KIRILGAN – 9
KIRILGAN
Yazar: Damla ENGİN
Editör: Gürhan ÖZTÜRK
9. Bölüm
Hava alanındaki yolcular, tuhaf tuhaf kenarda oturan adama bakıyordu. Baltık ülkelerinde adet olduğu üzere renkli, derin bakışlı gözleri vardı. Saçları alışılmış sarı tonları yerine simsiyahtı ve şu omuzlarının üzerinde dağılıyordu. Kendisini İstanbul’a götürecek olan mekiği beklerken başını iki elinin arasına almış sürekli oflayıp pufluyordu. En son sinyal Türkiye civarında güçlenmişti, Damla muhtemelen oradaydı, en mantıklısı da Türkiye’nin metropolü olan İstanbul’a gitmekti…
Uçağı beklerken içini en çok saran korku Damla’yı bir daha görememekti. Aklının içinden binlerce anı uçuşuyordu. Ama en baskını ilk tanıştıkları akşamdı…
(İki sene önce)
Balo salonu kalabalıktı, büyük aynalı duvarların arasında insanlar kelebek sürüleri gibi gözüküyordu. Erkekler smokinleri içinde, tülden elbiseli peri kızlarına benzeyen bayanlara eşlik ediyorlardı. Dans edenlerin arasında kahkahalar çınlıyor, konuşma sesleri her yeri sarıyordu.
Alex’in asıl baloya geliş sebebi, üniversitenin Noel gecesini kutlamak değildi. Johanson’u yakalaması gerekiyordu ve kendisine verilen bütün ipuçları, dünyaca ünlü kalpazan adamın üniversite cemiyetine sızdığıydı. Gözleri ne yakışıklı erkekleri ne de dünya güzeli kadınları görüyordu, sadece Johanson’u arıyordu. Tam o sırada birisi tökezleyip sırtına çarptığında öfkelenmişti, ama arkasını dönünce bir anda öfkesi de Johanson da aklından uçup gitmiş, karşısındaki kıza bakıp kalmıştı. Bir kere çok güzel bir kızdı ama balodaki diğer insanların neşesinin aksine gözleri yaşlıydı. Sessiz bir sesle kendisinden özür dileyip yüzüne bile bakmadan gitmek için arkasını dönmüştü, ama Alex hemen onu kolundan yakalamıştı.
“Neden ağlıyorsunuz?”
“Lütfen benden uzak durun.”
“Hanımefendi, sorun nedir?”
Ama tam o sırada tam da Johanson’un tarifine uyan bir adam gelip kızı öteki kolundan çekmişti. Bunda tuhaf bir şey sezmişti, kız bir anda kendisine doğru eğilince olayı tam olarak anlamıştı. Kızı arkasına çekerek Johanson’la yüzleşti.
“Kızı rahat bırak.”
“O benim eşim!”
Johanson kendisine vurmaya kalkışınca suratına attığı bir yumrukla onu sersemletmişti, bütün çevredeki insanlar ikisine bakarken cebinden çıkarttığı kelepçeleri bileklerine takmıştı. İnsanların duyacağı yüksek bir sesle bağırmıştı.
“İnterpol tarafından tutuklandınız Bay Johanson. Sessiz kalma hakkına sahipsiniz, konuşacağınız her şey hakkınızda delil olarak kullanılacaktır.”
Bir yandan gelen Iuan, Johanson’u götürürken, kıza dönmüştü. Kısa sürede konuştuktan sonra Johanson’un onu tehdit ederek paravan olarak kullanmak istediği anlaşılmıştı. Alex, adı Damla olan bu kızla kısa süre içinde yakınlaşmıştı ve biraz daha zaman sonra ona aşık olduğunu anlamıştı…
(Şimdi)
Alex yapılan anons ile oturduğu yerden fırlarcasına kalkıp mekiğe bindi. Bu yeni sistem uçaklar sayesinde Vadso’dan İstanbul’a uçmak kırk beş dakika alıyordu. Uçağa bindiğinde koltuğuna iyice gömülerek kaldığı yerden anılarını düşünmeye devam etti. Sonra kısa süre içinde Damla ile birbirlerine âşık olduklarını anlamışlardı ve bir sene önce evlenmişlerdi.
Balayı için Fransa’daki Güller Vadisi’ne gittiklerinde bütün dünyadan uzak bir ay geçirmişlerdi. O zamanlar Damla ile dinledikleri bir şarkı aklına geliyordu sürekli. Bütün yolculuğu balayındaki güzel anılarla geçirdikten sonra Yeşilköy’deki Atatürk Hava Alanına indiğinde araştırmaya başladı.
Şanslıydı, iki saatlik araştırması sonuç vermişti. Otobüs şirketlerinden birisinden Damla Lundors, adına kesilmiş bileti ve istikameti öğrenmişti.
Kiraladığı arabaya binerek yola koyulduğunda, gökyüzünde de güneş yükselmeye devam ediyordu.
Tags: Kırılgan
2 comments so far
Leave a reply