Büyücü Savaşları – 6
“Büyücü Savaşları”nın önceki bölümlerinde…
Elf kralı Gulthar, iç savaşın çıkmasına engel olması için büyücülerden yardım istemişti, ancak büyücülerin Reven’e gelmesi asi elfleri iyice kızdırmıştı…
“İç savaşın çıkması an meselesi.”
Büyücü heyetinin başında deneyimli büyücü Caster vardı…
“Belki de onlara istediklerini vermelisiniz.”
Büyücüleri Reven’e çağıranın aslında elf kralının görünümünde olan Aegron isimli bir kızıl elf olduğu ortaya çıkmıştı…
“Şimdi onlardan önce hazineyi biz bulmalıyız. O insan büyücü artık benim en başından beri elf kralı olmadığımı öğrenmiştir.”
Caster, Efla isimli ölmüş bir elfin bedenine yerleşmiş olan elf kralı Gulthar’ın, orman elfleriyle birlikte yaşayan oğlu Moonwhisper’a ulaşmasına yardım etmişti, ama babasını tanımayan Moonwhisper özbabasını öldürmüştü…
“Oğlum, çok güçlü ve cesur olmuşsun… Seninle…”
“Ne dedi sana, Moonwhisper?”
“Sadece saçmaladı.”
“Büyücü Savaşları” devam ediyor…
6. Bölüm “Illyra”
Caster orman elflerini takip ediyordu, başka çaresi de yoktu zaten. Arkadan gelen bir grup orman elfi de Efla’nın cesedini taşıyordu. Aslında o elf kral Gulthar’ın ta kendisiydi, ama kimseyi buna inandıramazdı Caster, kralın özoğlu olan Moonwhisper’ı bile.
Yarı-elf Edmond, orman elflerinin reisi, onları bekliyordu. Reis, kral ile aynı anlama geliyordu ama orman elfleri “kral” sözcüğünü soğuk buldukları için daha samimi olan “reis” sözcüğünü kullanırlardı.
“Beni dinlemelisin, Moonwhisper. Gerçeği öğrenmek gerekiyor, demin öldürdüğün kişi aslında yüksek elf kralı Gulthar idi ve sen de onun öz oğlusun.” diye fısıldadı Caster, Moonwhisper’a.
“Buna inanmamı bekleyemezsin, öz babamı öldürmüş olamaz.” dedi Moonwhisper ve daha fazla büyücünün saçmalıklarını dinlememek için yanından ayrıldı.
“İnsan büyücü ve öldüğü halde bedeninden yayılan enerjiye bakılırsa bir kızıl elf, biliyor olmanız gerekirdi, bu bölgeye girilmesi yasaktır, hele hain elflere hiç izin veremeyiz.” diye söze başladı Edmond.
Ne de uzun devrik cümleler kuruyor bu, diye içinden düşündü Caster. Ardından: “Yine de bu hemen yaylarınızı bize doğrultmanızı haklı çıkartmaz.” diye kendini savundu.
“Burada bizim yasalarımız geçerlidir.”
“Peki, bana ne yapacaksınız?”
“Bizim yerimizi gördün, buradan ayrılmana izin veremeyiz. Üzgünüm, bay büyücü.”
“Ne demek şimdi bu? Orklar bile daha mantıklı karar verirlerdi bu durumda, beni sırf sizin üstlerine sinekler tünemiş kutsal ahşaptan binalarınızı gördüm diye öldüremezsiniz.”
O sırada insan bir korucu koşturarak yanlarına geliyordu. Elfler onun geçmesine izin verdiler. Korucu: “Saygıdeğer reis, burada neler olduğunu söyler misiniz?” diye sordu.
“Merak etmeyin, genç korucu. Bölgemize izinsiz girmiş bir büyücü sorunumuz var da sadece.” diye yanıt verdi reis.
Korucu, Caster’a bakarak: “Bu gerçekten de inanılmaz. Caster! Büyücü şapkasının altında kurbağaları gizlice okuluna sokmaya çalışırken her seferinden yakalanan dikkatsiz kuzenimin burada ne işi var?” dedi şaşkınlıkla.
“Illyra! Korucu olmak için on yaşında gizlice evden kaçan doğa aşığı kuzenimin esas ne işi var burada?” diye karşılık verdi Caster.
“Illyra, lütfen bana yardım et. Anlatmaya çalışıyorum, inanmıyorlar. Gulthar ile buraya varmaya çalışıyorduk, ama orman elfleri bize saldırdılar ve Gulthar öldürüldü. Bir kızıl elf ile onun gnom yardımcısı da kralın oğlu Moonwhisper’a zarar vermeyi planlıyorlar.” diye anlattı Caster, başından geçenleri.
“Gulthar mı? Nedenen baştan bana bunu söylemedin ki?” dedi Edmond sinirle ve orman elfleri tarafından getirilen Efla’nın cesedine yaklaştı. Bir kaç dakika onun başında bekledi, sonra da: “Büyücü haklı, gerçekten de yüksek elf kralıymış.” diye belirtti.
Moonwhisper, kaskatı kesilmişti ve bir şey diyemiyordu. Illyra, Moonwhisper’ın yanına geldi ve onu sakinleştirmeye çalıştı: “Bunu bilmiyordun.”
Moonwwhisper bir şey demedi, ağlamıyordu da ya da en azından ağlamamak için uğraşıyor gibiydi. Caster, Edmond’a dönerek: “Bir şeyler yapılamaz mı?” diye sordu.
Edmond ciddiydi: “Sadece tek bir alternatif var, bay insan büyücü. Ya öleceksiniz, ya da bu durumu düzelteceksiniz.”
6. Bölümün Sonu!
Not: Maceranın ilk kısmı böylece bitmiş oldu. Devamı eğer istenirse gelecektir, ama yorumlara bağlı bir durum bu…
Tags: Büyücü Savaşları, Safiel Persoul
2 comments so far
Leave a reply