Kar ve Kan -2
Kar ve Kanın önceki bölümlerinde…….
Sabah, dokuzda ressamı ziyaret eden bir adam…
Bir şirket….
Yaxley, ölü…..
“Güle güle Ivan…”
Ardından ateş ve karanlık…..
…Kar ve Kan…
Bölüm 2- Uyanış
İvan, keskin bir acı ile koyu karanlıktan uyandı. Başındaki,ağrı dayanılmazdı, gözleri kararıyor, başı dönüyordu. Biraz kendine gelmek için gözlerini kırpıştırdığında gözlüğünün sağ camının parçalanmış olduğunu fark etti. Ardından kendi kanının etrafında yatmakta olduğunu farkına vardı. Acı, hissettiği tek şey başının sağ tarafındaki ağrıydı.Kan ile birlikte gelen bir ağrı.
Hareket etmeğe çalıştığında sağ şakağındaki acı onun bilincini zorladı. Hatırladığı tek ses “Güle güle İvan” dı. Ölümünün sesiydi kuşkusuz neyse ki başını son anda sağa çevirmesi onun hayatını kurtarmıştı. Kendi kanın içinde yatmakta olduğunu fark eden Ivan, yavaş yavaş bu durumdan kurtulmak için başını kaldırdığında yerdeki kanın çoğunun ressam Yaxleye ait olduğunu gördü.
Biraz duraksadıktan sonra elini şakağına götürdü, orada kanlı bir izi fark etti, anlaşılan kurşun kafasını sıyırıp geçmişti. Birden dikkatini elindeki silahı çekti. Bu onun emektar colt’u değildi. Elinde uzun namlulu bir magnum tutuyordu. Bu tuhaf bilmecelere küfretti bir süre. Ardından sol şakağındaki ağrının yavaş yavaş artmakta olduğunun farkına vararak ayağa kalktı.
Kalktıktan sonra sendeleyen İvan zor bela duvara tutunurken bir tabloyu da yere devirdi. Başındaki dayanılmaz ağrıyla biraz düşündükten sonra elinde tablosuyla birlikte ölen Yaxley’e baktı, daha doğrusu göğsündeki üç deliğe. Bu kaçakçı ressamı öldüren ve kendisine şu an dayanılmaz acılar çektiren silahtı.
Sağ camı çatlamış gözlüğünü düzeltirken, katilin kendince bir planı olduğunun farkına vardı. Kendince bir planı vardı; kendisinin sinirlenip Yaxley’i vurmuş sonrada buna dayanamayarak intihar etme süsü vermek istemişti. Hoş ıskalamasa bunu başaracaktı da. Ona bu ıskalamanın bedelini ödeteveğini düşünürken bir yandan da bu “can sıkıcı” durumdan nasıl kurtulacağının bir yolunu bulacaktı.
Ne yazık acı buna büyük bir engeldi. Elindeki Magnumu beline sokup üzerine biraz kanlı gri pardösüsü ile örttükten sonra sendeleyerek ilerdeki lavaboya girdi. Artık çatlamış olan gözlüğünü çıkarıp, biraz baş ağrısıyla mücadele ettikten sonra yarasını yıkadı. Lavabonun yanındaki ilk yardım dolabını açıp içindeki aspirinden dört tane ağzına attı. Ardından yara bandı alarak dikkatle başına yapıştırdı. Kanamanın devam ettiğini görünce de, sargı bezini alarak kafasında iki tur sardı. Ucunu bantla yapıştırdı.
Aynaya dik dik baktığında koyu kumral saçlarının altında beyaz (sağ tarafı biraz kanlanmış) bir sargı bezi ve onun altında şaşkınca bakan açık yeşil gözler Biraz tuhaf görünüyordu ama bunu umursayacak durumda değildi.Kırık gözlüğünü hemen pardösüsünün içine atan İvan, diğer cebinden demir bir kap içinde aynı tip kemik çerçeveli bir gözlük çıkarıp taktı.
Dünyanın netleşmesine sevinen İvan –ki aslında ismi bu değildi- arka kapıya doğru ilerlerken. Katilin ismin, daha doğrusu Rusya ve Ukrayna çevresinde kullandığı ismini nasıl bildiğini merak etti. Yoksa bu Şirketin bir tuzağı mıydı ? Yada başka düşmanların ? Bilmiyordu. Fakat öğrenecekti kafasına koyduğunu yapmasıyla ünlüydü. Yaxley öldürülmüş, kendisini de öldürmeye çalışmışlardı. Sıranın kime geçtiğini merak ediyordu doğrusu ama sirenler buraya varmadan da gitmesi gerektiğini de biliyordu.
Bunun için hızlı adımlarla arkadaki ara sokağa çıkan çıkışa doğru gitti. Köşeyi döndüğünde arka kapının ardına kadar açık olduğunu ve içerisinin karla dolduğunu gördü. İçinden yağan kara küfretti. Bu kar yığını onun ayak izlerini bir tabela dikmiş gibi gösterecekti. Lanet olası kar diye düşündü acı acı. Havanın kararmaya başlamasından burada uzun saatler geçirdiğini anladı. Derin derin iç çekti koyulaşan geceye bakarken derin derin iç çekti.
Her zaman iç güdülerine güvenen İvan, bu günün kar ve kan ile geçmesinin gelecek günler için hiç de iyi olmayacağını düşünerek, dışarıya doğru ilerledi…
2 comments so far
Leave a reply