Büyücü Savaşları – 2
“Büyücü Savaşları”nın geçen bölümünde…
Elf kralı Gulthar, iç savaşın çıkmasına engel olması için büyücülerden yardım istemişti, ancak büyücülerin Reven’e gelmesi asi elfleri iyice kızdırmıştı…
“İç savaşın çıkması an meselesi.”
Büyücü heyetinin başında deneyimli büyücü Caster vardı…
“Belki de onlara istediklerini vermelisiniz.”
“Nasıl yani, onların kızıl elflerin yanına mı gitmelerine izin vereyim? Elflerin tarihlerini unuttunuz sanırım. Onlar hain elflerdir, damarlarında hırs ve öfkeden başka bir şey akmaz.”
Elflerin eyleminin uzaması üzerine Caster, artık bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyordu…
“En azından bizim olaya müdahale etmemize izin verin.”
“Ne yapmayı düşünüyorsunuz ki?”
“Büyücü Savaşları” devam ediyor…
2. bölüm “Efla”
Caster eylemci elflerin karşısına çıktığında elfler şaşkınlıklarını gizleyemediler. Elf kralı Gulthar yerine bir insan büyücü mü onlarla ilgilenmeye gelmişti?
“Sanırım yirmi yılda inşa ettiğiniz şu güzelim sarayı taşlamanız pek mantıklı değil.” diye söze başladı Caster.
Asi elflerin lideri öne çıktı: “Sen kim oluyorsun da elf kralı ile halkının arasına giriyorsun?”
Caster, konuşan elfi süzdüğünde onda garip bir şey fark etti. Bir büyü kalkanı ile çeviriydi, Caster ona yoğunlaştığında zihnini okuyamadığını anladı. Karşısındaki elf sıradan bir elften daha fazla büyüye hakimdi, pek de siyasete yönelmiş bir elften beklenmeyecek kadar fazla hem de.
Yüksek elflerde büyücüler, kralın danışmanları olarak atanan bir kaç seçkin elften oluşurdu. Bir de rahip ve rahibelerin bir kısmı lanet kırma ve iyileştirme büyülerinde uzmanlaşmışlardı. Ama karşısında dikilen elf zihin üzerine odaklı büyülerde uzmanlaşmış gibiydi, daha çok karşısındakinin algısıyla oynayan büyülerdi bunlar.
“Elfleri kışkırtan sen misin?” diye sordu Caster.
“Ben sadece gerçekleri dile getirdim, bana inananlar da peşimden geldiler. Siz büyücüler, biz elfleri köle yapmak istiyorsunuz.” diye karşılık verdi elf.
“Bunu burada yaşayan bir elfin demiş olmasını anlarım, ama sen buraya ait değilsin. Doğru tahmin ettim değil mi?”
“Bu ne cüret? Ben bir yüksek elfim, bu topraklarda doğdum.”
Caster gülmeye başladı. Her şey anlaşılmıştı. Elfe bakarak: “Siz kızıl elfleri tanımak çok kolaylaştı iyice, bu öfke ve kibriniz sizi ele veriyor.” dedi.
Etrafındaki elfler bunun üzerine geri çekildi. Ama eylemcilere liderlik eden elf, büyücünün ona “kızıl elf” yakıştırması yapmasından çok rahatsız olmuştu, hatta bunu bir aşağılama olarak gördüğü yüzünden okunuyordu. Caster ise elfin diyeceği lafı bekliyordu.
“Kızıl elf olsam bile, dediklerimin doğrululuğunu etkilemezdi. Ama beni herkes tanır. Benim adım Efla, burada doğdum ve gerekirse burada da öleceğim.” diye karşılık verdi Efla.
“Burada Efla diye biri yaşamış olabilir, ama bu onu öldürüp yerine geçtiğin gerçeğini değiştirmiyor.” dedi sakince Caster.
Efla bu sefer öfkeyle büyücüye baktı ve: “Bu kadarı yeter, buraya niçin geldiğinizi biliyorum.” dedi. Sonra etrafına: “Elf kralına suikast yapmayı planlıyorlar.” diye kışkırttı.
Caster bu söz üzerine kralı yalnız bırakmaması gerektiğini anladı ve saraya girdi. Gulthar, toplantı odasında Caster’ın eylemcileri sakinleştirmesini bekliyordu. Büyücünün aniden geri dönmesine şaşırmıştı.
“Diğer büyücüler nereye kayboldular?” diye sordu Caster, krala.
“Bilmiyorum, peşinizden gittiler bir süre sonra.” diye yanıt verdi Gulthar.
Caster, etrafa baktı ama büyücüler yoktu ortada. Sonra arkasını döndüğünde Gulthar’ın elinde bir bıçakla ona yaklaştığını döndü. Caster: “Napıyorsunuz?” diye bağırsa da geç kalmıştı, kral ilk saldırısını gerçekleştirdi ama Caster son anda geri kaçabildi.
Caster, kralın elindeki bıçağa yoğunlaştı ve bıçak kralın elinden düştü. Caster: “Size ne oldu böyle?” diye bağırdı ve o anda yerdeki kanları fark etti. Büyücü arkadaşlarının öldürüldüğü gerçeğini acı bir şekilde anladı.
O esnada Efla odaya girdi ve: “Bakınız, büyücü bizim kralımıza saldırıyor.” diye bağırdı arkasından saraya giren asi elflere.
Caster, Efla’yı ve odaya giren diğer asi elfleri tek bir bakışıyla geriye savurdu ve kapıyı kapattı. O sırada kral başını tutarak: “Bana ne oldu böyle?” diye sordu Caster’a.
“Keşke ben de yanıtını bilseydim.” diye karşılık verdi Caster. Krala biri bir büyü yapmıştı belli ki, hatta büyücü arkadaşlarını kralın kendisi bile öldürmüş olabilirdi.
Aklında bir sürü soru vardı. Kralın öyle davranmasına nasıl bir büyü neden olmuştu? Bunun eylemci elfler ve onların lideri Efla ile bir ilgisi var mıydı? Peki, diğer büyücü arkadaşları nasıl olmuştu da kendilerini koruyamamışlar ve ölmüşlerdi?
“Reven’den kaçmamız gerekiyor. Yoksa başımız büyük bir belaya girecek. Sizin büyücü dostlarımla benim de elflerle…” dedi kesin bir dille Caster.
2. Bölümün Sonu
Gelecek bölümde…
Efla bir kızıl elf mi?
“Onun peşine düşmem gerekebilir.”
“Bunu yapamazsın, o benim halkımdan biri.”
Büyücüleri, elf kralı mı öldürdü?
“Ben böyle bir şey yapmam.”
“Belki de sizin iradeniz dışında bir şey oldu.”
“Büyücü Savaşları” üçüncü bölümüyle çok yakında…
Tags: Büyücü Savaşları, Safiel Persoul
7 comments so far
Leave a reply