Kar ve Kan
….Kar ve Kan….
“Güven karmaşık bir duygudur, kimi zaman iyi tutar sizi, kimi zaman kötü, çünkü güvenin yıkılacağı an sizinde yıkılacağınız andır eğer yeterince güçlü değilseniz. Ne yazık ki ben güçlüydüm, en azından o zamanlar…”
Mehmet Ali Dalkılıç,
Ankara / 2009
Bölüm 1- Ressam. 29. Aralık 2007 / 09:16
New York
Uzun çift kişilik yatağında, huzursuzca uyandı. Kötü bir şeyler hissediyordu içinde. Garip karmaşık bir rüyaydı, hatırlamak dahi isemiyordu. yanı başında duran dijital saate baktı. Saat 09:16′yı gösteriyordu. Küfrederek hızla ayağa kalktı, biraz başı dönmüştü. gözlerini ovuşturarak komidindeki gözlüğünü aldı ve taktı, dünya daha da netleşti..
Sandalyede asılı duran dün gece ütülediği açık mavi gömleğini hızlıca giydi. Ona uygun koyu mavi beyaz çizgili kravatı hızllı bir el hareketiyle boynunda bağladı. Gömleğinin yakalarını kaldırırken hızla oturma odasına doğru yöneldi.
Ütü masasının üzerindeki ütülü jilet gibi koyu mavi çizgili pantolonu alıp hızla giydi. Ütü masasının bacağına bir tekme atarak katladı ve onu duvara yavaşça dayadı.Etrafa göz attıktan sonra, sehpanın üzerindeki meyve kasesinde duran tek yeşil elmayı alıp sertçe ısırdı. Bir yandan da dışarıdaki gökdelenler arasında yağan kara bakıyordu.
“Tam hayallerindeki noel, lanet karlı bir yılbaşı.” diye homurdandı. ardından Elmayı ısırarak vestiyere doğru ilerledi. Yandaki dolaptan iki tane siyah bot çıkardı, ağır ve hantal olan bu ayakkabıları pek giymeyi sevmezdi, hoş o karı da sevmezdi. Ceketini portmantodan alarak giydi ve portmantodaki aynaya bakıp kısa saçlarının önünü düzeltti.
Aynada gördüğü adam en az otuzlarını geçmiş gibiydi, gözleri yeşildi. Sert yüz hatları kemik çerçeveli büyük gözlükleri ile pekişiyordu. saçları koyu kumral ve düzdü. Dışarıdan bakan biri normal biri gibi görürdü onu ama o normal biri değildi .Şirket için çalışıyordu.
Vestiyerdeki dolabın üzerine uzandı, Colt marka eski stil standart bir tabanca çıkardı. Şarşörü kontrol etti. On dört kurşun kime yetmezki hele bir tehlike yoksa diye düşündü yüzünde tehlikeli bir sırıtış belirdi tabancayı beline koydu üzerini ceketiyle kapattı. Tekrar portmantoya giderek uzun siyah paltosunu giydi hava soğuk olacaktı ve o soğuğu sevmezdi.
Kapıyı açıp botlarını giydi hızlıca seri hareketlerle bağcıklarını bağladı. Çelik kapısını kapatıp iki kez kitledi ve merdivenlerden inmeye başladı, bugün Yaxley ile işi vardı.Sekizinci katta oturuyordu, Merdivenleri indikten sonra asansörün en son ulaştığı altıncı kata indi ve asansöre bindi. Kimseyle karşılaşmadı, zaten buradaki soğuk selamlamalar onu sinir ediyordu.
Apartmanın kapısına indiğinde arabasına binmedi hava soğuktu ama Yaxley’in atölyesi yakındı ve zemin kattaydı. Ünlü ve tuhaf bir adamdı Yaxley Wezney,ünlü kişilere resimler çizer muazzam paralar alırdı. adamın çizmi iyidi fakat o kadar para etmyeceğini düşünüyordu. Bahse girerim resimlerin içinde bir şeyler saklıyorlardır diye düşündü.
Ama umursamıyordu, Şimdi, Patronun o ressemdan iki resim sipariş vermişti ve o işe gitmeden almayı planlıyordu, belki gecikmesini bu şekilde affettirebilirdi. Karlar yerde yeni tutmaya başlamış ve vıcık vıcık çamur gibiydi. Pantolonun paçalarının çamurlanmamsına dikkat ederek karşıya büyük atölyenin olduğu caddeye gitti. Bu karlı sokaklarda fazla kaldığını düşünerek hem de işini çabuk bitirmek istediğinden içeri hızla girdi.
Kapı arkasındaki çıngırak çaldı ama bakan olmadı. Belki bu manyak adam içerdeki ana atölyesinde bir şeyler çizmeye dalmıştır diye düşündü, ama burnuna tuhaf bir koku geldi, bakır kokusu. Etrafta Yaxley yoktu, çizilmiş birçok tablonun arasından yavaşça atölyeye girdi.Bakır kokusu yavaşça tanıdık kan kokusuna dönüştü. Kanın izlediği yere baktığında Yaxleyin cesedini gördü.
Lanet, Kar ve Kan hiç iyi bir ikili değil diye düşündü. silahını nedense çekmeden içeriye adımını attı Yaxleyi daha net görme olanağı buldu. Yaxley, son çizidiği tablosu ile birlikte cehennemi boylamıştı. Göğsünde üç kurşun vardı, ve parçalanmış tablonun arasından paralar gözüküyordu, yeşil yeşil dolarlar. O sırada sağ tarafında bir hareket sezdi. Hızla ceketini ve pardösüsünü sıyırıp belindeki silahı kavradığında sağ tarafında bir ses duydu
“Güle güle Ivan.”
ve ardından herşey karardı….
Devam Edecek..
One comment
Leave a reply