Archive for the ‘Makale’ Category

28
Tem

Tarihde Bugün

   Posted by: catboy Tags:

28 Temmuz 1914: I. Dünya Savaşı

Aslen Avrupa’da başlamış bir savaştır, ama malum devletlerin diğer kıtalardaki sömürge devletlerinin de mecburen savaşa katılmaları yüzünden dünya ilk hadi hep beraber savaşalım kampanyasına başlamıştır. Dört yıl süren bu savaşta neler neler olmadı ki ama kısaca başlıklardan bahsedecek olursak:

İki ana grup söz konusu idi bu dünya savaşlarının ilkinde: İttifak ve İtilaf!

İttifak tarafında Almanya yanında Avustura-Macaristan İmpatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve Bulgaristan Krallığı gibi gerçekten de ağır bombalarla kendi kardeşliğini kurmuş idi. Ama maalesef beklenmedik bir mücadele onları bekliyordu.

Diğer grubumuz İtilaf olarak adlandırılmıştı. Britanya İmparatorluğu, Fransa ve Rusya önderliğinde neredeyse dünyanın geri kalanı birleşmişti. Sırbistan, Karadağ ve Belçika devletlerini öncelikle yanına çeken İtilaf grubuna daha sonra İtalya, ABD, Japonya, Yunanistan, Portekiz, Romanya katılarak ağırlığını koymuş idi.

Tüm ülkeleri ortaya koyduğumuzda eski parayla 65 milyonun üzerinde asker savaşa katılmak zorunda bırakılmıştı. Savaşın sonucunda ise 8 milyonun üzerinde kişi hayatını kaybetmiş ki bunlara kayıplar dahil değildir. 7 milyon civarında ise kayıp ve esir söz konusu idi ve bunların kaderi tam olarak bilinmemektedir.

Savaşın bir sürü hem siyasi hem de ekonomik nedeni olsa dahi savaşın fitilini yakan olay 28 Haziran günü (benim doğumuma daha 75 yıl var iken) Avusturya-Macaristan impatorluğunun veliahtının Saraybosna ziyareti esnasında bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi idi, Avusturya’nın bunun üzerine bir ay sonra Belgrad’ı bombalayarak Sırbistan’a savaş ilan etmesiyle de 1. Dünya Savaşı resmen başlamış idi.

En çok darbeyi Almanya görmüştü, eh Osmanlı İmparatorluğu’ndan bahsetmeye bile gerek yok. Özellikle savaşın en büyük etkisi milliyetçilik duygusunun gelişmesi idi ve Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bir sürü azınlık devlet vardı. Bu yüzden de iç savaşlar İmparatorluğu mahvedecek ve en sonunda olay Kurtuluş Savaşı’na kadar varacaktı.

Almanya ise ekonomik olarak çökmüştü ve en sonunda da Nazizm’in gelişmesiyle Almanya tüm dünyanın nefretle anacağı bir ülke konumuna yükselecekti. Adolf Hitler’in Almanya’yı demir yumrukla yönetmesi bir yana bizler üstün ırkız anlayışıyla hareket etmesi ülkesinde yaşayan yahudileri zor durumda bırakacaktı. 2. Dünya Savaşı için de bahanemiz böylece hazırdı.

Ama o başka bir güne, bugün tarihin kara günlerinden bir tanesinin yıldönümü. Aslında bu günün hatırlanması ve bir daha dünyanın böyle bir hale gelmemesi için neler yapılacağının konuşulması gerekmektedir, ama barış sadece bir özlemdir, savaş ise her zaman menfaatle birlikte yaşar. Yani bu dünyada her ülke sırf kendi çıkarlarını düşünmeyi bırakırsa ve dünyanın kendi ülkesi için var olmadığı gerçeğini hatırlamayı başarırsa belki ufacık da olsa umut var olabilir, aramızda bir yerlerde saklanıyor, onu bulmak ülkeleri yöneten insanların görevi.

2
Şub

Yazmak Üzerine Notlar – 2

   Posted by: Walter

Yazmak Üzerine Notlar -2-

Yazmak, aslında son derece eğlenceli bir iştir…, En azından ben kendi adıma eğleniyorum diyebilirim. Sonuç olarak hikaye – roman türünde yazmak istiyorsanız bunun en zevkli yanı – bence- karakter yaratmaktır. Hikaye kişilerini yaratıp, o kişinin okuyucu üzerinde bıraktığı izlenimi merak ederim hep

Karakterler de önemli den önemsize doğru ayrılırlar ve hepsi yerinde kullanıldığında güzeldir. Bu sıralamayı hocam Prof. Dr. Nurullah Çetin, Roman Çözümleme Yöntemleri kitabında şöyle yapmış…

1. Merkezi Kişi
2. Tip
3. Karakter
4. Yardımcı Kişiler

Bu tipler üzerinde tabii hikaye de bu kadar derinlemesine inilmeyeceğini hepimiz bilmekteyiz. Hikayenizin iyi olabilmesi için Merkezi Kişi ya da baş karakterimizin yönleri iyi oturtulması gerekir. Okuyucunun en azından romanı veya hikayeyi okuduktan sonra o karakteri hatırlayabilecek kadar karakterin iyi yansıtılması gerekir…

Benim kar ve kan adlı hikaye çalışmamdan bir karakter kesiti… Ivan diye tanılan bir adam, ilk başta düzenli ve soğukkanlı olarak tanılıyor. Sonra yavaş yavaş bu adamın gerçek kimliğine iniyoruz. Saplantılı kafasına koyduğunu yapan sabit fikirli acılar çekmiş ve ihanete uğramış, ama kendini düşünebilecek kadar da zeki olduğuna da hikayenin ilerleyen akışlarında görebiliyoruz….

Bir karakterin olaylar karşısında verdiği tepkiler o karakterin okuyucuya iyice sindirilmesini sağlamaktadır mesela. Yani okuyucu bu ne değişik bir adamdır böyle, falan diyerek, karakterin ne yapacağını merak edecektir. En önemlisi okuyucu ilginç ve farklı karakterleri sever…

Bu tip karakterleri nasıl ortaya çıkarabilirim diyorsanız eğer etrafınıza bakmanızı öneririm. Yaşadığınız ortamdaki insanları inceleyen tiplerini davranışlarını arkadaşlarınızı inceleyin, kitaplardaki tiplere, ve dizilerdeki tiplere ve bunların nasıl yansıtıldığına dikkat edelim… Yaşadığınız ortamda size ilham verecek birsürü karakter bulabilirsiniz… Hikaye ve romanın oluşumu hayatın içinden geçer unutmayın…

Yani karakterin belirgin bir noktası baskın olmalıdır. Mesela alaycıdır, ya da çok ciddi ve umursamaz, ya da sert ve melankolik de olabilir. Bunu iyi yansıtabilmek önemlidir. Bunu karakterlerle oluşan diyaloglarda veya davranışlarını betimleme şeklinde aktarılabilir. Bence diyalog bir karakteri açıklayabilecek en iyi şey olduğuna inancım sürmekte. Bunu bir örnekle açıklamak en iyisi sanırım

Greece hafifçe geriye çekildi önce. Sonra Robin’e sertçe saydamsı gözlerle baktıktan sonra arkasını döndü. “Buna izin veremem Dünyanın Umudu, dünya bir dengenin içinde dönmeli. Kimse bunu bozmamalı.”

Robin pelerinini sertçe geriye çekti. “Sen onların bekçisin sahibi değil. Bunu unutma Ölülerin Bekçisi. Bilekliğin hizmetinde yargılandın. Hükmün böyle verildi.”

“Bilekliğin olması başlı başına bir hataydı, bunu biliyorsun. Her ne kadar uzun yaşamış olsan da Dünyanın Umudu, ben senden yaşlıyım ne yazık ki.” dedi Greece yorgunlukla, omuzları çökerek bir taşa oturdu. “Ayrıca ölüler üzerinde hak iddia etseydim şu an bütün dünya benim olurdu ve tarafsızca yönetilirdi.”

“ve bu da senin tarafsızlığını bozmuş olurdu Ölülerin Bekçisi.” diye devam etti Robin

Bu diyalogda gördüğümüz iki adamı ele alalım. Bu diyalog tek taraflıdır, Greece ‘e yönelmiştir, çünkü o bir şey istemekte ve karşısındaki kişi ( Robin ) bunun olmayacağını anlatmaktadır. Greece’in dengeyi tuttuğunu gücün kullanılmamasını, bunu kullanmanın doğanın düzenini bozacağını anlatmaktadır. Diğeri ise bunun anlamsız olacağını düşünmektedir. Çünkü tarafsızlık Robin’e göre oluşması zor bir kavramdır.

Burada gösterilen karakterleri az çok tanıdık. Tabi bir diyalogda karakterin bir yönünü vurgularken bir yandan da öyküye akıcılık kazandırırsınız. İyi yazılmış bir diyalogu okuyucuların her zaman ilgisini çeker ve akılda kalır.

Tiplere önem vermek gerekir, hikayede geçen en ufak bir tipi ilerleyen zamanlarda kullanabileceğiniz bir koz olarak düşünün. Bazen uğraşıp, tasvir ettiğiniz tipler hikayeye yön verebilir hatta, bir ölçütte değiştirebilir. Hatta ve hatta Hikayenin okunmasını bile sağlayabilir. Örneğin bu roman karakterlerim, çok ilgi çekmiştir.

Bir diyolog olarak düşünürsek.

“Ben hikaye anlatmaktan falan anlatmam.” Dedi Braiyn kendisine öyle ters ters bakılmasından bozulmuştu. “Şu soysuz otçu bilir hikaye anlatmasını, kızları öyle tavlar pezevenk.”

“Hikaye anlatmak da, kız tavlamak da bir sanattır. İkisi birlikte olursa işte bu şaheserdir ” dedi March gülümseyerek, barikedosundan çıkan dumanı havaya savururdu. “Bunu senin anlamanı beklemiyorum zaten, Bence sen ağaçlar arasında yaşamalısın hani odunsun ya o bakımdan.”

Braiyn kıpkırmızı bir halde ayağa fırladı. “Seni küçük sarı saman balyası, seni doğduğuna piş-”

Bu eğlenceli bir diyalogtur, tipleri sadece öyküdeki gidişat ya da kurgu yönünde değilde, hayatlarındaki günlük konuşmalarda yazıya aktarılırsa, yukarıdaki gibi hem içten hemde eğlenceli, yani karton değil gerçek karakter yaratmış oluruz…

devam edebilir….

31
Oca

Yazmak Üzerine Notlar -1

   Posted by: Walter

Yazarken ne düşünürüz, Ne düşünürüz de akar beynimizden o hikaye. Bu çoğu kişi için farkıdır belki ama yaşadıklarımızın bunda payı büyük, izlediğimiz şeylerin, okuduğumuz şeylerin konuşulan şeylerin, arkadaşlarımızın dostlarımızın her şeyin etkisi büyük, ve rol yapma oyunlarına geçiş sürecinde oyun yönetici olmakta hikaye üzerine düşünmenizi ve kurgunuzu geliştirmenizi sağlıyor…

Öncelikle kafam rahat olmalı, yada kafamı sevdiğim, hoş müzikler doldurmalı ve düşünmeliyim zihnimin ardına bakmak ve oradaki resmi görmek. Biraz düşünün… Ne görüyorsunuz, gördüğünüz şeyi tüm ayrıntılarıyla hissedin belki de bu sizin büyük bir başlangıcınız olacaktır. Bu başlangıç Hikaye yazmadaki ilk şartı başarıyla geçmenizi sağlayabilir….

Bu ilk şart belirgin bir kurgudur elbette….Bu kurgu için zihnimiz de ne gördüğümüze bir bakalım.

Ben mi ne görüyorum ? Söyleyeyim, benim gördüğüm bir yol şu an. Bir tarafında 2 metrelik bir duvar ama eski taşlardan yapılma taşların boyutları farklı ve çok eski o kadar eski ki bir kısmı yıkılmak üzere. Duvarın diğer tarafından yükselen ağaçların dalları yolu örtecek kadar büyük. Diğer tarafı da uçurum sayılmasa bile düşerseniz kötü yaralanacağınız kadar yüksek, isterseniz bir de deniz eklenilebilir herkesin hayal gücüne göre farklılık gösteriri tabi bu durum.

Neyse devam edelim… Yanındaki duvar ne kadar eski olarak hayal ediyorsam yolda o kadar eski. Bir zamanlar taşlıkmış ama zamanla toprakla birleşir olmuş. Üzerini ağaçların, ( istediğiniz tür olabilir, Çam hariç ) yaprakları örtüyor. Hava soğuk değil ama yağmurlu yıpranmış hafif bir rüzgar yerdeki yaprakları havalandırıyor. Gece ay ışığı pek az etraf karanlık…

Mekanı böyle kurduk diyelim, önemli olan bu mekanın hikayede nasıl bir rol oynayacağı. Mekanda dikkat çeken ( ya da çekmesini umduğum) yerler; Gece, Eski Issız Yol Ve Duvar ve Yağmur, birde yere düşen yapraklar. Bu durum öykünün mevsimiyle ilgili bir ipucu da veriyor. Mevsim Sonbahar olarak görünüyor diyelim…

Elimizde ne var, Issız eski bir yol, gece ve yağmur…. Buradan ne çıkarabiliriz, Eski bir yolda kamp yapan bir grup maceracı, kulağa bayat korku filimi numarası gibi geliyor. Evet aklıma bir şey geldi, eski bir yol eski bir yere gider değil mi ? Buradan bağlantılı olarak eski bir yere giden birinin hikayesi yada bir habercinin hikayesi olabilir…

Sizin kendi dünyanız ve kendi karakterleriniz varsa elinizde onlardan birini bu duruma oturmak isteye bilirsiniz. Kendi adıma ben bunu genellikle yaparım, yeni bir karakter de oluşturabilirsiniz de tabi seçim sizin. Yazdığım bütün karakterlerin durumu ve gece ıssız yağmurlu bir yolda eski bir yere giden bir karakter….

Evet aklıma böyle karakter geldi, yağmurda ve karanlıkta bile duramayacak kadar acelesi olan, hırslı bir adam. Eğer hikayelerimi okuduysanız onu elbette tanırsınız. Güçlü, güçlü olduğu kadar da hırslı ve sabit fikirli, kafasına koyduğunu yapan bir adam. Büyücüler Kentinde; en Üst rütbeli ikinci kişi bir Kont. Adı Davis Marchans. Kurgu da karakterimizi belli olduğuna göre bir Kont korumalar ve araba eşliğinde yolculuk yapar. Hızlı ve acelesi olduğunu ve kendine aşırı derece güvendiğini varsayarsak. Korumaları atabilirisiniz ya da isterseniz konulabilirde tabi. Ama araba bu yağmurlu gecede Kont için şart ve bir arabacı, Şimdi bir arabacı düşünelim, böyle araba diyince aklıma 1800’lü yılların Amerika’sı geliyor, İster istemez kovboy filmleri, genelde yan karakterleri zihnimiz bir karede sabitler. Bir arabacı dendiğinde aklıma sanırım The Mask of the Zorro filiminde, Antonio Banderas’ın Zorro olmadan önceki abisiyle kurduğu çetedeki üçüncü kişi olan Dişleri pek olmayan Yaşlı bir adamın araba kullanma sahnesi geliyor aklıma.

Bu adamın adı pek önemli değil, ama dış görünüşü anlatırken en azından adamın görüntüsüne ait bir kare kullanmalısınız. Karakter olarak yılışık, hep şikayet eden, üstlerine nazik altlarına zorba olan klasik bir uşak olarak da düşünebiliriz. Arabacı böyleyken yağmur altında gece gece at sürmekten küfrede dursun. Biz arabanın gideceği yönü düşünelim bir..

Eski bir yol büyük ihtimalle, sadece Büyücüler ve hizmetindekilerin kullandığı bir yol, nereye gidebilir, Bu Kont’un büyük bir yolculuğa çıkmadan önceki durumu olarak düşünürsek Kont son sürat gizli bir yolda ne yapmaya gidebiliriz. Bir de büyücü olduğunu düşünürsek Gizli Antik kütüphanede bir araştırma yapmak, belki de bir şeyler çalmak hikaye gelişebilir ana kurgu bu diyelim…

Bundan sonra devamı hızla gelişecek ve bir dere gibi akacaktır. Kurgunun başını siz belirlersiniz ama sonuna doğru siz götüreceksiniz… Kolay gelsin….