığı için iki haftadır ormandaydı. Zihnimi kendi bedenimden ayırdığımda Efla’nın ölü bedeniyle temas kurdum, ardından Reven’e geri döndüm. Ne de olsa kimse Efla’nın aslında ölmüş olduğunu bilmiyordu, kendimi hemen ortaya çıkartmamaya karar verdim. Benim şeklimde görünen kızıl elfin ise büyücüleri çağırdığını fark ettiğimde harekete geçtim ve bir isyan çıkartıp saraya girmeyi düşündüm. Böylece gerçeği açığa çıkartacak kanıtlara ulaşabilirdim, en basitinden ölü bedenimin nereye saklandığını bulsam da yeterli olacaktı.”
Anlattıkları cidden inanılması imkansız geliyordu kulağa. Efla da bunun bilincindeydi. Caster’a: “İnanmıyorsan anlarım ama gerçek böyle.” dedi.
Caster ise Efla’ya inanıyordu zaten, hele onda hissettiği bu yoğun büyüyü mantıklı bir şekilde açıklamış oluyordu bu gerçek. Caster daha başka bir konuya dikkat çekti: “Öncelikle hala saraydan çıkamadığımızı hatırlatırım. Lydronk yokken kralın bedeni açıkta duruyor ve bizim burada durmamız tehlikeli, elfler burada bizi yakalasa tüm suç Aegron denilen o kızıl elf büyücünün de planlarına uygun olarak büyücülerin üstüne atılmış olacaktır.”
“Takip et beni, sadece benim bildiğim gizli bir tünel vardır. Buradan kısa yoldan Reven’den çıkabiliriz.”
“Peki, nereye gideceğiz?”
“Orman elflerine gitmemiz gerekiyor hem de hemen. Sen de duysun, hazineyi biliyorlar. Onlardan önce biz ona ulaşmalıyız.”
“Hazineyi duymuş olmam hazinenin ne olduğunu da bildiğim anlamına gelmiyor.”
“Hazine, benim oğlum…” dedi Efla ama sonra: “Benim oğlum hazinenin anahtarı.” diye ekledi.
“Sizin oğlunuz yok diye biliyordum ben.”
“Var, ama kimse bilmiyor. Doğduğunda onu orman elflerine göndermiştim, gerçeği oğlum da bilmiyor. Çünkü çok önemli bir sırrı koruması gerekiyor, onu Reven’de tutamazdık. İsmini Moonwhisper koymuştum, çünkü doğduğunda gökteki aydan bana bir fısıltı ulaşmıştı: Onu koru demişti bana.”
Bu gitgide saçmasapan fantastik bir klişeye doğru ilerliyor, diye düşündü Caster ama bir şey demedi.
***
Üç saatin sonunda tünelden çıkmışlardı ve orman elflerinin yaşadığı bölgeye doğru ilerliyorlardı vahşi doğanın hüküm sürdüğü ormandan geçerek.
“Ne zaman gerçeği öğrenecek, oğlunuz Moonwhisper?” diye sordu Caster.
“Gerekmedikçe öğrenmeyecek.” diye yanıt verdi Efla.
“Bu çok saçma, orman elfleriyle yaşayan oğlunuzun yanına gidiyoruz ve ona hiç bir şey demeyecek misiniz?” dedi sesini yükselterek Caster. Ama bir ıslık gibi ilerleyen bir ok ayağının dibine saplandı.
“Orman elfleri, buralara kadar gelmezlerdi genelde.” dedi şaşırarak Efla.
“Dikkat edin…” diye uyardı Caster, ama ok Efla’nın tam kalbine saplanmıştı. Caster şaşırmıştı, bu kadar hızlı yay kullananı takdir etmeyi bile bir an için düşünmüştü. Yerde yaralı bir halde duran Efla’nın yanına gidiyordu ki üç orman elfi ortaya çıktılar yaylarıyla.
“Geri dur…” dedi genç bir orman elfi Caster’a tehditkar bir ses tonuyla.
Aynı kralın gençliği, diye düşündü Caster. Karşısında duran bir orman elfi olamazdı, yüksek elflerin asil duruşuna sahipti ve yüzü aynı elf kral Gulthar’ı andırıyordu.
Efla ölümünün yakın olduğunu hissediyordu. Ona oku atan elfe seslendi: “Oğlum, çok güçlü ve cesur olmuşsun… Seninle…”
Sözleri yarım kalmıştı. Orman elflerinden biri Efla’nın konuştuğu elfin yanına giderek: “Ne dedi sana, Moonwhisper?” diye sordu.
“Sadece saçmaladı.” diye yanıt verdi Moonwhisper.
5. Bölümün Sonu
Gelecek bölümde…
Moonwhisper, Gulthar’ın oğlu mu?
“Buna inanmamı bekleyemezsiniz. Ben babamı öldürmüş olamam.”
Orman elfleri Caster’a ne yapacaklar?
“Sadece tek bir alternatif var bu durumda, bay insan büyücü. Ya öleceksiniz ya da bu durumu düzelteceksiniz.”
“Büyücü Savaşları” 6. bölümüyle çok yakında…
Tags: Büyücü Savaşları, Safiel Persoul