Gökkuşağı gibi mutluluk aynı,
Görmek istediğin bütün renkler,
Bir araya gelmiş gibi.
Bütün güzellikler bir arada sunulmuş sana.
Bir parça kırmızı heyecan,
Biraz mavi özgürlük,
Biraz yeşil huzur…
Gökkuşağını kovalamak,
Mutluluğu kovalamak gibi aynı.
Senin her adımında,
Bir adım daha uzaklaşır senden.
Ne kadar hızlı koşarsan ona doğru,
O kadar hızlı kaçar senden.
Üstelik de
Altında yatan bir kazan altın,
Umrunda bile değilken…
Asıl garip olan,
Heryerdedir aslında gökkuşağının renkleri.
Ama hepsini bir arada istersin sen.
Oysa ki sadece görebilirsin gökkuşağını,
Dokunamazsın…
Okyanus gibi hayat,
Uçsuz, bucaksız.
En uzakları bile görebiliyorsun,
Havayı okuyorsun bulutlardan.
Zaten güzelce de bir teknen var,
Karada gibisin neredeyse…
Her taraf bildiğin su güya,
Hiçbir şey bildiğin gibi değil aslında…
Çok yanılıyorsun…
Öyle bir an geliyor ki,
Sana hayat veren su,
Canını almak için kovalıyor seni.
Gördüğün o ufuk,
Bir anda kayboluveriyor sislerin arasında,
Gökyüzünün mavisini,
Ucundan bile göremiyorsun kara bulutlardan.
Tekne dediğin o şey,
Yapraklardan farksız fırtınada.
Hiç sallanmadığı kadar sallanıyor hayatın.
Hiç korkmadığın kadar korkuyorsun.
Sonuna kadar geriliyor halatlar,
Duyabildiğin tek şey,
Rüzgarın sesinden başka,
Gıcırtısı ve çatırtısı direklerin.
Kendi sesin bile kaybolup gidiyor,
Sen bile duyamıyorsun kendini.
Tanıyamıyorsun bildiğin dünyayı.
Ya da bildiğini sandığın…
Olur da sağ kalırsan,
Korkuyla yaşıyorsun artık.
Her bulut felaket tellalı oluyor,
Her rüzgar ölüm fermanını okuyor sanki.
Ne ayrılabiliyorsun okyanustan,
Ne de cesaretin var yelken açmaya.
Ne bir evin var artık kalacak.
Ne de sağlam bir teknen kaldı devam edecek.
Belki de en korkuncu.
Günlük güneşlik ertesi sabah.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi,
Öyle güzel ki gökkuşağı…
Biliyorsun, fırtınalar vardır,
Ama inanamıyorsun…
Bir kez geldi mi
bir daha dönüşü olmaz derler
belki de haklılardır ama bilemezsin
sana sormazlar, iznini almazlar
çünkü seni bilmez zannederler
aslında asıl onlar bilmezler
seni tanımamışlardır hala
belki de senden korkuyorlardır
bilemezsin
Ne kadar hızlı gittiğini sen bilirdin o zaman,
Manzara güzelse yavaşça giderdin.
Sıkıldıysan da basıverirdin gaza…
Bir anmış gibi gelmezdi sevinçler,
Ya da üzülmek zorunda kalmazdın geceler boyu.
Durup keyfini çıakrta bilirdin manzaranın.
Şöyle bir bakardın doya doya,
Azında kalan tatla yetinmek zorunda kalmazdın o zaman.
Ne zaman istersen,
O zaman devam ederdin yola…
Hiç dönmeyecek olsan bile belki,
Dönebileceğini bilerek yaşardın.
Üzülmeden kaçırdıklarına,
Bir özlem olmadan geçmişe,
Ve belki de pişman olmadan…
Yolculuk gibi olsaydı hayat,
Haritası olurdu bir de.
Yanlış yöne gitmezdin.
En yakın kavşantan dönerdin gitsen bile,
Kaybolmaktan korkmadan yaşardın o zaman…
YAŞAMAK
Bir bedel ödenmeli belki de
Yaşadığımız her an için
Kıymet bilinmeli yoksa ne fayda
Yaşamak için bu kadar emek boşa giderse
Kimse üzülmez senin kadar
Sadece sözde kalır her şey
Yaşamalı bu hayatı derdiyle, tasasıyla, sıkıntısıyla
Elbet sonu gelecek bu hayatın da
Ama sonunda ödeyeceğin tek bir bedel olacak
O bedeli de ödediğin için üzülmeyeceksin