Archive for Ocak, 2010

31
Oca

Yazmak Üzerine Notlar -1

   Posted by: Walter    in Makale

Yazarken ne düşünürüz, Ne düşünürüz de akar beynimizden o hikaye. Bu çoğu kişi için farkıdır belki ama yaşadıklarımızın bunda payı büyük, izlediğimiz şeylerin, okuduğumuz şeylerin konuşulan şeylerin, arkadaşlarımızın dostlarımızın her şeyin etkisi büyük, ve rol yapma oyunlarına geçiş sürecinde oyun yönetici olmakta hikaye üzerine düşünmenizi ve kurgunuzu geliştirmenizi sağlıyor…

Öncelikle kafam rahat olmalı, yada kafamı sevdiğim, hoş müzikler doldurmalı ve düşünmeliyim zihnimin ardına bakmak ve oradaki resmi görmek. Biraz düşünün… Ne görüyorsunuz, gördüğünüz şeyi tüm ayrıntılarıyla hissedin belki de bu sizin büyük bir başlangıcınız olacaktır. Bu başlangıç Hikaye yazmadaki ilk şartı başarıyla geçmenizi sağlayabilir….

Bu ilk şart belirgin bir kurgudur elbette….Bu kurgu için zihnimiz de ne gördüğümüze bir bakalım.

Ben mi ne görüyorum ? Söyleyeyim, benim gördüğüm bir yol şu an. Bir tarafında 2 metrelik bir duvar ama eski taşlardan yapılma taşların boyutları farklı ve çok eski o kadar eski ki bir kısmı yıkılmak üzere. Duvarın diğer tarafından yükselen ağaçların dalları yolu örtecek kadar büyük. Diğer tarafı da uçurum sayılmasa bile düşerseniz kötü yaralanacağınız kadar yüksek, isterseniz bir de deniz eklenilebilir herkesin hayal gücüne göre farklılık gösteriri tabi bu durum.

Neyse devam edelim… Yanındaki duvar ne kadar eski olarak hayal ediyorsam yolda o kadar eski. Bir zamanlar taşlıkmış ama zamanla toprakla birleşir olmuş. Üzerini ağaçların, ( istediğiniz tür olabilir, Çam hariç ) yaprakları örtüyor. Hava soğuk değil ama yağmurlu yıpranmış hafif bir rüzgar yerdeki yaprakları havalandırıyor. Gece ay ışığı pek az etraf karanlık…

Mekanı böyle kurduk diyelim, önemli olan bu mekanın hikayede nasıl bir rol oynayacağı. Mekanda dikkat çeken ( ya da çekmesini umduğum) yerler; Gece, Eski Issız Yol Ve Duvar ve Yağmur, birde yere düşen yapraklar. Bu durum öykünün mevsimiyle ilgili bir ipucu da veriyor. Mevsim Sonbahar olarak görünüyor diyelim…

Elimizde ne var, Issız eski bir yol, gece ve yağmur…. Buradan ne çıkarabiliriz, Eski bir yolda kamp yapan bir grup maceracı, kulağa bayat korku filimi numarası gibi geliyor. Evet aklıma bir şey geldi, eski bir yol eski bir yere gider değil mi ? Buradan bağlantılı olarak eski bir yere giden birinin hikayesi yada bir habercinin hikayesi olabilir…

Sizin kendi dünyanız ve kendi karakterleriniz varsa elinizde onlardan birini bu duruma oturmak isteye bilirsiniz. Kendi adıma ben bunu genellikle yaparım, yeni bir karakter de oluşturabilirsiniz de tabi seçim sizin. Yazdığım bütün karakterlerin durumu ve gece ıssız yağmurlu bir yolda eski bir yere giden bir karakter….

Evet aklıma böyle karakter geldi, yağmurda ve karanlıkta bile duramayacak kadar acelesi olan, hırslı bir adam. Eğer hikayelerimi okuduysanız onu elbette tanırsınız. Güçlü, güçlü olduğu kadar da hırslı ve sabit fikirli, kafasına koyduğunu yapan bir adam. Büyücüler Kentinde; en Üst rütbeli ikinci kişi bir Kont. Adı Davis Marchans. Kurgu da karakterimizi belli olduğuna göre bir Kont korumalar ve araba eşliğinde yolculuk yapar. Hızlı ve acelesi olduğunu ve kendine aşırı derece güvendiğini varsayarsak. Korumaları atabilirisiniz ya da isterseniz konulabilirde tabi. Ama araba bu yağmurlu gecede Kont için şart ve bir arabacı, Şimdi bir arabacı düşünelim, böyle araba diyince aklıma 1800’lü yılların Amerika’sı geliyor, İster istemez kovboy filmleri, genelde yan karakterleri zihnimiz bir karede sabitler. Bir arabacı dendiğinde aklıma sanırım The Mask of the Zorro filiminde, Antonio Banderas’ın Zorro olmadan önceki abisiyle kurduğu çetedeki üçüncü kişi olan Dişleri pek olmayan Yaşlı bir adamın araba kullanma sahnesi geliyor aklıma.

Bu adamın adı pek önemli değil, ama dış görünüşü anlatırken en azından adamın görüntüsüne ait bir kare kullanmalısınız. Karakter olarak yılışık, hep şikayet eden, üstlerine nazik altlarına zorba olan klasik bir uşak olarak da düşünebiliriz. Arabacı böyleyken yağmur altında gece gece at sürmekten küfrede dursun. Biz arabanın gideceği yönü düşünelim bir..

Eski bir yol büyük ihtimalle, sadece Büyücüler ve hizmetindekilerin kullandığı bir yol, nereye gidebilir, Bu Kont’un büyük bir yolculuğa çıkmadan önceki durumu olarak düşünürsek Kont son sürat gizli bir yolda ne yapmaya gidebiliriz. Bir de büyücü olduğunu düşünürsek Gizli Antik kütüphanede bir araştırma yapmak, belki de bir şeyler çalmak hikaye gelişebilir ana kurgu bu diyelim…

Bundan sonra devamı hızla gelişecek ve bir dere gibi akacaktır. Kurgunun başını siz belirlersiniz ama sonuna doğru siz götüreceksiniz… Kolay gelsin….

29
Oca

Büyücü Savaşları – 1

   Posted by: catboy    in Hikaye

BÜYÜCÜ SAVAŞLARI

“Giriş”

Yıl 1785

Neirre gezegeninde kaos hakimdi o yıllarda. Yüksek elflerin yaşadığı şehir olan Reven’de iç savaş çıkmak üzereydi. Reven’i yüz elli yıldır yönetmekte olan Kral Gulthar zor durumdaydı, yüksek elflere yakın bir bölgede yaşayan orman elflerinden yardım istemişti, ama orman elflerinin kendi sorunları vardı. Ondan Gulthar’a yardım etmeyi kabul etmemişlerdi.

Gulthar da son çare olarak büyücülerden yardım istedi. Mithas şehrinin yönetimi büyücülerin elindeydi iki yüz yılı aşkın süredir. Büyücüler yardım isteğini geri çevirmediler, ama kesin olarak yardım etmeden önce Reven’deki durumu araştırmaları için bir büyücü heyeti yollamayı uygun buldular. Büyücü heyetinin başında büyücü Caster vardı…

1. Bölüm “Reven’e Varış…”

Caster, her biri farklı renklerde olan üç elmasla süslendirilmiş asasını elinden bir an olsun bırakmıyordu. Bu asayı ona yıllar önce efsanevi bir büyücü olan Safiel Persoul emanet etmişti. Normal bir büyücü asasından pek bir farkı yoktu. Mor, pembe ve beyaz renkteydi asanın üstündeki elmaslar ve elmasların bir özelliği de yoktu asayı süslemekten başka. Ama Safiel gibi üç elmaslı asa da büyücü tarihinde yerini almıştı. Şimdi Caster bu asanın koruyucusuydu.

Reven Kralı Gulthar çok yaşlanmıştı. Kırışık dolu yüzünde endişe ve korku vardı. Caster bunu fark etmekte zorlanmamıştı.

Elflerin tarihinde ilk defa barışçıl olarak bilinen yüksek elflerde ayrılık söz konusu olmuştu. Bir grup yüksek elf, Reven şehrinin artık elflerin başkenti olarak geçmesini doğru bulmuyordu. Ekonomik ve siyasi yönden her yere uzaktı bu şehir. İnsanlar, Henter madenlerini orkların elinden almayı başardığından beri yükselişe geçmişti, elfler fakirleşmiş ve daha kötüsü insanların sömürgesi olmaya başlamıştı. Bir tek orman elfleri ile kendilerini çok üstün ırk olarak gören kızıl elfler, insanlar tarafından ezilmiyordu.

Gulthar’ın iç savaşın çıkmasını engellemesi için insan büyücüleri çağırması asi grubu iyice sinirlendirmişti. Bir kısmı orman elflerine sığınmayı, hatta kızıl elflerle ittifak kurmaktan yana bir düşüncedeydi. Büyücülerin Reven’e ayak basmasıyla da asi düşüncelerin yerini şiddet almaya başlamıştı.

Caster ile büyücüler heyeti, Gulthar’ın sarayında ağırlanıyordu. Soğuk çay iyi gelmişti. Çünkü hava çok sıcaktı. Caster’ın en az üç bardak çay içmesinin ardından toplantı salonuna geçildi. Sarayın dışından sesler duyuluyordu. Asi bir grup, eylem yapmaktaydı.

“Büyücüler Reven’den dışarı!”, “Aşağılık insanlar, bizi rahat bırakın”, “O asalarınızı kırmadan defolup gidin” eylemcilerin ellerindeki pankartlardan bazılarına örnekti.

“İç savaşın çıkması an meselesi.” dedi hüzünlü bir sesle Gulthar.

“Belki de onlara istediklerini vermelisiniz.” dedi Caster, düşünceli bir sesle.

“Nasıl yani, onların kızıl elflerin yanına mı gitmelerine izin vereyim? Elflerin tarihlerini unuttunuz sanırım. Onlar hain elflerdir. Yıllar önce büyük bir katliam yaparak kendi elf kardeşlerini öldürdüler, onlar da bir zamanlar yüksek elflerdendi. Ama artık Kızıl elflerdir, çünkü damarlarında hırs ve öfkeden başka bir şey akmaz.” diye karşı çıktı Gulthar.

“Belki de bu kızıl elflerin yüksek elflere oynadığı bir oyundur.” dedi Caster’ın yanında oturan genç büyücü.

“Buradaki elflerin büyük bir çoğunluğu ise insanların bize bir oyun yaptığını düşünmektedir.” diye karşılık verdi Gulthar azarlayıcı bir ses tonuyla.

“Bu kadar yeter, en iyisi gidip eylemcilerle bizim bir görüşmemiz. En azından bizim niyetimizin iyi olduğunu anlasınlar.” dedi Caster ayağa kalktı.

Ayağa kalkmasıyla yere eğilmesi bir oldu. çünkü eylemciler sarayın pencerelerine taş atmaya başlamışlardı bu sefer de.

“Büyücüleri bize verin, elflerin merhametini gösterelim onlara.” diye bağırıyorlardı elfler.

“Bu iş çığırından çıkıyor, bir şeyler yapmak zorundasınız elf kralı.” diye uyardı Caster.

“Ne yapmamı istiyorsunuz, askerlerimi gönderip kendi halkıma mı saldırtayım?” diye karşılık verdi Gulthar.

“En azından bizim olaya müdahale etmemize izin verin.” dedi bu sefer Caster.

“Ne yapmayı düşünüyorsunuz ki?” diye sordu şüpheyle Gulthar.

1. Bölümün Sonu


Gelecek bölümde…

Eylemin arkasında daha büyük bir şey olduğu ortaya çıkacak…

“Elf kralına suikast yapmayı planlıyor olmalılar…”

Her şey Caster’a bağlı ve acele etmesi gerekiyor…

“Reven’den kaçmamız gerekiyor, yoksa başımız büyük bir belaya girecek…”

“Büyücü Savaşları” ikinci bölümüyle çok yakında…

Tags: ,

23
Oca

Bilinmezler Duvarından Yazılar

   Posted by: catboy    in Şiir

Bir kez geldi mi
bir daha dönüşü olmaz derler
belki de haklılardır ama bilemezsin
sana sormazlar, iznini almazlar
çünkü seni bilmez zannederler
aslında asıl onlar bilmezler
seni tanımamışlardır hala
belki de senden korkuyorlardır
bilemezsin