<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Frpworld Blog &#187; Frpworld</title>
	<atom:link href="http://www.frpworld.com/blog/baslik/frpworld/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.frpworld.com/blog</link>
	<description>Fantezi Edebiyatı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Jul 2010 08:55:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>KIRILGAN &#8211; 10</title>
		<link>http://www.frpworld.com/blog/2010/07/kirilgan-10/</link>
		<comments>http://www.frpworld.com/blog/2010/07/kirilgan-10/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 19:23:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>catboy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Frpworld]]></category>
		<category><![CDATA[Kırılgan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.frpworld.com/blog/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[KIRILGAN Yazar: Gürhan ÖZTÜRK 10. Bölüm (Beş ay önce) Oğuz gözlerini açtığında kendisini bir yatağa bağlanmış olarak buldu. Çarşafın büyük bir kısmı yırtılmış ve hatta yatağın kenarındaki demir kısım çiziklerle doluydu. Parmak uçlarındaki kanı gördüğünde demiri tırnaklarıyla çizenin kendisi olduğunu anlamıştı. Bir adam onun uyanmasını bekliyordu gibiydi. Gülümseyerek: “En sonunda aramıza geri dönebildin, kardeşim.” dedi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KIRILGAN</strong></p>
<p><strong>Yazar: Gürhan ÖZTÜRK</strong></p>
<p><strong>10. Bölüm</strong></p>
<p><strong>(Beş ay önce)</strong></p>
<p><strong>Oğuz gözlerini açtığında kendisini bir yatağa bağlanmış olarak buldu. Çarşafın büyük bir kısmı yırtılmış ve hatta yatağın kenarındaki demir kısım çiziklerle doluydu. Parmak uçlarındaki kanı gördüğünde demiri tırnaklarıyla çizenin kendisi olduğunu anlamıştı. </strong></p>
<p><strong>Bir adam onun uyanmasını bekliyordu gibiydi. Gülümseyerek: “En sonunda aramıza geri dönebildin, kardeşim.” dedi. Sesi içten geliyordu ama Oğuz ne şekilde konuşması gerektiğine emin olamamıştı. Şüpheci bir tavırla: “Ben neredeyim? Sen kimsin?” diye sorularını sıraladı.</strong></p>
<p><strong>“Benim adım Gürhan Tekir. Kaç sene olduğunu hatırlamıyorsun bile değil mi, Oğuz? Altı yıl boyunca zihninin karanlıklarında hapistin ve deliliğin pençesindeydin. Seni bulmak ve kurtarmak için çok çaba sarf ettim, neyse ki değdi buna.”</strong></p>
<p><strong>Adamın açıklamalarının ardından Oğuz hafızasını zorlamıştı. Tek aklına gelenler vahşi bazı görüntülerdi, kan ve soğuk her tarafındaydı. Açlık hissi, kar, karanlık ama artık hepsi geride kalmıştı. Kendini iyice zorladığındaysa bir kaç kişinin görüntüsü aklına gelmişti ve hemen sordu: “Peki diğerleri de iyi mi? Onlar da kurtuldular mı?”</strong></p>
<p><strong>“Hayır, üzgünüm Oğuz. Onlar için geç kalınmıştı, sadece seni kurtarabildik. Dayanabilecekleri kadar dayanmış olmalılar ama en sonunda karanlığa düştüler.” diye yanıt verdi Gürhan.</strong></p>
<p><strong>(Şimdi)</strong></p>
<p><strong>Artık kontrol Oğuz’daydı. Öldürdüğü yaratığa bakıyordu, sanki tanıdığı biri olup olmadığını anlamaya çalışıyor gibiydi. Kerem iyice öfkeleniyordu, ama Cem: “Dikkat et, doktor. Patlamaya hazır bir bombası olduğunu unutma.” diye uyardı.</strong></p>
<p><strong>Küçük kızın korkan masum yüzüne döndü Kerem ve öfkesini dindirdi. Yine de konuşmadan duramadı: “Patronun liste demişti, sendeymiş. Onu görmek istiyorum.”</strong></p>
<p><strong>“Pekala, kimsenin bizi rahatsız etmeyeceği bir köşeye çekilelim.” dedi Oğuz ve Kerem ile beraber uzaklaştılar. </strong></p>
<p><strong>Liste denilen şey ufak br kağıt parçasıydı. Kerem hemen listeye göz attı:</strong></p>
<p><strong>Damla Lundors</strong></p>
<p><strong>Hacer Gümüş</strong></p>
<p><strong>Emrah Bıyık</strong></p>
<p><strong>Hüseyin Candemir</strong></p>
<p><strong>Haluk Bilgili</strong></p>
<p><strong>- ÖLDÜR –</strong></p>
<p><strong>Kerem kafası karışmış bir halde listeye tekrar baktı ve ardından gözleri Cem’in yanında sessizce bekleyen Damla’ya kaydı. Oğuz’a dönerek: “Ne demek şimdi bu?” diye sordu.</strong></p>
<p><strong>“Kız kardeşine kavuşmak için öldürmen gereken kişi listesi, şanslısın ki hepsi yakınlarda bir yerdeler. Bulman zor olmayacak&#8230;” </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.frpworld.com/blog/2010/07/kirilgan-10/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KIRILGAN &#8211; 7</title>
		<link>http://www.frpworld.com/blog/2010/06/kirilgan-7/</link>
		<comments>http://www.frpworld.com/blog/2010/06/kirilgan-7/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 21:18:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>catboy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Frpworld]]></category>
		<category><![CDATA[Kırılgan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.frpworld.com/blog/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[KIRILGAN Yazarlar: Damla ENGİN &#38; Gürhan ÖZTÜRK 8. Bölüm (15 dakika önce) İki iri yarı adam kadını zorla içeri götürüyorlardı. Kadın artık direnmiyordu, durumu kabullenmiş gibiydi. Patronları ise odasında onları bekliyordu. Kadının cebinden telefonunu çıkartıp patronuna verdi iri yarı adamlardan biri. “Gören oldu mu?” diye sordu patronu. “Hayır, efendim.” “Pekala, şimdi sessiz durun çünkü bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="250" height="40"><param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /><param name="wmode" value="window" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&#038;widgetID=21679708&#038;style=water&#038;p=0" /><embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&#038;widgetID=21679708&#038;style=water&#038;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /> </object><br />
<strong>KIRILGAN</strong></p>
<p><strong>Yazarlar: Damla ENGİN &amp; Gürhan ÖZTÜRK</strong></p>
<p><strong>8. Bölüm </strong></p>
<p><strong>(15 dakika önce)</strong></p>
<p><strong>İki iri yarı adam kadını zorla içeri götürüyorlardı. Kadın artık direnmiyordu, durumu kabullenmiş gibiydi. Patronları ise odasında onları bekliyordu. Kadının cebinden telefonunu çıkartıp patronuna verdi iri yarı adamlardan biri.</strong></p>
<p><strong>“Gören  oldu mu?” diye sordu patronu.</strong></p>
<p><strong>“Hayır, efendim.”</strong></p>
<p><strong>“Pekala, şimdi sessiz durun çünkü bir arama yapmam gerekiyor.” dedi patron, özellikle kadına sus işareti yaparak.</p>
<p>Kadın çaresizce bekliyordu. Kadının telefonundan ise iri yarı adamların patronu bir arama yapıyordu.</strong></p>
<p><strong>“Kerem Çoban ile mi görüşüyorum?”</strong></p>
<p><strong>“Siz kimsiniz, neler oluyor?”</strong></p>
<p><strong>“Kız kardeşiniz elimde, Bay Çoban. Eğer dediklerimi yapmazsanız onu öldürürüm. Sizi on beş dakika sonra talimatlar için arayacağız, eğer telefonu açmazsanız&#8230;”</strong></p>
<p><strong>Konuşma beklediğinden daha kısa sürmüştü. Kadını getiren adamlarını odadan çıkarttıktan sonra kadına yaklaştı. Kadının sarı saçına nazikçe dokunarak: “Seni incitmediler değil mi?” diye sordu.</strong></p>
<p><strong>“Hayır. Yine de bu gerekli miydi?&#8221;</strong></p>
<p><strong>“Gerekliydi, seni kaçırdıklarını sanmalarını bilerek istedim. Kimse gerçekte senin benim sevgilim olduğunu bilmemeli, en azından ağabeyin istediklerimizi yapana kadar Meltem.”</strong></p>
<p><strong>“Sen nasıl istersen, aşkım.” dedi Meltem ve adamın dudağına bir öpücük kondurdu.</strong></p>
<p><strong>“Şimdi umalım da ağabeyin talimatlara uymayı kabul etsin&#8230;”</strong></p>
<p><strong>“Merak etme, ağabeyimi tanırım Gürhan. Gereği neyse yapacaktır.”</strong></p>
<p><strong>(Şimdi)</strong></p>
<p><strong>“Arıyorlar.” dedi Kerem.</strong></p>
<p><strong>Damla hafifçe gülümsemeye çalıştı, Kerem’i rahatlatmak için.</strong></p>
<p><strong>“Açsan iyi olur, evlat.” diye belirtti Cem de.</strong></p>
<p><strong>Kerem telefonu açtı ve karşı taraf konuşmaya başlamadan: “Kız kardeşime zarar verirseniz sizi öldürürüm.” diye bağırdı.</strong></p>
<p><strong>“Lütfen şiddetten yana bir tavra hiç gerek yok, Bay Çoban.”</strong></p>
<p><strong>“Sadece ne istediğinizi belirtin.”</strong></p>
<p><strong>Kaza yerine geri dönüyorlardı o sırada. Cem, kamyonetinin arka kapağını açmaya çalışan bir adamı görünce Kerem’in telefon görüşmesini unutmuş bir halde öfkeyle kamyonetinin yanına gitti.</strong></p>
<p><strong>“Kamyonetimden uzaklaş, seni serseri.” diye bağırdı Cem adama.</strong></p>
<p><strong>Adamın gömleğinde bir hastanenin adı yazılıydı, belli ki ambulans şoförüydü. Nazik bir sesle: “Hayvanat bahçesine gecenin bir vaktinde bir yük götürmeniz istendi, değil mi Bay Erken?” diye sordu.</strong></p>
<p><strong>“Evet de bundan sana ne ve bunu nereden biliyorsun?” diye sordu Cem kafası karışmış bir halde.</strong></p>
<p><strong>“Sizinle telefonda konuşan bendim, taşıdığınız yük de bana aitti. Ona ulaşmam için sizi kandırmam gerekiyordu.”</strong></p>
<p><strong>Cem adamın üzerine yürüyerek: “Yani kazayı bilerek mi yaptın?” diye sordu.</strong></p>
<p><strong>“Sizden nazikçe istedim bunu Bay Erken eğer taşıdığınız şeyin bir bomba olduğunu bilseydiniz buraya kadar getirmezdiniz.”</strong></p>
<p><strong>O sırada kız kardeşini kaçıran adam Kerem’e yeni talimatları söylüyordu: “Aranızda bana çalışan bir adam var, Bay Çoban. Çok ciddiyim, eğer dediklerimi yapmazsanız patlatacağı bir bombayı da yanında taşıyor.”</strong></p>
<p><strong>“Ne yapmamı istiyorsunuz?”</strong></p>
<p><strong>“Listeyi okuyun, anlayacaksınız.” dedi adam ve telefonu kapattı.</strong></p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Alex, telefonu kapattıktan sonra avcunda öyle bir sıkmıştı ki, plastik kabı çıtırdamaya başlamıştı. O sırada ofiste yanında oturan sarışın arkadaşı Iuan, merakla ona baktı.</strong></p>
<p><strong>&#8220;Sorun nedir Alex, yine kaçaklar mı?&#8221;</strong></p>
<p><strong>Alex dişlerini sıkarak cevap verdi.</strong></p>
<p><strong>&#8220;Hayır, eşim&#8230;&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Ne olmuş ona?&#8221;</strong></p>
<p><strong>&#8220;Bindiği otobüs kaza yapmış.  Bir yerlerde mahsur kalmışlar&#8230;&#8221;</strong></p>
<p><strong>Alex aniden masasından ok gibi fırlayarak, büyük bilgisayarların bulunduğu odaya koştu. Bilgisayarlardan birisine Damla&#8217;nın cep telefonu numarasını yazdı. Uydu harekete geçerken sabırsızlıkla masayı yumrukluyordu. Arkasından gelen Iuan biraz da korkuyla Alex&#8217;e bakıyordu. Alex söylendi.</strong></p>
<p><strong>&#8220;Nerede olduğunu bir öğrensem&#8230; Gerisi çok kolay&#8230;&#8221;</strong></p>
<p><strong>Ama tam sinyaller güneye inerken kaybolmuştu. Bunu anlamayan Alex bir daha denedi, ama sinyal yoktu. Titreyen parmaklarla Damla&#8217;nın cebini çevirdi ama kapalıydı.</strong></p>
<p><strong>Masayı öyle bir yumrukladı ki, arkasındaki Iuan, havaya fırladı.</strong></p>
<p><strong>&#8220;LANET OLSUUN!&#8221; diye kükredi. Ardından montunu alarak ofisten dışarıya fırladı. En erken kalkan uçağa binecekti&#8230;</p>
<p>Alex’in çıldırdığını düşünen iş arkadaşlarına neler olup bittiğini anlatan Iuan, hemen peşinden Alex&#8217;i takip etmek için yola koyuldu&#8230;<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.frpworld.com/blog/2010/06/kirilgan-7/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişimin bir parçası da sen ol!</title>
		<link>http://www.frpworld.com/blog/2009/12/degisimin-bir-parcasi-da-sen-ol/</link>
		<comments>http://www.frpworld.com/blog/2009/12/degisimin-bir-parcasi-da-sen-ol/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Dec 2009 00:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>catboy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Frpworld]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.frpworld.com/blog/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Modern çağa ayak uydurma konusunda pek fazla iyi olduğumu söyleyemeyeceğim, hatta bu konuda gerçekten de sıkıntıları olan biriyim. Örnek olarak psikoloji dalında incelenecek bir insanım diye bir yorumda bulunabilecek medeni bir cesaret gösterebiliyorum anlayın artık, ne vahim bir durumdayım bu konuda. Facebook denilen illete uzun bir zaman diliminde uzak durmaya çalıştım, bu konuda kendime güveniyordum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağa ayak uydurma konusunda pek fazla iyi olduğumu söyleyemeyeceğim, hatta bu konuda gerçekten de sıkıntıları olan biriyim. Örnek olarak psikoloji dalında incelenecek bir insanım diye bir yorumda bulunabilecek medeni bir cesaret gösterebiliyorum anlayın artık, ne vahim bir durumdayım bu konuda.</p>
<p>Facebook denilen illete uzun bir zaman diliminde uzak durmaya çalıştım, bu konuda kendime güveniyordum. Baskılar beni yıldıramayacaktı. Uzun sözcüğünün rahatlıkla kullanılabileceği bir süre zarfında da yılmamayı başarmıştım. Dostlar beni bu bulaşmaya meyilli teknoloji tabanlı hastalığa doğru itelemeye çalışıyorlardı, ama ben kararımda tereddüde dahi düşmüyordum neyse ki. Aslında bu konuyu derinlemesine düşündüğümde bunun basitçe bir inatçılık olduğu konusunda kendi içimde hemfikirdim.</p>
<p>İnatçılık olsa yine iyiydi. Gerçek bundan daha farklıydı. Facebook’ta insanlar profilinize giriyorlar, fotoğraflarınıza bakıyorlar ve sizin özel hayatınızla direk temas halinde bulunabiliyorlardı. Beni tanıyan insanların bile böyle bir ortamda benimle karşılaşmalarından garip bir rahatsızlık duyuyordum, hatta bu olaya psikoloji biliminin getirdiği standartları da göz önünde bulundurursak direk çekingenlik tanımı getirilebilirdi. Asıl neden çekingenlikten ziyade zincirleri kırmakla ilgiliydi. Çoğu kişi bunun çekingenlikle doğrudan bir bağlantı içinde olduğunu iddia edecektir, haklı da olabilirler ama benim bahsettiğim zincirler sosyal ilişkilerde ileriye dönük atılamayan bir basamağın önünde duranlar değildi. Ne olacağını bilememek ve değişimin getireceklerinden çekinmekten bahsediyorum. Bunun basit birer site olduğunu da düşünebilirsiniz, ama bu sitenin hayatımda karşılaştığım her duruma benzer bir şekilde o atamadığım adımlardan biri olarak görüyordum.</p>
<p>Konuyu detaya inmeden daha nasıl özetleyebilirim bilemiyorum. Modern çağın facebook denilen illet ile ne ilgisi olduğu da ayrı bir tartışma konusu içerisine alınabilir ama ben burada sadece tek bir şeyi belirtmek istiyorum. Burada söz konusu bahsi geçen site sadece edebi yazılarda kullanılan örnekleme yönteminin bir temsilcisi, bu yüzden de asıl anlatmak istediğim şeyin onunla pek de bir ilgisi yok. Odak noktası olarak yazıda görünebilir belki, ama değişimin her zaman sabit durup geçen şeyleri izlemekten daha mantıklı bir şey olduğunu anlatmaktı asıl derdim.</p>
<p>Frpworld de benim gibiydi bu konuda ve uzun bir süre teknolojinin nimetlerinden yararlanamadı. Ama ardıardına gelen facebook, blog ve twitter ile değişimin bir parçası da olmaya karar verdi. Frpworld özünde fantezi edebiyatı denilen alanda insanların kendilerini evinde hissedebileceği bir ortam hazırlamaya çalıştı bunca sene. Bu konuda çoğu zaman başarılı oldu da. Ama değişime karşı sanki keskin bir çizgi çekmişti de, ilk başladığı noktadan pek de uzağa gitmeye niyeti yok gibi duruyordu. Gerçi pek de yerinde durduğu söylenemezdi, ama ilerleyişinin yavaş olduğu da aşikârdı. İşte bu noktada eleştiriye her zaman açık olan Frpworld, yorumları dikkatle dinledi. Ama uzun bir süre sadece dinledi, insanlar da önerilerini eksik etmedi ama öneriler bir eyleme dönüşemedi bir türlü.</p>
<p>Artık değişimin bir parçası da Frpworld’ün ta kendisi oldu. Değişimin en heyecanlı kısmı olan getireceği sonuçları bilememek çoğu zaman çekinilen nokta olsa da eyleme dönüştürmekten korkma sakın fikirlerini. Değişimin bir parçası da sen ol!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.frpworld.com/blog/2009/12/degisimin-bir-parcasi-da-sen-ol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
